"Demokratik İslam" Zırvalığı

"Demokratik İslam" Zırvalığı DİN
5,0
19.05.2014 17:49:50
A+ A-

Geçen hafta sonuncusu düzenlenen Demokratik İslam Kongresi serisini istemeyerek de olsa takip etmeye çalıştım. 
 
Bildiğimiz gibi kongre Abdullah Öcalan'ın talimatıyla gerçekleştirildi. Bunu yazalım kenara. Açıkçası Abdullah Öcalan'a karşı önyargılı olduğum için söylemiyorum bunu, fakat Abdullah Öcalan'ın talimatıyla bir "islam kongresi"nin toplanması ne anlama geliyor bunu çok merak ediyorum. Yani Abdullah Öcalan hangi yetkiyle böyle bir talimat verebiliyor? Acaba o da kendini halife sanma modasına mı uydu? Eğer öyle bir niyeti varsa haberi olsun, bizim daha fazla halifeye ihtiyacımız yok. Var olanlardan(!) yeterince çektik, çekiyoruz...
 
Tabii başlığı okuduğunuzda antipatik gelmiş olabilir. Bana bile yazarken öyle geldi. Ama gerçekten bu islamın başına sıfat getirme meselesi sıktı artık. Her türlü islamı gördük bu güne kadar, "şii" oldu, "sünni" oldu, "alevi" oldu, "Ilımlı" oldu, "radikal" oldu, "tekfirci" oldu, "uyumlu" oldu, "siyasal islam" oldu, "masonik islam" oldu, "seküler islam" oldu vs. bir demokratik islamımız eksikti. hayırlısıyla o da oldu.
 
Açıkçası demokratik sıfatı, diğer sıfatlardan daha beter değil, ama yanlış olan her canı sıkılanın dinde reform yapma çabası içine girmesi. Yani artık bunun bir çözüm yolu olmadığını anlamış olmamız gerekmiyor mu?
 
Zaten sorunu yanlış yerde ararsanız çözümü bulamazsınız. Sorun zaten herkesin islamla değil de önündeki sıfatlarla ilgileniyor olması değil mi?
 
Kongrede "islam demokratik bir din midir?" ve "islam moderniteye engel midir?" gibi konular tartışıldı. Bu sorulardan da anlaşılacağı üzere; insanların esas benimsediği "din" kavramı arka plana atılarak, demokrasi ön plana çıkartıldı. Magna Carta bildirisiyle Medine sözleşmesi birbirine benzetildi.  vs.
 
Peki, işimize geldiği zaman oturup bir güzel araştırıyoruz her şeyi. O zaman, benim anlamadığım şu; neden biz islamın özünü kavramaya çalışmıyoruz da sürekli bir takım toplumsal-kitlesel akımlara benzetiyoruz? yani aslında bunu yaptıkça Taliban anlayışını "gerçek islam" olarak kabul edip, bu şekilde de sanki gerçeği tahrif ediyormuş algısı yaratmıyor muyuz?
 
Esas mesele neden böyle bir kongreye ihtiyaç duyuldu? 
 
Açık söyleyeyim, ben kıllandım. Yani sanki yukarıdan "bağzı" eller, islamın normalde gericilik olduğunu düşünerekten, "hadi biz bunu kendi istediğimiz gibi evirelim, böyle olmayacak" falan demiş olabilir mi?
 
Eğer öyleyse yıllardır islama gericilik diyenlere, ortaçağ vurgusu yapanlara demokrasinin antik yunan rejimi olduğunu hatırlatmak isterim. Batının ve ABD'nin bu rejimi dayatmasının nedeni liberalizmi hakim kılarak sermayenin önündeki engeli kaldırmaktı. Yoksa demokrasi üzerinden en çok prim yapan ülkelere baktığımızda istisnalar hariç demokrasiden veya özgürlükten çok, kamu menfaatinin ön plana çıktığını, demokrasinin de o ülkelerin bir geleneği haline geldiğini görebiliyoruz. Neden islamı demokratikleştirme ihtiyacı hissediyoruz, çünkü batıda para var, bilim var, teknoloji var, eğitim var, bizde yok. Bunu da islama bağlayarak basiretsizlik üzerine basiretsizlik yapıyoruz. İşte benim çözümsüzlük dediğim tam da bu...
 
Peki o zaman çözüm ne?
 
Çözüm; yıllardır söylediğimiz gibi, cahiliye devrindeki kaderci anlayıştan kurtulup, yeniden özgür düşünmeyi sağlamaktır ve inanın bana, kadercilik bir karakter meselesidir. Yani elden bir şey gelmeyeceğini düşünüp el kol bağlı oturmanın inançla kesinlikle bir alakası yok. Gözlemlerime dayanarak söylüyorum; kaderci ateistler de bolca bulunuyor ülkemizde. Onlar da diyorlar ki "Türkiye bir islam ülkesi, yapacak bir şey yok."  Ama ben  bu kaderci anlayıştan kurtulmak  için hiçbir kongre yapıldığını görmedim şimdiye kadar. Yapılsa bile bir çözüm yoluna gidildiğini, herhangi bir adım atıldığını hiç fark etmedim. (Tabii belki de benim cahilliğimdir, bilmiyorum)
 
 İslam dünyası açısından baktığımızda; Bugünkü müslümanlar sadece öbür dünya için yaşıyorlar. Kadercilik bu demek. Bu da yarım müslümanlıktır. Yani "hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın" hadisine terstir örneğin. İşte müslümanlara da bu bilincin aşılanması gerekiyor.
 
Bugün, islam dünyasının en büyük sorunu eğitimdir. Dikkat ettiyseniz hiçbir islam ülkesinde işe yarar bir eğitim sistemi yok. Normalde eğitim sisteminin insanları eğitmesi lazım, ama hep islam ülkelerinde insanlar bir yerlere gelebilmek için kendi kendilerini eğitmek zorunda kalıyorlar. Aynı şekilde hiçbir islam ülkesinde bu durumu değiştirmek için uğraşacak cesarete sahip bir "müslüman" yok. Bu konuda bir tek istisna var, o da Fethullah Gülen'in ta kendisi. Hiçbirimiz kendimizi kandırmayalım. Bugün bütün ortadoğu ve hatta Asya'ya kıyasla, en iyi eğitim veren kurumlar onun okulları ve dershaneleri. Aslında baktığımız zaman çözüm o kadar da uzakta değilmiş. Yanlış mıyım?
 
Peki ben sorayım o zaman, neden kimse bu islam ülkelerindeki eğitimsizliği-eğitim düzeylerini ele alan bir kongre yapmıyor?
 
 Zaten tarihi şöyle bir süzdüğünüzde, batılı toplumların özgürleşmesini sağlayan rönesans ve reform hareketlerinde islamın ne kadar büyük payının olduğunu görebilirsiniz. Matbaanın bulunmasıyla ilk çevrilen eserlerin İbn Rüşd, Muhyiddin İbni Arabi gibi yüzlerce müslüman bilim adamının ve düşünürün eserleri olduğunu biliyoruz.
 
Yani bizden önce, islam kültürünü ve islam felsefesini batılılar anlıyor ve bizim önümüze geçiyor ama biz suçu islama atıyoruz. İşte işin "zırvalığı" da burada. Bugüne kadar islamı farklı kitlesel akımlara uydurmaya çalışan her kişi, her kurum, her toplum başarısız olmuştur. Bu yüzden benden bir tavsiye, eğer samimi iseniz, "islam  x sistemin önünde engel teşkil eder mi?", diye değil, "öteki sistemler islamın önünde engel teşkil eder mi?" diye sorun. Yani eğer demokrasiden kasıt, çoğulculuk ve fikir özgürlüğü ise, bunlar islamın özünde vardır. Bunun için islamı "demokratikleştirmeye" inanın hiç gerek yok. Zaten ortada bilinçsiz bir toplum varsa orada demokrasinin olması hiçbir anlam ifade etmez. Hatta demokrasi bilinçsiz toplumlara yarardan çok zarar verir. Şimdiye kadar böyle oldu. Şimdiden sonra da böyle olacaktır. Libya'da demokrasinin neler getirdiğini gördük ve görüyoruz hep beraber.
 
O zaman yapılması gerekenin müslümanların tekrar bilime yönlendirilmesi, islam dünyasını kendi özünden koparmadan, akılcı, eşit ve modern eğitime yönlendirmek - eğitime daha büyük bütçeler ayrmak, dinin bu dünyanın meselelerinden müslümanları koparmaması gerektiğini anlamak ve anlatmak, eğer illa bir kongre yapmak zorunluysa da bu eksende bir kongre yapmak daha doğru olmaz mı? Gerekirse Fethullah Gülen'e de özellikle eğitim konusunda danışılır. Bu şekilde hem daha genele hitap etmiş, hem de daha çözüm odaklı düşünmeyi sağlamış olunur gibime geliyor. Tabii ki kimseye de bir şey dayatıyormuşum gibi düşünülmesin. Sadece fikrimi söylüyorum. Belki dikkate alan olur.
 
Bir konuyu da atlamadan geçmeyeyim; Öcalan, kongreye gönderdiği mesajda "Bazılarının hareketlerini ateist, komünist, materyalist gibi batıl kavramlarla nitelemesine" baya bozulduğunu anlatıyor. 
 
Çok merak ediyorum ben, Abdullah Öcalan'a ne oldu acaba, yani onu imana getiren ne oldu?
 
Bu Apo, lise yıllarında çok feci bir felsefi bunalımdan geçip, "tanrı"yı yenip ateist olan, hatta birkaç level daha atlayıp "yarı tanrı" olan Apo'nun aynısı değil mi yahu? Yoksa montaj mıydı onlar? 
 
Bakın ne diyeceğim, ben Öcalan'ın din konusunda samimi olup olmadığından emin değilim. Ama yılların dinsizi olan kendisi bile, "Mümin kardeşlerim" diye başlayıp, "bize dinsiz diyorlar, alakası bile yok" diye feryat ediyorsa, ben burada "ateyizler???" diye de sorma hakkını kendimde bulurum. 
 
Kesinlikle ateyiz arkadaşlar olaya el atmalı.


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.