DEHŞET BİR AYET VE ÜÇ HİKMET?

DİN
0,0
01.11.2012 06:33:00
A+ A-

 

  Geçen Kurban Bayramı Tatilini fırsat bilerek Kahramanmaraş'ta ikamet eden babamı ziyarete gitmiştim. Hem sıla-ı rahim yaptık, hem de bayram kutladık. Çok da güzel geçti.  90 yaşını çoktan geçen babamı, kardeşimi ve ailesini ziyaret etmek, ayrı bir mutluluk vesilesi oldu. Allah kardeşim ve ailesinden razı olsun babamıza çok güzel ve layık-ı veçhi ile baktıklarını görmek beni ayrıca memnun etmiştir.

             Evde otururken TV seyrediyordum, haberlerde sn. başbakan Van ilinde depremzedelere yaptıkları konutların anahtarlarını dağıtıyordu. Trakya'da yağmur yağmış, sel felaketinden çok yer zarar görmüş, bir vatandaşımız sele kapılıp boğulmuş, Şırnak'ta teröristlerle çatışma çıkmış, bir polis şehit, 8 terörist etkisiz hale getirildiğini spiker anlatıyordu.Bunları dinledikten sonra Kahramanmaraş Namık Kemal Mah. Yeşil Camii'ye, cuma namazımızı eda etmek için gittik.

           Hoca efendi kürsüde vazediyordu, Enam Suresi ayet 65: De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azabı göndermeye yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, ayetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar.. .

         Ayeti kerimeyi açıklıyordu, eğer siz Allah ve Resulunu dinlemez, ondan uzaklaşırsanız;  Allah (c.c.) üstünüzden size yağmur, rüzgâr, şimşek ve gök gürlemesini gönderir.  Bütün bunlar rahmet iken felaket olur, sel olur da hepiniz helak olursunuz, bunu önlemeye de gücünüz yetmez derken; az evvel Tv de dinlediğim Trakya'daki sel olayı aklıma geldi.  Selin meydana geldiği Büyükkarıştıran beldesini bilirim dümdüz bir yer. Aslında öyle sel felaketi olacak bir yer de değildir. Ama rabbimiz istese böyle felakete dönüştürür işte.  Ben bunları zihnimde düşünürken, hoca efendi açıklamasına devam ediyordu,  Allah (c.c) üstümüzden gönderdiği ve gücümüzün yetmediği azaptan başka ayaklarınızın altından azap gönderir."Depremler, toprak kaymaları, göçük ve yer yarılmaları gibi... Hoca efendi anlatıyordu ama ben kopmuştum. Aman Allah'ım TV spikeri ile hoca efendi sanki anlaşmışlar, hiçbir tevile mahal bırakmadan olayları bana anlatıyorlardı, birden Van depremi ve başbakanın orada anahtar dağıtması işine takıldı aklım. Kimin gücü yetebilmişti, bırakın depremi durdurmaya gücümüzün yetmesi, ne zaman ve nerede olacağını bile bilemiyoruz. Günlerce enkazını kaldıramıyoruz.

             Ben bunları muhakeme ederken hoca efendi çok güzel bir üslup ile o dehşet verici ayeti kerimeyi misallerle anlatıyordu. Üçüncü bir azap vardır ki bu en tehlikelisidir, insanların birbirlerine karşı tutum ve davranışlarının düşmani bir hal alması ve yolda, dağda, köyde, şehirde can ve mal emniyetinin kalmamasıdır. İnsanların biribirlerini öldürmesi ve niçin öldürdüklerini de bilmemesidir. Bakın ayeti kerimenin devamı  " Yahut sizi fırkalara ayırıp, kiminizin kiminize hıncını artırmaya gücü yeter.""diyordu hoca efendi. Böyle bir tevafuk olur mu hiç? İşte ülkemizdeki terör olayları bunun en bariz bir örneği değil mi? Hocayı dinliyordum ama ayeti kerimeyi günümüzde yaşadıklarımızla karşılaştırıyordum. Sanki bu ayeti kerimede belirtilen her üç azap da ülkemizde yaşıyorduk. Hangi şehir güvenli, hangi toplulukta bir bombanın patlamayacağını kim bilebilir? Belediye otobüsü ile evine dönen birçok masum insan saldırıya uğrayıp zarar görmedi mi? 

            En tehlikeli olanı da gittikçe tarafların birbirine olan kin ve hıncının artmasıdır. Teröristler her gün meydana getirdikleri olaylarla verdikleri zayiatla övünürken, devlet ve halk da öldürülen terörist sayısının çokluğundan sevinç duyuyorlar. İşin garip tarafı da bütün bunları yapanlar niçin yaptıklarını, kime hizmet ettiklerini, zararın kime dokunduğunu da bilmiyorlar.  Çoğu kez aynı köyden, aynı evden akraba ve kardeşler de karşı karşıya gelip birbirlerini öldürdükleri olmuştur. Doğuda birçok evde hem şehit olmuş asker ve hem de dağda oğlu öldürülmüş Anneler vardır.

             Bu belaları bir bir yaşadığımızı düşünürken "Ah keşke Hoca Efendi çaresini de söyleseydi" diyordum ki; Hocamız da aynı sürenin 64 ncü ayetini okuyordu De ki: "Allah, sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarır, sonra da siz yine ortak koşarsınız".  Eğer tövbe eder, Allah ve Resulüne uyarsanız sizi yine bu felaketlerden Ancak Allah Kurtarır.

            Öyle ise alınan ve alınacak bütün tedbirler bir daha gözden geçirilmeli, memleketimizi ve milletimizi bu felaketlerden kurtarabilmemiz için, Allahın ipine sımsıkı sarılmalıyız. Kardeşçe ve  özgürce hiçbir sıkıntı ve azaba duçar kalmadan.

              Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere Allah'a emanet olunuz.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.