Din, modernlik, bilim ya da fen : bunları uyumlu / barışık görmek

Din, modernlik, bilim ya da fen : bunları uyumlu / barışık görmek DİN
5,0
23.05.2014 01:31:32
A+ A-

Bu yazımı, bir yazıya işaret ederek merak edecek olanları o yazıyı okumaya yönlendirmek üzere kaleme alıyorum. O geniş yazıyı özetlemek gibi bir amacım olmadığı gibi yazıyı uzatacak alıntılar da yapmayacağım. Okuyanlardan birilerinde merak uyandırabilirsem bir ölçüde, amacım gerçekleşmiş olacak.

İsmail Kara'nın, aylık Derin Tarih dergisinin Mayıs 2014 sayısındaki yazısı, aynı derginin Nisan 2014 sayısındaki yazısının devamı niteliğinde. Baştan belirtmeliyim ki, İsmail Kara, bana göre, bu yazıya başlık yaptığım ifadenin yansıttığı zihniyette olmadığı gibi, zihin yapıları bu eğilimi yansıtanları da böylesi yazılarla tanıtmayı önemseyen değerli ve seçkin bir entelektüel ve akademisyendir.

Bu yazısının ilk ve uzun cümlesi, neleri takip ve şerh edebilmek için bakılabilecek yerlerden birinin  Medresetü'z-Zehra projesi olduğunu ifade ediyor. Önceki yazısında da, bunda da, kimilerinin yaptığı gibi, Said-i Nursi'yi Nurculuk hareketinin ideal ve neredeyse kusursuz bir şahsiyeti olarak sunmuyor. Bu yazıda söz konusu edilen projenin duruşu; birinci, ikinci ve üçüncü derecede; çözümsel, işlevsel, araçsal anlamlarda nasıldır, buna açıklama getiriyor. Her üç kademenin de önemli olduğunu belirterek.

Değinilen projenin ilk geçtiği kitap olan Münazarat'ı(baskı tarihi 1911) en kısa biçimde tasvir edişi mükemmel ve her şeye rağmen mühim bir eser olduğunu belirtişi anlamlı. Hem müntesipler hem de bu konuda çalışanlar tarafından yapılmışa benzettiği bir perdelemeyle karakterize olduğunu vurguluyor bu eserin. " 'İslâmiyeti kurtarmak', meşrutiyeti sevdirmek" diye özetlediği bir amacı olduğunu anlatıyor müellifin. Bu projenin, çağdaş İslâm düşüncesinin, İslâmcılık hareketinin imkân ve ihtimalleri kadar, bütün problemlerini ve zaaflarını da taşıdığını söylüyor. "Medrese, mektep, bilim, İsrailiyat, taassup, siyasi rejim, ilerleme..."

"Din-bilim çatışmasının din-bilim uzlaşmasına dönüştürülme çabaları"nda Bediüzzaman'ın da katkısı olduğuna değiniyor. Şu alıntıyı yapayım: "Hem felsefî hem de fiilî olarak dindışı alana doğru kayan bir dünya tasavvurunu biz dinin içine çekmeye, dine onun kıstaslarıyla bakmaya çabalamışız."  Nedeni de şu dikkat çekici ifadesinde: "Çünkü hem modernleşecek hem de dindarlaşacaktık." Bu çizginin problemli olduğuna, Bediüzzaman'ın eserleriyle bunun daha da kalınlaştığına vurgu yapması düşündürücü ve çarpıcı bir tespit.

Dinle modern bilimi uzlaştırmanın aslında felsefî olarak pek mümkün olmadığını, çünkü modern bilimin vahyi, dinî verileri bir bilgi kaynağı olarak kabul etmediğini, bir aşama ötede reddettiğini ifade eden yazar, felsefî olarak mümkün olmayan şeyin fiilî olarak mümkün ve zarurî, nihaî olarak faydalı hale getirildiğine vurgu yapıyor.

Yazının son bölümü yazarın düşündürücü sözlerinden oluşuyor. Mecburum bir alıntı daha yapmaya: "Demem o ki; yakın geçmişimizin-belki uzak geçmişimizin de- meselelerine tarihsiz, kronolojisiz ve daha da vahimi derinlik arayışından ve hadiseler-düşünceler- kişiler arasında irtibatlar kurma fikrinden yoksun olarak bakmaya alışmış gibiyiz. Onun için bugünü de üst düzeyde, Türkiye'yi taşıyabilecek seviyede anlayamıyor, kuşatamıyoruz; (...) Dinî ve ahlâkî meselelerde bile kolaya, basite kaçmayı, pratik ve pragmatik olmayı tercih ediyoruz."



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.