Değişen Dünyada Değişmeyen Hoca: Cübbeli Ahmet

Değişen Dünyada Değişmeyen Hoca: Cübbeli Ahmet DİN
3,0
16.02.2013 07:17:48
A+ A-

 

Allah, yarattığı kullarına doğruyu ve yanlışı anlatmaları için peygamber ve onunla beraber insanlığa kılavuzluk edecek kutsal bir kitap gönderir. Ama Kuran'ın ifadesiyle, "kendisine sürekli kötülük yapmayı emreden" bir nefsin sahibi insanoğlunun azıp yeniden yoldan çıkması uzun sürmez. Bunun üzerine Allah bir öncekiyle benzer mesajlar içeren yeni bir kutsal kitabı ve peygamberi bu sefer başka bir dilde ve coğrafyada yeniden gönderir.

İşte büyük din adamları ve ilahiyatçılar Tanrı'nın peygamberleri aracılığı ile değişik dillerde gönderdiği evrensel mesaja yoğunlaşırlar ve " insanoğlunu birleştiren öğelerin, ayıranlardan çok çok daha fazla olduğunu" bize sürekli hatırlatırlar. Hucurat Suresi'ndeki, "Biz, birbirinizi daha iyi tanıyasınız diye sizi şube şube, kabile kabile yarattık" ayetini çok iyi bildikleri halde, bunun arkasında yatan derin manayı ya görmeyen, ya da görmek istemeyen küçük din adamları da hitap ettiği küçük cemaatinin dışındaki herkesi hiçe sayarlar, aramıza sevgi değil, nefret, kin ve korku salıp bizden az biraz farklı olan diğerlerini küçümserler.

Cübbeli olarak tanıdığımız Ahmet Mahmut Ünlü Hoca da, ikinci sınıfa giren işte bu küçük din adamlarından biridir. Aslında büyük bir alim olan, din bilgisine herkesin şapka çıkaracağı Cübbeli Hoca, üzülerek ifade etmeli ki bütün insanlığa gönderilmiş, herkesi kucaklayacak İslam dininin evrensel mesajlarını anlayabilmiş bir din adamı değil, aksine "kafasını skolastik bir bataklık içine saplamış bir medrese hocası"dır.

Ve böyle birisi olduğu içindir ki kendisi internet, Twitter, televizyon gibi Batı medeniyetinin icatlarını çatır çatır kullanırken ve bu sayede milyonlarca insana ulaşırken, İslam dininin en temel felsefelerinden biri olan sevgiyi kutlayan bir gün için "bir papazın icat ettiği sapık bir gündür" diyebilmiş ve bu günü kutlayanları, Kurtuluş Savaşı sırasında milleti, ülkeyi işgal eden güçlere karşı bir araya toparlamak gibi önemli bir görevi icra eden ama sınırların eridiği, ırkların, milletlerin, dinlerin birbirine yakınlaştığı günümüzde hiçbir fonksiyonu kalmamış gavur kelimesiyle niteleyerek, "her şeyin nereden geldiğine, patentine bakmak lazım" deyip bizleri uyarmıştır.

Peki hocam, "bu işi kazıdığınız zaman altından gavurluk çıkar" dediğiniz Sevgililer Günü'nün nereden geldiğine bakalım ama şahsınıza atılmış bir iftira olduğuna inandığım için beraber olduğunuz iddia edilen Beyaz Rus kadınlarının patentine bakmayalım ama evvelden Çarşamba'da küçük bir cemaate vaaz verirken şimdi sayesinde milyonlarca kişiye ulaştığınız Twitter'in, internetin ve televizyonun patentine bakalım. Keyfini sürdüğünüz jet ski'lerin ve bindiğiniz Porsche Cayenne'lerin nereden geldiğine bakalım, gavur icadı mı değil mi iyi araştıralım.

Yanlış anlaşılmasın, İslam dininin, zengin olmayla ve mal biriktirmeyle hiçbir sorunu olmadığı için ne benim ne de bir başkasının Cübbeli Hoca'nın malına, mülküne, zenginliğine bir şey söyleme hakkımız yoktur. En başta peygamberimiz bir tüccardı, hile karıştırılmadığı, doğru dürüst yapıldığı sürece ticareti ve para kazanmayı tavsiye ediyordu. Bu yüzdendir ki damadı ve üçüncü halife Hz. Osman oldukça zengindi.

Bu sebeple bizim de ne Hoca'nın iki karısıyla Uludağ'daki yaptığı tatille, ne de Beykoz konaklarında 5 katlı süper lüks villasıyla bir sorunumuz olabilir. Bizim anlamakta zorlandığımız, Cübbeli Hoca'nın mesajını geniş kitlelere ulaştırmak için medyayı kullanmada gösterdiği oldukça başarılı ve modern hayat tarzının kendisine sunduğu imkanları kullanmada inanılmaz rahat olduğu halde, neden artık camide önündeki yüz-iki yüz kişiye vaaz vermediğinin farkına varmadığı ve mesajını geniş kitleleri kucaklayacak şekilde değiştirmediği?

Değişsin derken, İslam'ın temel şartlarından ödün vererek beş vakit namazı üçe, otuz günlük orucu ona indirmesini kastetmiyoruz. Ama hoca, dininden ve kültüründen ödün vermeden pekala, zamanın ve şartların değişmesi sonucu artık çok daha geniş kitlelere hitap ettiğinin farkına varıp bozuk plak gibi yıllardır tekrarladığı, "gavur, papaz, misyonerler, dinimiz elden gidiyor, vatan istila altında" gibi modası asırlar önce sona ermiş söylemleri bir kenara bırakabilir.

Tabi kimse, çapını bildiğimiz Cübbeli'den, "Beni skolastik bataklığı içine saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, asr-ı hâzir fen ve felsefesiyle meşgul oldum" diyen Said-i Nursi'ninkisi gibi bir vizyon beklemiyor ama hoca, en azından bizi olmayan tehlikelerden korkutmak yerine, sevgililer gününde, "gelin size gerçek sevgi nasıl olurmuş, anlatayım" diyerek üzerine ciltler dolusu kitap yazılabilecek İslam'da aşk üzerine konuşabilir(di).

İşin garibi ne biliyor musunuz? Cübbeli Hoca'nın "gavur icadı" diyerek tehlikelerinden bizi uyardığı, evlilik öncesi ilişkiyi ve zinayı teşvik ediyor diye bizi korkuttuğu hatırasına sevgililer günü kutladığımız Aziz Valentine, Roma İmparatorluğu döneminde evlenmeleri yasak olan askerleri evlendirdiği için hapse atıldı ve yargılandı. Şimdi Aziz Valentin'in yaptığı ile, "evlenin, çoğalın" ve "Bir kimse evlenince imanın yarısını tamamlamış olur. Artık diğer yarısı için de Allah'tan korksun" hadislerinden ne farkı var?



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.