Dindar bir ateistin sayıklamaları! (Eytişimsel Özdekçilik)

Dindar bir ateistin sayıklamaları! (Eytişimsel Özdekçilik) DİN
5,0
27.12.2015 03:23:38
A+ A-

Ben materyalizm (diyalektik) görüşüne sahip biri olarak ahlaklı biriyim. Doğa üstü bir güce, yaygın değişiyle bir tanrıya ihtiyacım olmaması başıma buyruk davranacağım, istediğim her şeyi yapacağım, eşime, dostuma, çevreme, toplumuma, insanlığa, hayvanlara, doğaya karşı sorumluluğum olmadığı anlamına gelmez.
 
Çok basit ve evrensel bir ahlak kuralım var: Kendime yapılmasını istemediğim şeyi başkasına yapmam. Benim özgürlüğüm başkalarının özgürlük alanına müdahale ettiğim anda son bulur.
 
Bu kadar basit bir ahlak kuralı için tanrılar ve dinler yaratmaya, hareketlerimi, davranışlarımı doğa ötesi bir şeyin cezalandırma-mükafatlandırma yöntemine göre belirlememe gerek yok. Zaten böyle fizik ötesi bir güce yaranmak, ceza almamak ve mükafatlandırılmak beklentisiyle yapacağım her iyilik, her hareket samimi, dürüst bir eylem olmaz. Daha ziyade bir çıkar, menfaat ilişkisi olur. Ben yaratılanı (canlıları) yaratandan (fizik ötesi şey) ötürü sevme ikiyüzlülüğüne karşıyım.
 
Sen hiç yüz kızartıcı suç işlemiş bir ateist gördün mü? Tecavüzcü, yolsuzluk yapan bir siyasetci (Stalin ateist değil Hristiyandı. Komünist değil, nasyonal sosyalistti yani ulusalcı), bir dolandırıcı, güç sarhoşu, maço, sapık, seri katil, katliamcı bir ateiste veya ateist örgütlenmeye rast geldin mi? Milyonlarca inançlı mahkumun arasından ateist bir mahkuma rastladın mı hiç hapishanelerde? Biz bilim üretiriz. Teknoloji, sanat, tarım, edebiyat, estetik, güzellik, eşitlik, barış üretiriz. Üstünde giydiklerinden kullandığın cep telefonuna hepsi bizim tasarımımız. Kim bilir tıbbi cihaz ve yöntemlerimizle kaç kere ölümden döndürdük seni. Şuan bilgisayarından bu yazıyı okuyorsan onu da bize borçlusun!
Şaşıracaksın belki ama üstelik ben iyi bir dindarım da aynı zamanda. Şahsen geleneksel dinin kapitalist karaktere büründürülmesinden rahatsızım esasen. Yoksa mesele bir yaratıcıya inanmak ya da inanmak değil, nasıl bir yaratıcıya inanıp inanmamaktır. "Bir alet ustasız olmaz, kainat nasıl yaratıcısız olsun ki?" diye sorarsan da (ki muhtemelen tam bunu geçiriyorsun kafanda şuan) bu konumuz dışı olduğu için girmeyeceğim. Yine de biyoloji ve fizik bilimlerine merak salıp, biraz da felsefe kasarsan bunun da cevabını bulursun. Ama dedim ya mesele bu değil. Ben evrenlerin, maddenin fizik ötesi bir şey yani tanrı tarafından yaratıldığına dönük dinsel yönteme alternatif bilimsel yöntem olan madde ve enerjinin kendi kendisinin nedeni ve sonucu olduğu savını bilsem bile yine de bir yaratıcıya inanmak istiyorum ille de. Sen de benim gibi düşünüyorsan aşağıda ki paragrafım tam sana göre.
Mülk yalnızca Allah'ındır, diyor. İhtiyacından fazlasını tüketme ve kazancının 40'da 39'unu ihtiyaç sahiplerine ver, diyor İslam tanrısı Allah! Bunların yanında gücü, iktidarı, hiyerarşiyi ve devleti kutsamak yerine eşitliği ve adaleti kutsamasından tutunda şatafattan hak yemeye değin insanlık belası daha neleri neleri haram (yasak) kılıyor. Öyleyse bu Allah komünist! Öyle ya; böyle bir tanrıya inanmakla ateist olmak arasında felsefik, ontolojik, sosyolojik ve ideolojik (Unutma! Biyoloji ve fizik konumuz dışı) açıdan pek bir fark göremiyorum. Yalnızca muktedirleri, zalimleri değil, emekçileri, işçileri, hayvanları, yoksulları, Kürtleri, Çingeneleri, kadınları, eşcinselleri, ateistleri ve tüm ezilenleri bu denli seven, müdahaleci olmayan bir tanrıya inanmanın huzuru ve mutluluğu başka nerede olabilir ki? Bu vesileyle Müslümanları İslam'a, ateistleri komünizme davet ediyorum...

Aslında doğrudan "Ben dindarım, gerçek din benimki. Gerçek İslam benim uyguladığım İslam" deyip işin içinden çıkabilirdim çoğunluk gibi. Ancak kendine dindar diyenlerin, din adına iktidar talep edenlerin, dini siyasete karıştırıp çıkarlarına alet edenlerin, din adına, cihat adına zulme, sömürüye ve katliama bulaşanların, hem dindar olup hem de küfre bulaşanların tekelinde olan bir din anlayışının peşinden koşan ve kendileri de vicdanlarına kadar kirlenmiş milyarlarca müridin arasıda olmaktan utandığım için diyemiyorum.
 
Evet, ben ahlaksız biri değilim. Herkese, her şeye karşı sorumluluklarım var ama aynı zamanda ahlakçı da değilim. Ahlakçı kişi ahlak karşıtıdır. Ahlakçı insan her şeyi ya dünyevi, ya uhrevi ya da her ikisinden kaynaklı çıkarları için yapar. Onun insan, hayvan, doğa sevgisi asla sınıfsız, eşitlikçi, özgürlükçü değildir. Zenginin, sömürenin, güçlünün, erkin, kudretlinin, baskıcının, ayrımcının, muktedirin yanındadır. Kendini sürekli karşıtlıklar üzerinden ifade eder. Dincidir, ırkçıdır, milliyetçidir, cinsiyetçidir, türcüdür. Tüm insanlığın, hayvanlığın ve doğanın değil, bunlardan bir veya bir kaçının barışı, huzuru, eşitliği, özgürlüğü için savaşır, mücadele ve dua eder. Böylelikle geri kalan herkesi ötekileştirir, yoksullaştırır, sömürür, yok eder. Ahlaklı ise insan, hayvan, doğa olsun herkesin, her şeyin eşitliği, özgürlüğü için mücadele eder, ayrım yapmaz, kategorize etmez.
 
Düz mantıkla oksimoron gibi dursa da; ben ateistim, hem tanrıya da inanırım ve ahlaklı biriyim. İnsan ahlakçı olduğu oranda ahmaktır çünkü..
 
Zafer Kılıç


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.