Din ve yaşam

Din ve yaşam DİN
5,0
29.10.2014 16:34:38
A+ A-

Yaşarken sıkıntılı ve tasalı olmak, mutlu olmamak, karamsar olmak ve en kötüsü umutsuz duruma gelmek mümkün değil mi? Adaletsizlikler / haksızlıklar, kötülükler, kabalıklar, yoksulluklar, işsizlikler, yalnız (tek başına) kalmalar, kötü hastalıklar, iftiraya uğramalar, mülteci durumunda olmalar, sürgüne gönderilmeler vs. insanın kendi başına gelen vakalar da olsa, başkalarının başına gelmiş ve tanık olduğumuz vakalar da olsa, bizi etkisi altına alıp, kuşatıp o durumlara getirmez mi?
Böylesi durumlar insan hayâtının gerçeklerinden değil midir?

Bu saymaya çalıştığım durumlar dışında da, görünür hiç bir sebep yokken sıkılan, depresyona giren insanlar vardır. İnsanda yalnızlık duygusu mesela, sadece somut bir yalnız olma, kimsesi olmama durumuna mı bağlıdır? Elbette ki onunla sınırlı bir hal değil bu. İnsanın kendisini yalnız hissetmesidir olay. Modernliğin, teknolojinin bu aşamalara gelmesinin insanları etkilediğinden, değiştirdiğinden söz edilir hep. İnsani ilişkilerin modernlik öncesi dönemlerde olduğundan farklı duruma geldiğine vurgu yapılır. 19. ve 20. asırlarda Avrupa'da, Rusya'da ve Amerika'da sanat, edebiyat ve felsefe alanlarında ortaya konulan eserler insanlığın durumunu yansıtmaz mı? Elbette eskiyi övme, yeniyi kötüleme gibi bir niyetim ve yaklaşımım yok. Bu çok yanlış ve temelde gerçekliği izah edilemeyecek bir yaklaşım olur. İnsanlar en eski çağlarda da mutsuzluğa, kötümserliğe, haksızlığa (zulme) uğruyorlardı, en yeni dönemlerde de. Modern insan, eski insana göre daha bir kolaylıklara, rahatlığa sahip gibi görünüyor ama diğer taraftan modern bilim ve teknolojinin ilk kez bu kadar geliştiği bir dünyada yaşıyor.
Felsefî anlamda bunun etkisi son iki asırda oldukça belirgin. Materyalizm, Pozitivizm, Darwinizm, Marxsizm, Kapitalizm akımları bunun göstergesi. Ama aynı zamanda demin değindiğim gibi sanatta, edebiyatta ve felsefede de tepkiler yansıtan eserler ortaya çıkmış. Bunalım ve sıkıntı yansıtan eserler... Resimde, şiirde,romanda, öyküde, oyun türünde ve filozofların eserlerinde...

Şimdi esas üzerinde durmak ve yoğunlaşmak istediğim meseleye dönüyorum. İnsan yaşamında dinin önemi, insanlık tarihi boyunca hep gündemde olmuştur. İnananlar da olmuştur dine, inanmayanlar da. Her devirde... Peygamberler seçilip gönderilmiştir insanlar arasından insanlara. Mucizeler gerçekleşmiştir. Hz. Meryem'in mucizevî olarak Hz. İsa'yı doğurması, Hz. İsa'nın (as.) mucizeler göstermesi, Hz. Muhammed'in (sav.) Miracı gibi. Onun son peygamber olması ve kendisinin peygamberliği sırasında dinin kemâle ermesi, tamamlanması. Kurân'ın son Semavî Kitap olarak tedricen vahiy yoluyla ona lafız olarak indirilmesi, Hz. Peygamber'in (sav.) de indirilen âyetleri vahiy kâtiplerine yazdırması.

Mümin ve Müslüman olan insanların Allah'a dair bilgisi Kur'an-ı Kerîm'e ve Hadis-i Şeriflere dayanır . Allah'ın birliği, Allah'tan başka tanrı (ilah) olmadığı, Allah'ın her şeye kâdir olduğu, Allah'a her insanın ve canlının muhtaç olması, O'ndan başkasına muhtaç olmama bilincinde olmanın önemi, Allah'a güvenme ve sığınmanın önemi, Mümin için Allah'ın ardında bir gaye olmaması; bize dünyada ve âhirette iyilik, mutluluk ve esenlik verecek olanın O olması, O'nun adaletinin şaşmaz olması gibi daha pek çok sayacağımız özellikler, ilkeler, Kur'an'da ve Hadislerde yer alan tespitler göz önüne alındığında, Mümin ve Müslüman olan insanın bu dünyada sıkıntılı, kaygılı, korku içinde, mutsuz, hele umutsuz olması mümkün mü?

İslâm tarihi boyunca Allah dostu olan nice ilim ve irfan insanlarının yaşam öyküleri ortada.  Veysel Karanî, Hasan Basrî, Râbiatu'l Adeviye,, İbrahim bin Edhem, Bişr-i Hafî, Zünnûn-ı Mısrî, Bâyezid-i Bistâmî, Ebû Hanîfe, İmam Şâfii, Ahmed Bin Hanbel, Serî-i Sakatî, Yahya Bin Muâz, Cüneyd-i Bağdadî, Şeyh Ebû Bekir Şiblî, Şeyh Ebû Hasan Harakânî, İmam Muhammed Bâkır, Abdülkâdir Geylanî, Muhyiddin İbn Arabî, Sadreddin Konevî, Mevlana C. Rûmî, Yunus Emre, Niyazî-i Mısrî gibi âlimler ve ârifler Allah'a yaklaşma- yakınlaşma yolculuğu olarak geçen yaşamlarında kemâle ermişler, Allah'a dost olmanın gerçekleşebileceğini göstermişlerdir. Peygamberimizin arkadaşlarının (Sahabe-i Kirâm) hayatları, Allah'a ve Peygamberine bağlılığın ve sadâkatin  eşsiz örnekleridir. 

"Bizden tasayı gideren Allah'a hamd olsun." Bu söz Kur'an'da bir âyette (Fâtır 35/34) geçer.
Şu  söz de:
"Size iyice düşünecek kimsenin düşünebileceği, öğüt kabul edebileceği kadar ömür vermedik mi?" (Fâtır 35/37)

Şu dizeler de Muhyiddin İbn Arabî'ye (d.1165-v.1240) ait:
"Kim rabbine tevekkül ederse / Yeter ona yaratılmışların ilahı /
Bütün hallerinde Hakkı görür her daim /
Sürekli O'nunla beraber /
Bu veli sürekli bir haldedir ki /
Kalbinin ondan istediği haldedir" 
(Fütûhât-ı Mekkiyye, 16.cilt, sayfa:78-79, Muhyiddin İbn Arabî, Çeviri: Ekrem Demirli, Litera Yayıncılık, İstanbul-2011)

(Kur'an âyet mealleri için kaynak: Kur'ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerîm, İkinci cild,Yedinci Baskı, Balıkesirli Hasan Basri Çantay, 1972, Naşiri: Mürşid Çantay, Bayezid-İst.)

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.