Din algısı

Din algısı DİN
5,0
15.08.2014 06:42:22
A+ A-

Tabiatı gereği insan tarih boyunca ve günümüzde kendisine bir tanrı olgusu yaratmış ve ona inanmıştır. Bazen kendi ürettiği bir nesne, bazen izah edemediği bir tabiat olayı, bazen  bir hayvan bazende ihtiyaçlarını karşılayan ve minnet duydukları bir varlık tanrı olarak kabul görmüş ve insanın doğasında var olan inanmak ihitiyacını gidermiştir. Kısacası insanoğlu her daim varlığını bir yaradana bağlamış ve bir şekilde varlığına manevi bir anlam yüklemiştir.

Çıkış noktası insan ve onun manevi hazzı olan inanç, zaman içerisinde toplumsal bir kimlik ve insanları bir arada tutmanın bir yöntemi haline gelmiş ve amacı dışında kullanılmaya başlanmıştır. Çünkü manevi duygular istismara çok açık ve suistimali çok kolay soyut kavramlardır.

Din anlayışının ve inanç kaynağının nesilden nesile bir miras olarak aktarıldığı neye, ne maksatla ve hangi gerekçelerle inanıldığının sorgulanmasının dahi dinsizlik olarak algılandığı toplumlarda zaman içerisinde bu hassas konu bir çıkar meseli, bir güç kaynağı olmuş ve kitleler bu vesile ile savaşlara, yoksulluklara, kin ve nefrete sürüklenmiştir.

Aslında sadece yaradan ve yaradılan arasında olması gereken hassas ilişkiye aracı kurumlar, insanlar peydah olmuş ve çıkış noktası ve hedefi hemen hemen tüm dinlerde ve inanç gruplarında sevgi, kardeşlik, barış dolayısı ile insanoğlunun sınav için gönderildiği yeryüzünde birbirleriyle olan ilişkilerini ve birlikte yaşanılabilirliği düzenlemek olan din olgusu  maalsef bir ayrışma, kutuplaşma ve husumet vesilesi olmuştur.

Allah'ın sonsuz bağışlayıcı olduğu yerine hata yapanı taş yapacağı ön plana çıkarılmış, varlığını sorgulamanın dahi dinden çıkmanıza neden olacağı belirtilerek yüzeysel bir iman sunulmuş, cehennemin ateşinin nasıl harıl harıl yanmakta ve bizi beklemekte olduğu sıksık hatırlatılarak korku tesis edilmiş ve dini ritüellerin uygulamasındaki katı yaklaşımlar ve buna benzer bir çok konu dini insanların gözünde daha komplike ve karmaşık hale getirmiş ve bu durumda çaresiz insanlar din tacirlerinin ve onların çıkarlarının doğal bir hedefi haline gelmiştir.

Din ve tanrı olgusu bu kadar bir zümreye has, bu kadar insanı cezlandırmaya odaklı, bu kadar katı kuralları olan ve bu kadar karmaşık bir konu değildir bence. Yaradana inanmak, onun sonsuz bağışlayıcılığına sığınmak, ayağına değen taşı ondan bilip gerektiğinde kendine çeki düzen vermek, bir sıkıntın derdin olduğunda yine ondan yardım dilemek, iyi bir insan faydalı bir vatandaş olmak vb. son derece basit ve samimi bir duygular içerir. Çok ince ama bir o kadar kuvvetli manevi bir bağdır ve kimsenin tercümanlığına, aracılığına yol göstermesine ihtiyaç yoktur çünkü kimse sizi ve sizin duygularınızı sizden daha iyi bilemez.

Sözün özü lütfen duygularınızı, mantığınızı, inancınızı, maneviyatınızı kiraya vermeyin. Kendiniz kullanın. En kutsal ve mahrem tarafınızı başkalarının çıkarlarına, politikalarına alet ettirmeyin. Dininize, inancınıza, maneviyatınıza sahip çıkın birisi sizin yerinize sahip çıkmadan.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.