Din düşmanlığı üzerinden ateizm misyonerliği!

Din düşmanlığı üzerinden ateizm misyonerliği! DİN
5,0
12.11.2013 18:38:16
A+ A-

Hayatım, muhafazakar olarak niteleyebileceğim insanlarla birlikte geçti.

Hala da öyle devam ediyor.

Bu yüzden, ateistlerle pek yan yana gelmedim. Ya da geldim de anlayamadım. Ancak, evrim teorisi üzerine yazdığım eleştirel bloglar sebebiyle, düşüncelerimi olumsuzlayan yorumlar aldım. Böylece, bir iki kişi de olsa bu düşüncedeki bazı kimselerle tanışmış oldum.

Gene de ben, islam veya islami dindarlık aleyhine fikir beyan edenlerin hepsinin ateist olabileceğini düşünmüyorum. Aralarında, başka din ve inançların misyonerliğini yapanların bulunduğunu da tahmin ediyorum.

Bundan iki hafta kadar önce bir yazıya yaptığım yorum sebebiyle, ateistliği din düşmanlığıyla karıştıran iki insanla tanıştım. (1) İkisi de blog yazarıydı ama biri, yorumladığım yazının sahibiydi. Karşılıklı yorumlaştık. Ancak, bu yolla maksadımı anlatamayacağım kanaatine vardım; bu insanların, bana ve inancıma yönelttikleri ithamlara yazıyla cevap vermeye karar verdim.

Sonuçta hepimiz insanız ve ailemizden ya da sonradan edindiğimiz bir hayat görüşüne sahibiz. Bu, bir ikna, kanaat veya kabul meselesidir. Ayrıca aile geleneğini terkedip başka fikirlere yönelenlerin daha üstün, daha akıllı kişiler olduklarıyla alakalı bilimsel bir sonuç ta bulunmamaktadır.

Belki durumu, pazardan meyve seçmeye benzetebiliriz. Kimimiz ana babasının getirdiği ile yetinir, kimimiz onları beğenmez gider kendisi alır. Sonuçta herkes tercihinin, şeyler arasındaki "en iyi" olduğuna inanır ama bu doğru değildir. Gerçek, farklı düşünce, inanış veya kanaatlerden birinin diğerinden üstün olmadığıdır.

Durum buyken, söz konusu iki (veya bu anlayıştaki daha çok) insanın, belirledikleri konum üzerinden kadim değerlere baş kaldırmayı "bir ayrıcalık ve üstünlük" sayıyor havası vermeleri şaşırtıcıdır. Esasen aklı olan herkes, öğrenme ve yorumlama yetisine sahiptir. Dolayısı ile kimse, inanç ve kanaatlerini bir kaç marjinalin ısrarlı ve düşmanca tavırlarından etkilenerek değiştirecek kadar aptal değildir. Din karşıtlarının bunu böyle bilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum

Okuduğum yazısında, islam dinine ağır ifadelerle yüklenen kişi bana verdiği cevapta, hakaret ve aşağılamada bulunmadığını söylüyor. Aşağıdaki cümleleri onun yazısından aldım:

"Senin dinine inananlar 9 yaşındaki kızla evlenip bir ömür tecavüz etsinler, ...  Senin dinine inananlar ateş çukurları açıp içine insan atsın, kafa kesip videoya çeksin ... ... egemen oldukları zaman Hıristiyan ve Yahudileri haraca bağlasın, ... istedikleri toplumların kadınlarını helal ilan edip cariye yapsın, ... ben de saygı duyayım öyle mi?"

"Mazoşist miyim ben? Aşağılanmak, tehdit edilmek, köleleştirilmek, haraca bağlanmak, kellemden olmak hoşuma mı gidiyor? Ben niye sana saygı gösterecekmişim, benim kendime saygım yok mu?" (2)

Yazara göre, bu cümleler hakaret ve aşağılama içermiyor. Demek ki, inanca saygı duymayı, "mazoşistlik" olarak görmek, müslümanlığı; insanı aşağılayan, köleleştiren, haraca bağlayan, kelle alan bir din şeklinde nitelemek aşağılama ve hakaret sayılmıyor! Eğer söyledikleri doğruysa Türk Dil Kurumu, (köleleştiren, haraca bağlayan, kelle alan din!) kavramlarına yeni anlamlar bulmalıdır.

Fikirler, görüşler, anlayış ve yaşayış biçimleri nasıl olursa olsun, bunların merkezindeki varlık insandır. O, ister semadan insin, ister hazır bulsun, isterse kendi üretsin her inancı ya da fikri, kendi kafa konforuna göre biçimlendirmeyi becerebilen, beğenmediğini ise yerden yere vurabilen tek canlıdır. Bu, insaoğlunun hastalığıdır. Buna rağmen, varolanı tırpanlayıp değiştiren zihniyetin getirdiği farklılığın, ötekilerden üstün olduğunu, insanları mutlak doğruya ve gerçekliğe ulaştırdığını gösteren bir delil yoktur.

Durum buyken yazar, "dinle zıvanadan çıkmış insanlara!" ateizmin tek çare olabileceğine dair imalarda bulunabiliyor. Diyor ki:"Dinin, sürekli kötülüklere sebep oluyor, sen ise buna mazeret uydurmakla ömür tüketiyorsun. ... Bu din seni iyi bir insan yapabildi mi?"

Açıkça, "sen inançlarından kurtulmadan adam olamazsın" demek istiyor. Ben ve benim gibiler her ne kadar, "bu ileri düzey" şahsiyetin olağanüstü özelliklerine sahip olmasak ta çok şükür, bu laflarla ne denmek istendiğini anlayabiliyoruz.

Göz gezdirdiğim bir kitaba göre, ateizm Avrupada 1655/1680 lerden itibaren gündeme giriyor, 19. yüzyılda ise fikirlerin efendisi "yani entellektüel bir duruş" haline geliyor. Yani bilim dünyası ile aydın kesimin birincil kriteri oluyor. Sanayii işçilerini de buna katabiliriz. (3)

Burada, kendisinin toptancı bakışından yola çıkarak, müslümanlığı insan kanı kan dökmekle, ülkeleri haraca bağlamakla suçlayan kişiye sormamız gerekiyor. Batı dünyası, din adına yaptığı savaşları ateizmin etkisine girdiğinde bırakmış mıdır? Ateizm, savaşları yani kan dökmeyi durdurabilmiş midir? Arap Yarımadası'nın parçalara ayrılmasını ve petrol sömürüsünü önleyebilmiş midir? El an gözümüzün önündeki Libya'ya, Mısır'a, Irak'a ve Suriye'ye fitne tohumlarını saçan, istemediği seçimleri darbe yoluyla iptal eden batı, acaba bunları hala din adına mı yapmaktadır?

Evet, her toplulukta olduğu gibi müslümanlar arasında da kandırılmış ve kışkırtılmış, saflar bulunabiliyor. Ancak müslümanlar yalnızca birbirlerini yerken, ateist batı tüm dünyayı tüketiyor. Yazarın şunu bilmesini özellikle isterim. Bazı inananların, işledikleri melaneti dinle savundukları doğrudur. Küçük yaştaki kızlarla evlenmek dinin emri değil, kadim bir gelenektir ve islamdan sonra da sürmüştür. Fakat, bu tür evliliklerin dini inanç gereği yapıldığı sanısı yanlıştır. Çünkü bu, dinin değil o aşağılık adam veya adamların isteğidir. Lütfen, artık kafalarımızı kumdan çıkaralım ve gerçeği görelim.

İnsanı hesaba katmadan din eleştirisi yapmak bizi yanlış sonuçlara götürür. Ben bir müslümanım. Ve inandığım dinde sizin gördüklerinizi görmüyorum. Çünkü olumsuzluk olarak nitelediğiniz şeylerden ne kadarının dinden ne kadarının geleneklerden kaynaklandığının farkındayım. Benden, kendisi için ayrı bir yorum isteyen kişinin, "Malatya'da şunu yaptınız, Sıvas'ta insanları yaktınız" şeklindeki toptancı ithamlarını asla kabul etmiyorum. Zira bunları yaptıranların, tam da bunu söyletmek istediklerini biliyorum.

Çok şükür bizim de elimiz nal toplamıyor. Kendi çapımızda bazı şeyleri araştırıyoruz. Sıvas'tan bir hafta sonra Başbağlar'da akşam namazı vaktinde, (29 u kurşuna dizilmek, biri çocuk 4 ü de köyün ateşe verilmesiyle yakılmak suretiyle toplam) 33 kişinin hangi maksatla öldürüldüğünü kavrayabiliyoruz. Bu adiliklerin, alevi sünni çatışması çıkarma amacına yönelik çabalar olduğunu anlamayanlara da acıyoruz!  (4)

Alevi evlerini (hem de) alevilere işaretlettikten sonra, "alevi düşmanlığı yapılıyor" diye kıyamet koparanları  görmezden, Emekli Albay Arif Doğan'ın, "Hizbullah'ı ben kurdum" dediğini  duymazdan gelenler işte böyle hep aynı şeyleri tekrarlayıp dururlar ve milim mesafe katedemezler. (5)

İçimizdeki ve dışımızdaki birilerinin müslümanları bir şekilde kullanıldığı, onlara kabul edilmesi imkansız eylemler yaptırdığı malasef bir vakıadır. El Kaide, bunun dışımızdaki, Hizbullah ta içimizdeki örneğidir. İşin garibi bizdeki Hizbullah din düşmanlarını değil, mütedeyyin, samimi ve masum müslümanları öldürmüştür. Hem de domuz bağıyla... Halbuki islam, haksız yere insan öldürmeyi ve intiharı yasaklamıştır. Kur'an, "... Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın." Enam/151 "... Kim, bir insanı, ... (haksız yere) öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür." " Maide/32  "... Ve kendinizi öldürmeyin." Nisa/29 buyurur.

Süre gelen siyasi cinayetlerin son on yıldır durması, birilerinin gayretine rağmen Çorum, Sıvas gibi olayların yaşanmıyor olması, körü körüne inanç düşmanlığı yapanları azıcık düşündürmeli değil midir?

Talebine binaen yazdığım yoruma cevap veren ikinci kişi ise konuya, Marks ve Lenin'le giriyor. Enteresan olan, şahsın eleştirdiği dinle, Marks'ın amacı aynı noktada buluşuyor. Yani dinler de Marks gibi, haksızlığa karşı bir duruş getiriyor. Aralarında nüans farkı olsa da, ikisi de paylaşımdan sözediyor. Dinler gerektiğinde savaşmayı nasıl caiz görüyorlarsa Marks ta, "amaç için her şeyi mubah saymakla"( 6) onlardan aşağı kalmıyor. Görüldüğü üzere, iki düşüncenin hedefi de (zayıf) insan ve onun hukukudur. Ana ayrım ise birinin metafizik, diğerinin insan kökenli olmasıdır. Belki buradaki tercih sebebi, daha fazlayı (ahireti) istemek ya da toprak olmayı kabullenmektir. Bir engel olmadığına göre  herkes istediğini seçebilir.

Ancak önemli olan bu değildir. Önemli olan, ister semavi, isterse beşeri olsun insanın, tüm olguları çıkarına uygun olarak kodlayabileceğini kavrayabilmektir. Söz konusu ikinci kişi, bunu kavramaya çalışmak yerine bana, cevaplanması günler alacak yığınla soru ve itham yöneltmekte ve benden bunların karşılığını beklemektedir. Üstelik "daha sayayım mı" bile demektedir! (7)

Doğrusu memleketimizde, (alevilerle sünniler, inananlarla inanmayanlar arasında) cereyan eden hadiseler, provokasyon bağlamından ayrılıp inanç eksenine taşındığında, din hakkında yanlış kanatlerin oluşması kaçınılmazdır. Mesele ise, o kadar basit değildir. İslamın, nedensiz hır çıkaran, işkence ederek adam öldürmeyi kutsayan bir din olduğunu iddia edenin, kaynaklardan delil göstermesi lazımdır. Kim oldukları belli olmayan tiplerin yönlendirmesiyle, kandırılmış veya birilerinin uydusu haline getirilmiş insanların yaptıklarını, müslümanlığa ve müslümanlara yükleme kolaycılığı bir gerçeği anlatmak değil, din düşmanlığı yapmaktır.

Lenin, "Din, bütün hayatları boyunca yoksulluk içinde acı çekenlere sabırlı olmayı, boyun eğmeyi öğütler, onları öbür dünyada kavuşacakları "ödüllerin" umuduyla avutur " demiştir de... kendisi ne yapmıştır? Rus halkını mutlu edebilmiş midir? Lenin'in ya da "dinin halkın afyonu" olduğunu söyleyen Marks'ın iddilarının mutlak doğrular olduğuna dair karine nedir? Lenin ya da Marks, bunun böyle olduğunu hangi somut bulglara dayanarak söylemiştir? Allah'ın yokluğunu ya da ikinci bir alemin olmadığını iddia etmekle, aksini savunmak arasındaki fark ve üstünlük nedir? Hangi iddia ya da teori hem görsel, hem de mantıksal olarak ispatlanmıştır? Ayrıca, komünizm döneminde Rusya cennet mi olmuştur? Olduysa, niye bolşevizmi terketmiş ve çözülmüştür.

Ateist Stalin tarafından 11 Mayıs 1944’de imzalanan kararla yurtlarından sürülen Kırım Tatarları'nın Çeçenler'in, İnguşlar'ın, Ahıska'lıların çektikleri acıları, binlercesinin yollarda telef olmasını, (özellikle de bu vahşetin 20. yüzyılda işlenmiş olmasını) kutlu ve mübarek komunizmin ve onun idealize ettiği ateizmin hürmetine tolore edilebiliyorsanız bana susmak düşer!

"1939 yılında Sovyetler tarafından, Polonyalı asker, subay, arazi sahibi, entellektüel, memur, akademisyen (ve) profesörlerden oluşan savaş esirlerinden yaklaşık 22,000 inin katlediledildiği Katin Katliamı"nı, (8) Hitler'in Yahudi'lere, Bulgar'ların Belene Kampı'nda Türk'lere, yaptıklarını hatırlayın. 

Ha bu arada, 12 Eylül sonrası Metris, Mamak ve Diyarbakır cezaevlerinde yapılan maddi ve manevi işkenceleri, tutuklulara içirilen lağım sularını da unutmayın. Bu adice muamelelerin, din adına yapılıp yapılmadığı üzerinde düşünmeyi de ihmal etmeyin.

Sonra da Irak 'taki Ebu Garip (Gurayb) Cezaevi'nde müslüman kadınlara tecavüz eden, erkeklere akla hayale gelmedik işkenceler yapan, keyf için nişan alıp insan öldüren Amerikan/İngiliz askerlerini, Bosna'lılara yapılan Sırp katliam ve tacizlerini düşünün! Acaba, bunları yapanlar da mı müslümandı? Ya da bu iğrençlikleri dini görev olarak mı yaptılar?

Eğer sürekli müslümanlar aleyhine yazılanların peşine düşer de öbür tarafın yaptıklarını görmezden gelirseniz, işte böyle dünyaya kör kalırsınız. Belli ki, siz yalnızca kendinizi aldatıyorsunuz. Her şeyi sorguladığınızı idda eteseniz de idealize ettiğiniz fikrin doğurduğu sonuçlara ve yaşattığı acılara bigane kalıyorsunuz. Aksi olsa dini, birilerinin fiilleri üzerinden eleştiremezdiniz.

Gördüğünüz gibi sizin yönteminiz kullanıldığında her ideoloji veya inanç için incitici, küçültücü, tahkir edici örnekler bulmak mümkündür. Belki komünizm, ateizm veya hristiyanlık bu değildir. Daha açıkçası, din ve ideolojilerin amaçladığı bu değildir. Ne var ki, ateizm batının sömürgeciliğini, komünizm de Rus yöneticilerin insandışılığını yenememiştir. Siz kendi köklerinizi kurutmaya, ondan kopmaya uğraşırken batı dünyası halen, kadim icraatına devam etmektedir. Ne diyelim ateizminiz, islam düşmanlığınız, belki de misyonunuz, hayırlı olsun.

Müslümanların geri kaldığı iddianıza gelince: Mevcut (dindar) hükümet(ler), son on yıldır hem iktidar, hem de muktedir olma iradesini gösterebildiğinden, tüm engelleme çabalarına rağmen ülkemize gözle görülür bir seviye kazandırmıştır. Yönetimi, dominant zihniyetin buyurgan ve istemezükçü sultasından kurtarmış ama  onun kin ve nefretini önleyememiş, şiddetli protestolarına maruz kalmıştır/kalmaktadır. İşte, müslümanları geri bırakan din değil, bir biçimde her müslüman ülkeye çöreklenmiş olan bu zihniyettir. Eğer bunu farkedemiyorsanız islamın  geri bir din olmadığını söylememin bir anlamı olmayacaktır.

Resim: akasyam.com
(1)- "İki arkadaşla diyecektim" ama bir de aramıza, "Biz seninle nereden arkadaş oluyoruz!" tartışması girer endişesiyle bundan vazgeçtim.
(2)- Radikal Blog: "İnanmıyorsan da saygı duy!"
(3)- Gavin Hyman: Ateizmin Kısa Tarihi. Çeviren: Dilek Şendil 2010
(4)- Vikipedi
(5)-  http://www.internethaber.com/alevilerin-evlerini-isaretleyen-kisi-ortaya-cikti-520324h.htm ve Cüneyt Özdemir: Radikal
(6)- Dr. Aydin TOPALOGLU http://kitap.ihya.org/ateizm-elestirisi/konu-246.htm
(7)- "İnanmıyorsan da saygı duy" başlıklı yazıdaki yorum.
(8)- Vikipedi.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.