Deve Mucizesi

Deve Mucizesi DİN
4,3
24.07.2013 09:23:55
A+ A-

 

 

Az gelişmiş toplumların sorunu bireylerin beyinlerinin bilgi çöplüğü ile dolu olması ve bu veritabanı ile yaşamasıdır.

Bilgi çöplüğü deyip geçmeyelim.

Beyin kirliliğinden ötürü insanlar bir meseleyi çözmek bir yana, korkularını üstlerinden atamadıkları için birbirlerini taciz ediyor, hatta işi tehdide kadar  vardırıyorlar.

Bunlara şartlanma, değer yargıları, örf adet, anane, genetik veriler ve tanrı anlayışı da eklenince sorunların içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

İşte, veritabanı karmakarışık olan bireylerin yaşantılarında, sözden öteye gitmeyen yaklaşımlarla dağ gibi büyüyen kafa karıştırıcı şeyleri Evrensel kitab çözmüş ve bilgi çöpü beyinli cahil bir toplumu bilgi, aydınlanma ve davranış düzeyini dikkate alarak soyut oluşumları, mecazlar ve sembollerle anlatma yoluna giderek "düşünen beyinlere" hitap etmiştir.

Aynı zamanda bu yüzyılda yaşayan "Yeniliyecinin" yaptığı yayın ile de bugünün pozitif bilimi ile mecazlar çözülüp ve Kur'anı daha net  bir şekilde değerlendirecek gelişmeler görülmektedir.

Bugün ulaştığımız uygarlık çağı teknolojiye, bilime, araştırmaya dayalıdır. Bunları kullanmadan insanlık tarafından evrensel kitabın anlatmaya çalıştığı hiç bir mesele anlaşılamayacak ve bilgi çöplü beyinler, taklit yollu, hakikatlerinden bi haber olarak yaşama  devam edilecektir. Evrensel hitabı duymanın ve  o hitap ışığında yaşamanın birinci şartı da eğitim ve öğretimdir.

Unutmayalım; toplumun temel sorunu eğitim/öğretim yozluğudur.

Taklitçilik hiçbir şeye çare olamaz. Ondan alınacak bir ders söz konusu değil.

Şimdi tüm bu yazdıklarımızı akılda tutarak, yaşanmış bir olayla ne demek istediğimizi yansıtmaya gayret edelim...

Sâlih -aleyhisselâm-, kavminin cehâlet ve gafletine çok üzülmüştü. Bir müddet onları terk ederek aralarından ayrıldı. Dönüşünde Cenâb-ı Hak, kavmine, Hazret-i Sâlih Nebinin heybetini gösterdi. Kavmi, O'nun bu heybetinden ürktü.

Sâlih -aleyhisselâm-, kavmin reîsi olan Cenda'nın yanına gitti. Cenda:

"?Doğru söylüyorsan seni imtihân edeceğiz!" dedi. "el-Kâtibe" diye bilinen bir kaya vardı. Cenda bu kayayı kasdederek şöyle dedi:

"?Seninle oraya gideceğiz. Senin ilâhın, o kayadan kırmızı tüylü, doğurmak üzere olan dişi bir deve çıkarsın! Yavrusunun rengi de annesinin renginde olsun!"

Kavmi de istihzâ ederek:

"?Sütü, yazın serin, kışın sıcak olsun! Bu sütten içen her hasta şifâ bulsun, fakir bir kimse ise fakirlikten kurtulsun!" dediler.

O devirde bu kavim için en kıymetli şey, kızıl renkli deveydi. Bu sebeple Sâlih -aleyhisselâm-'ın kayadan kızıl tüylü bir deve çıkarmasını istemişlerdi.

Bütün Semûd kavmi toplandı. Sâlih -aleyhisselâm-, namaza durdu; Cenâb-ı Hakk'a ilticâ etti.

Kaya büyümeye başladı. Sancılı sesler çıkardı. Ve içinden kızıl renkli bir deve çıktı ve Sâlih-aleyhisselâm bunu üzerine:

Ey halkım! Allâh'a kulluk edin... O'nun gayrı bir ilâhınız olamaz... Size Rabbinizden apaçık bir kanıt geldi... İşte şu Allâh'ın dişi devesi sizin için bir mucizedir! Bırakın onu, Allâh'ın yeryüzünde yesin! (Sakın) ona bir kötülük düşünmeyin! Aksi takdirde acı bir azaba düşersiniz!" diye Semud halkına seslendi(A'raf 73)

Cenda, Sâlih -aleyhisselâm-'ı alnından öptü. Yüz kişiyle birlikte tevhîd akîdesine girdi. Kavmine de şöyle seslendi:

"?Ey kavmim! Bu körlük kâfî! Ben kendisinden başka hiçbir mâbûd olmayan, eşi ve benzeri bulunmayan Allâh'a ve O'nun nebisi Hazret-i Sâlih'e îmân ettim!"

Puthânenin reisi ise:

"?Sihir olan bir şeye ne çabuk meylediyorsunuz! Ben size daha büyüğünü göstereceğim!" dedi.

Böylece, -Cenda'nın kardeşi de dâhil- yeni îmân edecek olanların kalblerindeki meyli değiştirdi. Cenda'nın tâcını, kardeşinin başına koyarak:

"?Bundan sonra reisimiz sensin!" dedi.

Cenda ise, evine gitti ve oradaki bütün putları kırdı. Kendisine âit malları da, tevhîd akîdesini kabûl eden mü'minlere taksîm etti. Sert ve keçeleşmiş bir libas giydi. O da tevhîdi tebliğe başladı. Sâlih -aleyhisselâm-'ın baş yardımcılarından oldu.

Îmânsız putperestler, Cenda'ya:

"?Yazık sana! Sen de Sâlih'in sihrine kandın!" diyorlardı. Cenda ise, onların dediklerine aldırmıyor ve Sâlih -aleyhisselâm-'ın yanından ayrılmıyordu.

Allâh Teâlâ Hazret-i Sâlih'e şöyle buyurdu:

 

"Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen Biz'iz. Sen onları gözetle ve sabret!" (el-Kamer, 27)

Sâlih -aleyhisselâm-, ilâhî vahiyle devesi için bir ölçü koydu:

"Ey kavmim! İşte size mûcize olarak Allâh'ın devesi! Onu bırakın. Allâh'ın arzında yesin (içsin). Ona herhangi bir kötülükte bulunmayın; sonra sizi yakın bir azâb yakalar." (Hûd, 64)

"Sâlih dedi ki: «İşte (istediğiniz mûcize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün)onundur; belli bir gün de sizindir. Ona kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azâbı yakalayıverir.»" (eş-Şuarâ, 155-156)

Deve, yavrusu ile beraber otlar ve Allâh'ı tesbîh ederdi. Diğer hayvanlar onun heybetinden korkup kaçardı. Deve hâl diliyle:

"?Kim süt isterse, gelsin alsın!" derdi. Semûdlular da gelir, kaplarını doldurup giderlerdi. Deve, su içtikçe tesbîhe devâm ederdi. Sütünü içen mü'minler, şifâ bulurlardı.

Sâlih ?aleyhisselâm bu deve konusunda halkı uyardı ve ""Allâh'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun!" (Şems,13) dedi.

Ancak onlar uyarıyı dinlemediler ve şu ayet halk oldu. " (Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular." (Şu'arâ,157)

Şimdi düşünen beyinler olarak bu yaşanan olaydaki mecazları hakikat bilgisi doğrultusunda yeniden değerlendirelim...

Buradaki "kaya" ile anlatılmak istenen kanımca rahmaniyete bir başka deyişle potansiyele işaret yani potansiyelin açığ açıkmamış, som hali oluyor. Dişi devenin kayadan can bulması ise risalet işlevli Salih- aleyhisselâm'ın kendisine inzal olanı rahimiyeti gereği açığa çıkarmasına işaret ediyor. Dişi burada rahimiyeti yani üretim ve oluşumları anlatmak adına kullanılıyor ve bu da ilahi isimlerin manasını açığa çıkışının farkındalığı ve onun yaşanması gerçeğine işaret ediyor. Bu açığa çıkışın farkındalığı tabii ki birimlerde "beyin" adı altında olduğu  içindir ki bu husus; "bırakın o deve yeryüzünde yesin" hitabı ile anlatılıyor. Burada yeryüzü ile çok açık ve net bir şekilde insan bedeni kasdediliyor. Buna iman etmeyenler yani bu açığa çıkışı fark edip onun gereğini yaşayamayanlar, beyinde limbik sistem ağırlıklı yaşayanlara işaret edilirken, bunu algılayıp yaşayanlar da epifizden gelen bu hakikat bilgisini eşi ile yani prefrontal korteks ile değerlendirenler oluyor.

Bunun sembolik bir anlatımı da Cenda'nın Salih- aleyhisselâm'ı alnında öpmesi ile tanımlanmış. İşte bu noktada da hakikat bilgisi ve o bilgiye göre yaşama uyarısı da devenin hakkını korumak, onu öldürmemek şeklinde izah ediliyor. Ancak neticede bu hakikat bilgisini yaşamak ve imanı korumak o kadar kolay olmadığı için de pek çoğu uyarıyı dinleyemeyip, fark ettirildikleri gerçekleri yaşayamıyorlar ki, bu da ayette dişi deveyi vahşice boğazladılar şeklinde ifade ediliyor.

Benim bahsi geçen mevzudan algıladığım ve sizlere yansıtmaya çalıştığım bilgi bunlar sevgili okurlar.

Bütün temennim beyindeki veri tabanını temizleyip bu konuları bu şekilde anlamanızdır.

Ahmed F. YÜKSEL

 

twitter.com/sufafy">https://twitter.com/sufafy



ETİKETLER: Twitter,haber,Şems

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Radikal'in gözünden nasıl oldu da kaçtı! -

Şimdi, az önce, bu yazıyı yeniden okudum. Ve düşündüm ki, nasıl oldu da, RADİKAL'in gözünden kaçtı: Radikalin normal baskısında yayınlanmadı! Yazık, gerçekten yazık. Aslında oldukça sıradışı ve farklı bir yorumlu- yazı! Bekliyorum, belki, keşfedilir diye.. Ve umuyorum.. Okuyucu sayısının artması gereken bir makale olduğunu düşünüyorum.. Hem de kesinlikle!

1 0
Hazıra konmaya alıştık,mecburen.. -

Sayenizde, hazıra konmaya alıştık! Nasıl teşekkür etsem bilemiyorum. İnanın, mecazları biz de çözelim, içselleştirelim vs. diyenler var ya. Ben de öyle düşünürdüm. Fakat bu yazıdan sonra, biraz daha gerçekçi olmak gerekir diye düşünüyorum. Bu hiiiç de kolay değil. Anlaşılan sizin gibi saçları bu yolda ağartmak gerek. ve de başka beyinsel özellikler fazlalığı, kesinlikle! O yüzden hazıra alıştık dedim:)) O yüzden sizler yazın, paylaşın, bizler de kıymetini blip, teşekkür edelim. Saygılarımla

0 0
Dinimiz ne kadar da özelmiş- güzelmiş -

Annem hep deve gibi güçlü ol derdi:) Ben de eğri olmayalım da derdim, varsın güçlü olmayalım. Gerçi kutsal hayvanlar arasında sayılır deve. Fakat bu deve kıssasını hem yeni okudum, bilgilendim. Hem de açıklamasını okuduğumda şaşkınlıktan neredeyse deve gibi güçlü hissettim. Bu güç tasavvufun derinlikleri ve mecazları bize hazır-lop çözerek sunan sizin yazınız sayesinde oldu. Meğer bizim dinimiz ne kadar güzel ve özelmiş. Ama bizler yeterine farkedemiyoruz. İyi ki varsınız, ve iyi ki bu blogda yazıyorsunuz. Teşekkür eder, benzer yazılarınızı dört gözle beklerim. Saygılarımla.

0 0
TEK’LİK bakışıyla anlatılır da okunmadan geçilir mi -

Bir Kıssa bu kadar güzel ele alınıp, bu kadar güzel VAHDET bakışıyla, BEYİN bakışıyla, TEK’LİK bakışıyla anlatılır da okunmadan geçilir mi..Ve işte budur! Diyeceğimiz; ayetiyle, bilimiyle, mecazıyla açıklanan kaç yazı ve yazar var ki..Lütfen devam, hiç değilse RAMAZAN hediyesi niyetine.. Teşekkürler ve saygılar.

0 1
İLİMLE- BİLİMLE -

‘’ Mecaz’ı ‘’Hakikat’’ sandılar; ‘’Hakikat’’i mecazda arayarak, ömürlerini zayi ettiler.’’ AHMED HULUSİ. Bu söz Sayın Hulusi’nin ’’ İslam’ın Temel Esasları’’ girişinde bulunan sözlerinden birisidir. Bizzat bakarak yazdım. Öyle kitabı da aramadım, ya da google’dan bulmadım. Çünkü, bu başucu kitaplarımdan birisidir!. Evet, geçen Ramazan ayıydı, hediye olarak almıştım, beraberinde KURAN-ı KERİM’le. Kuran’ı hemen okuyamayız, öyle bilirsiniz. Ama bu kitap beni hemen girizgahındaki bu cümlelerle, etkilemişti bile. Biliyorum ki, Sayın YÜKSEL de Ahmed Hulusi’yi ne kadar severek takip ettiğini, gayet açık bir şekilde ifade eden bir kalem. Bir dostumun tavsiyesiyle blog yazılarını uzun süredir okuyorum. Ve bu yazı için ayrıca teşekkür ediyorum. Özellikle böyle Gerçek- Hakikat anlatımları, BEYİN çizgisinde yazdığı için. Bu bence, en zor olanı. Zor, ama, mümkünmüş, demek ki: İLİMLE- BİLİMLE

0 0
SÜPER MECAZ ÇÖZÜCÜ BİLGİLER -

Ben kısaca şunu yazmak istiyorum. Ne zaman Ahmed F. Yüksel’i ana sayfalarda göreceğiz. BU mükemmel analiz, bu Ramazan ayında, gayet farklı, özel, açıklayıcı, güncel, bilimsel bir yazı olmamış mı??? Yani bu blog da olmasa, böyle yazılardan ve yazarlardan mahrum mu kalacağız?? Bu yazıyı şu mübarek ayda paylaşmayacağız da, ne zaman paylaşacağız.? Artık sadece orucum ne yapsam bozulur tipli, herkesin kafa yormadan ulaşabileceği basit bilgileri değil, böyle SÜPER MECAZ ÇÖZÜCÜ BİLGİLERİ, daha ne kadar halkla paylaşmadan geçip gideceğiz. Yazık bence, gerçekten de yazık oluyor bu güzel aya ve bu güzel dine ve ümmete. Neyse, yanlış anlaşılmak riski taşımasın yazdıklarım. Sadece biraz dertliyim ben.. Bu arada söylememe gerek yok zaten, ama, kocaman TEŞEKKÜRLER.

0 0
Ohh bee, NİHAYET GÜZEL BİR HEDİYE DAHA -

Sayın Yüksel’i ‘’BEYNİMİZ BİLİMLE OYUNLARINI AÇIKLIYOR’’ yazısından beri takip ediyorum. Her geçen gün daha da şaşırtıyor beni! Tabi ki, olumlu manada. Bir bakıyorum, güncel bir konuda yazmış, bir bakıyorum, eski güzel tadı veren hikayeler, bir bakıyorum sağlık konusunda – hiç de yabana atılmayacak bilgiler- yazarken, bir bakıyorum astroloji… Yani demem o ki, bunu nasıl başarıyorsunuz acaba?. Dini- ilmi- tasavvuf yazılarını hele hiç hesaba katmadım henüz. İşte bu yüzden de bu deve yazınız beni, artık şaşırtmak bir yana:’’ Ohh bee, NİHAYET GÜZEL BİR HEDİYE DAHA’’ dedirtti. Teşekkürler.

0 0
TRT1 ‘de Severek dinlediğimiz Mustafa Ceceli vardı -

Geçen akşam TRT1 ‘de Severek dinlediğimiz Mustafa Ceceli vardı. Gayet güzel bir sohbet oldu. Zaten nuru yüzüne vuran genç bir adam. Zannedersem, kendisi de tasavvufla ilgileniyor. Ve Sayın Üstad Ahmed HuLUSİ’yi severek okuyor. Sadece program kısa, vakit az ya, bu sebeple, O’nun tek konuk olmasını isterdim. Biraz daha dinlemek için. Sonuçta da çok güzel bir dua etti kendi halince. İftardan sonra, bendeniz, her zamanki gibi Blog yazılarıma bakma saatimde, Yazarımızın yeni olan bu yazısıyla karşılaştım. Az önce de okudum. Hem izlediğim o güzel program, hem okuduğum bu ENFES YAZI bana; İŞTE TASAVVUF FARKI BU OLMALI, dedirtti. Farkı fark edenlere selam olsun.

0 0
. Yazı bittiğinde kocaman bir VAYYY BEE!! sözü çıkmış ağzımdan -

İşte olay budur! O kadar heyecanlanmışım ki okurken. Yazı bittiğinde kocaman bir VAYYY BEE!! sözü çıkmış ağzımdan. Hani ağzı açık kalmış derler ya!. Ben kendi adıma çok çok çok beğendim. Bir deve kıssası nasıl olur da bu denli BEYİNE ODAKLANARAK ve BEYİN MERKEZLİ anlatılır. Teşekkürler ve sağolun ve varolun.

0 0
Hiç unutmadım ‘’MEZACLARI ÇÖZMEK ‘’ yazısını! -

Hiç unutmadım ‘’MEZACLARI ÇÖZMEK ‘’ yazısını!. Sayın Ahmed F. Yüksel’in o yazısı, ben de tuhaf bir his, tuhaf bir tat bırakmış, aslında okuduğum halde, tam da anlamadığımı anlamıştım) Hala arasıra okuyorum. Fakat bu ‘’DEVE MUCİZESİ’’, tam kelimeyle, beni KAPSAMA ALANINA ALAN bir yazı oldu!. Abartmıyorum. Kesinlikle. Hem keyifle, hem öğrenerek, hem de yenilenerek okudum. Bence, özellikle, yazara tepkili ya da bazı olumsuz yorumlar yazanlar vardı bir ara.. Onların özellikle okumalarını muhakkak tavsiye ederim. İNŞALLAH; kaçırmaz okurlar. Eminim Sayın Yüksel’e bakış açıları tamamen değişecektir. Saygı ve sevgilerimle.

0 0
Gerçekten ilgi çekici bir yazı, kaleminize sağlık -

Birçoğunun belki de ilk defa karşılaştığı mecaz açıklamaları var yazınızda. Mesela dişi devenin rahimiyeti yani üretim ve oluşum anlatması, kayanın som hali ile açığa çıkmamış potansiyele işaret etmesi, arzın bedeni temsil etmesi gibi. Gerçekten ilgi çekici bir yazı, kaleminize sağlık.

0 0
Deve bahsine yaklaşımınız beni çok şaşırttı -

Sayın Ahmed Fevzi Yüksel, açıkçası Kur’an da çeşitli sure ve ayetlerde geçen Deve bahsine yaklaşımınız beni çok şaşırttı. Etrafımdaki bir çok insan bir kavmin ve nebinin hikayesi olarak okurdu bu ayetleri. Fark ettim ki en azından sizin anladığınız gibi içsel çözümlenmiş haliyle mecazları çözebilmek için ciddi bir birikim gerekir. Ne var ki bu birikimin de bence dışsal değil içsel olması lazım. Mecazları çözümleyen yeni yazılarınızı bekliyoruz.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.