DAR'ÜL ERKAM NEDİR? NASIL BİR KİMLİĞİ VARDIR ?

DAR'ÜL ERKAM NEDİR? NASIL BİR KİMLİĞİ VARDIR ? DİN
0,0
13.04.2013 07:16:51
A+ A-

 

Darül Erkam Kimliği İlkini Hz. Muhammed’in(SAS) Mekke’de kurduğu Dar’ül Erkam Kişiliği nedir? Nasıldır?

Bu bir sahaba anlayışı ve hayat vizyonudur. Hayatın merkezine Kuran’ı almak ve Kuran Ayetleri ışığında hareket ederek tüm yaşamı bu süzgeçten geçirme anlayışıdır. Bu bağlamda Dar’ül Erkam kişiliği haftalık belirlenen toplantılarda Kuran ayetlerinin iniş sırasına göre okunması ve köpürtülmesi konusunda geri durmaz.

Hastayım, işim var, teyzemgil geldi, Fener’in maçı var gibi bahanelerle Ajandasının başına kendini veya sevdiklerini koyamaz. O ajandasının başına Allah’ı ve Vahyi yazmıştır. Zira şu an yaptığı amelin ilerdeki nesillere yapacağı sosyal etkisini unutmaz farkındadır.

Dar’ül Erkam Kişiliğine sahip biri vahiyle aydınlanan bir dünya kurmak için yola çıkmıştır. Değişime önce kendinden başlamıştır. Kendi beyninden ve yüreğinden. Yüreğinden başladığı değişim ve dönüşümde samimi yürekler arar kendisinin ki gibi. Samimi dedimya AHLAK VE ADALET’e sahip yürekler bulur. Onun samimiyetsiz ve cenneti put etmiş adamlarla işi yoktur. Cennet dahi verilmese Allah’ın mesajı için ADALET yolundan yürür DARÜL ERKAMKişiliği. Yeryüzüne bakar o, ormanlara, ırmaklara, sokaklara, caddeler, binalara, evlere, parklara bakar sonra. Aradığı çalışma alanı tüm yeryüzüdür. İnancı camiye sıkıştırmamıştır. Perşembe geceleri zikir  çekmelerede sıkıştırmamıştır o. Bireysel sevabın peşinde değil Allah’ı sevindirecek sosyal sevabın (ameli Salih’in peşindedir).

Dedim ya cennet peşinde değildir o, iyi dedi veya desin diye de değildir yaptıkları. Olması gerekeni yaptığına inanır eşyanın tabiatine uygundur düşündükleri ve yaptıkları. Eşyanın yaratılış amacını düşünerek düşünür, aklıyla görür ve bakar kalbiyle hisseder ve cesaretle yürür yolundan.

Mesleği zalim ve kötü olanla mücadele etmek ve eşyanın tabiatına aykırı olanları devirmek olan darül Erkam neferi asla terörü ve terörizmi benimsemez. O yaşa ve yaşatı benimser. Benliğini başkalarının varlığı ve daha iyi yaşaması için harcar, bunu yaparken başkalarına ve onların hayatlarına zarar vermez. Değişimin ve dönüşümün tepeden silahla olacağına inanmaz, değişimin ve dönüşümün kalplerde ve kafalardan olduğuna inanır. Bu görüşüyle silahla devrim yaparak insanları zorla değiştirmeye kalkan Marksist devrimcilerden temelde ayrılır.

Dünyayı daha yaşanılır kılmak için kalpleri ve kafaları değiştiremeyen ideoloji silaha sarılır ancak.

Kuran’ın mesajının anlaşılması ve toplumun düşüncesinin ihyası için silaha asla gerek yoktur. Bu Vahyin genel felsefesine aykırıdır. Zorla müslüman ve anti emperyalist yapılamaz bir halk. Yada silahlı mücadele sonunda ölenlerin kanlarının üzerinden de pay çıkartılamaz. Bundan kazanılan zafer alçakça ve ahlaksız bir zafer olur ki, İslam tarihinde böyle bir zaferi ilk kazanan Hüsyin’in katili Yezit olmuştır.

Darül Erkam neferi bilmeliki, her attığı adımın kendi tarihini yazdığını, ve ümmetin ortak tarihinin gönüldaşlıktan ve diğergamlı samimiyetten geçtiğidir.  Vahye dayalı samimi işler çıkartmek için hiçbir şey engel değildir. Ne zaman, ne para, ne şartlar salih amel çıkartmak için engel olamaz. Salih amel bazen yardım sosyal faliyet ve hayır derneği kurmaktır bazense Youtube’a Hz. Muhammed’i ve Kuran’ın tezlerinin haklılığını ortaya koyan video eklemektir. Akla gelen ve hayırlı olan her sosyal faaliyettir bu.

Darül Erkam’ın amacı kendi üyesinin “ben bugün şu an Allah için ve onun sevgisini kazanmak için ne yapabilirim”dir.

Yapılacak olan tüm eylemler, salih ameller bu perspektifte Allah’ı memnun etmek için olmak zorundadır, birini ya da birinerini memnun edip göze girmek için olamaz. Çünkü yaptığımız amel – eylem salih olmadıkça etkisi uzun soluklu olamaz. Olmadığında da işe yaramaz.

Darül erkam Neferi daha lüks araba almak veya daha lüks evde oturmak için kendini bankaların kölesi yapmaz. Asla ne kendini ne ailesini Bankalara borçluluk duygusunu arttıran ve Allah’a borçluluk duygusunu azaltan faizle kredi almak gibi eylemlere karşı olabildiğince uzak durur. Faizin anasıyla zina etmek kadar günah olduğunu bilen kişi onun aslında yetimlerin, yoksulların, gariban ve fukaranın hakkından çalmak olduğunu ve zekatın bereketini emdiğini bunu bilen bankaların ve bankacılık sisteminin insanı köleleştirme amacı güttüğünü görür. Tüm dünyada ki sözde baharların arkasında finans sektörlerinin ekonomik sisteme dahil etme amacı olduğunu görür. Banka kartı ile alış veriş yapmaktan sonuna kadar uzak durması gerektiğini bilir.

Ne Yapmalı? Nasıl yapmalı ve Kiminle yapmalı sorularının net ve yalın bir cevabının verdiği Vahiy kültürü her dönemde kötünün ve iyinin aktörlerinin nasıl olduğunu iyi görmenin bizi daima sıratı müstakimde tutacağını anlamamız gerek.

Allah’ın 99 adının sırat yolunu aydınlatan sokak lambaları olduğunu bilen Darül Erkan neferi, Mekke ve Medine Sahabeliğini, Muhacir ve Ensar kardeşliğini faşizme karşı birleştirebilecek, hem ülkemizde hem de tüm dünyada barışın temini sağlayacak ve temeli olan AHLAK ve ADALET’in yayılmasına en büyük katkıyı sağlayacaktır.

Zaman zaman gerek atasının dinine uyan ve Hadisleri ayetin önüne koyan klasik bakış açılarına sahip Müslümancıklardan, ya da kendini ilerici sanan ve inanmayı beyinsizlik olarak gören eskiye ait ne varsa (iyi bile olsa)çarpık devrimcilik anlayışı ile yıkmayı hedefleyen ve vahyi asala anlamayacak olan kişilerin klişe saldırıları ve tehditleri karşısında da yılmamak ve cesaretle göğsünü siper etmek Erkam gençliğinin presibidir.

İşte bu ilkelerle profesyonel sahabe olunur. Bu ilkeler bzi Hz. Muhammed’in çağlar önce belirttiği “Sizler –sahabeler- benim arkadaşımsınız, Benim kardeşlerim gelmedi daha” dediği onun kardeşi olma liyakatine bizi erdirir. Hz. Muhammed’e kardeş olmak onu çağlar sonrasından şeklen sünnetine bağlı olmakla değil özden kalple bağlı olmaktan geçtiğini, kendini bireysel bazı ibadetlere sıkıştırmakla değil vahyin tümünü hayata tedricen uygulamak ve toplumun ihyası için debelenmekten geçtiği şeklinde yorumlamak Darülerkam gencinin ana prensibidir.

Bu kesinlikle 4 unsuru ister. SAMİMİ olmak için AHLAK ve ADALET. Samimiyetin getireceği imanı sürekli tutmak için UMUT VE GÜVEN.

Zaten bu dört unsuru bulamayan günümüz insanı stres bunalım ve daraları yaşamaktadır.

Darül Erkam’ın yolcusu için katılımlarında ve amellerinde profesyonellik, kararlılık, disiplin, vahiysel ilkelilik, sorumluluk, vahyin ilkelerine ve iradesine uymak olmazsa olmaz koşullardır.

Darül erkam sahabe mesleği ancak mal hırsı, kibir, şehvete yenilme, öfkeye kapılma ve ayrımcı zihniyetlerle darbe yer. Bu yüzden Sahabe mesleği babalarınında ateşte olduğunu görerek atasını kutsamaz, atalarının veya kendi yaptıklarının süreçleriyle ve sonuçlarıyla övünmez.

Darül erkam davasının sahibi varlığını vahyin prensiplerine ve onun hayata geçirilmesine adamıştır.

Düşlerimizin rengi bizi belirler.

Bu yolcunun düşlerinin rengi umudun mavisi, hayatın yeşili hüznün şeffaf damlasıdır ve her türlü zulmün kızılına ve cehaletin karasına fakirliğin gri dumanlı rengine savaş açarak, vahiy derleriyle cehalete, paylaşım ve yardımlaşmayla Fakirliğe karşı savaş açmış en büyük mücahittir. Bu ise en büyük cihattır.

Bize dayatılan hayat düzenine “LA” demenin başı zaaflerımızı görmekten geçtiğini ve bunlarla yüzleşmek ve düzeltmek çabası içinde olduğumuzu bilmemiz gerekmekte.

Kapitalist maddeci sistem en çok bizleri tehdit etmekte. BAKARA Suresinin bu sebeple 2. sıraya konduğunu anlamamız, sermayeyi kapitalistleşerek İslama secde ettirmeye kalkarken yeteri kadar güç kazanmak için dünya ekonmik sistemine secde edenler gibi olmadan, secde istikametini KABE ve onun prensiplerinden koparmadan ilerlemez öncelikli adımdır.

Bizler kendimize Müslüman diyoruz. Bunu neden söylüyoruz. Bizler kapitalizme,  paraya, kibre, fahşaya, zulme, ırkçılığa, ayrımcılığa mezhepçiliğiğe cemaatçiliğe değil sadece Allah’a teslim olduk, ona güvendik ve ondan umut ediyoruz. Bu yüzden müslümanız.

Bu teslimiyet, bireyci olmak değil toplumcu olmaktır. Cem olmak, cümle olmak, cami olmak, Cuma’da toplanmak, hep bir olmak beraber olmak toplanmak ve toplu olmakla önem kazanır. Vahyin SAFFAT suresinde belirttiği “saf” olmak demek “bön ve salak” olup bizi Allah adına söğüşlemelerine izin vermek değil bizzat omuz omuza durmak ve kendinden vaz geçip yanındakileri düşünmek ve önceliği onlara tanımak demektir. SAFFAT demek “safla”, demektir. “Salak”lar demek değildir. Saffat demek, cem olmak cami olmak Cuma olmak, cemadat olmak demektir. Yani CM köküyle bir araya gelmek demektir, ortak olmak ve vahyiortak yaşamak demektir. Bu yüzden VAHİY bireyciliğe karşı çıkan en önemli duruştur.

İslamda her ibadet toplu yapıldığında değeri artar ve ameli salih olur.

Allah namazın saflar halinde kılınmasını bu yüzden ister.

Vahyin hedefi insanın kendine gelmesini sağlamaktır. Hiçbir şeye sahiplenemeyiz. İnsan Allah’a ait olan tüm varlığa sahiplenmeye kalktığında sapıtmıştır.

Sahip olduğunu sandığı bilgi, para, şehvet, güç, ırk onun değil Allah’tan geldiğini görememektedir. Kazançlar ancak Allah rızası için paylaşılınca hem çoğalır hemde Rabbin rızası kazanılır.

Bilgi öğrettikçe öğretende daha da derinleşir.

Para paylaştıkça toplumsal zenginlik para akış hızının artması işsizliği önleme genel bereket demektir.

Cinsellik aile kurulunca ve paylaşınca çocukların olmasını ve aile bereketini arttırır.

Öfke, zalime karşı hep birlikte kullanıldığında zalimi durdurur ve zulüm durulur ve toplum “duru” olur.

Bu davayı yüklenen Darül erkam yolcusu zamanını boşa harcamaz, harcayamaz. Boş oyunlarla zaman harcamak ona göre değildir. Bu sorumluluk çizgisini aşmak demektir.

Kendimize bir başarı hedefi koyamayız, başarmek istediğimiz noktaya ulaşınca boşluğa düşeriz o yüzden başarmak odaklı olmayız, süreç ve çaba odaklı davranmaz zorundayız. İbrahim'in yanan ateşini söndürmek zorunda olan Karınca gibi süreç odaklı olmalıyız, umudu yitirmeden.

Mağaranın kapısında duran yumurtalarını evlatlarını bile feda eden güvercin gibi fedakar olmak zorundayız.

Çabayla ter döken örümcek gibi neyi önce neyi sonra yapacağımızın önemini fark etmeliyiz. Başarı Allahtandır evet ama bizler yaptığımız işi en güzel şekilde yapmak zorundayız. Bu sorumluluk demek.

Allahın bize verdiği tüm haslatleri ahyin yolunda kullanmak zorundayız.

Aklı kibirlenmek için değil öğrenmek için tevazuyla hikmete ermek öğrenmek bilgi edinmek ve bilginin oturması için öğretmek için kullanmak.

Malı, övünmek ve caka satmak için değil, kazandıkça yardım etmek ve paylaşmak için.

Şehveti, gününü gün etmek için değil kendini tatmin etmek için değil evlenmek ve islamın en önemli kurumu AİLE ve PAYLAŞIM yeri olan birlikteliği kurmak için.

Öfkeyi, zalime karşı kullanmak için.

Irkımızı, aidiyet duygumuzu övünmek için değil kültürek zenginlik olarak görmek. Başka ırkların, dillerin ve kültürlerinde öğreteceği çok şey ve bakış açısı olduğunu bilmek ve yabancı dil ve kültürleri tanımak için olduğunu bilmek.

En derin sevgi ve saygılarımla

 

Ayhan Özcimbit

Not: Lütfen aşağıdaki yazımıda okuyunuz

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.