Dini eğitim çocuk oyuncağı mı?

Dini eğitim çocuk oyuncağı mı? DİN
5,0
16.07.2014 04:09:25
A+ A-

Selam,

Diyanet İşleri Başkanlığının Pazar araştırması olan “Türkiye’de Dini Hayat Araştırması” sonuçlanmış. Beklendiği gibi halkın %99.2’si Müslümanmış, Elhamdülillah!. Bu durumda DİB aldığı bütçenin hakkını vererek neredeyse bütün herkese hizmet ettiğini kanıtlamış.

Araştırma sonucunda daha pek çok tartışılacak konu çıkacaktır. Ancak ilk gözüme çarpan sonuçlardan bir tanesi “Dini bilgilerin en çok öğrenildiği yaş grubu” oldu.

Bu tabloya göre halkın %82 si 13 yaşından önce dinini öğreniyor. Hatta buna 14-16 yaş grubunu da eklersek çocuk yaşta dinini öğrenenlerin oranı %91’e çıkıyor.

Temel eğitim yaşı olarak değerlendirdiğimizde tablo gayet normaldir. Ancak bildiğiniz gibi temel eğitim günlük etkinlikleri yapabilecek kadar temel kavramları öğretmeyi bilgi ve beceri elde etmeyi amaçlar. Herhangi bir konuda uzmanlık için genel olarak 17-18 yaşından sonra eğitimini sürdürmek ya da konu üstünde çalışmak gerekir.

Şimdi ana tartışma konumuza girmeden önce, çoğumuzun çocukken öğrendiği dini bilgilerden birisi olan “Taklidi iman, tahkiki iman” konusunu hatırlayalım. Konuyu hatırlamayanlar ya da o derste uyuyanlar için kısaca hatırlatayım.

Taklidi iman adı üstünte taklit etmektir. Ailesinden ve çevresinden öğrendiği kadarı ile delilsiz, sorgulamadan, sadece kabule dayalı zayıf bir imandır. Aslında buna iman değil inanç demek daha doğrudur. Teslimiyet bile değil sadece kabul söz konusudur. Görüntü her ne kadar Müslüman görüntüsünde olsa da kökleri olmadığı için her an aksi yöne dönebilir.  

Tahkiki iman ise dini bilgileri öğrendikten sonra delillerini de araştıran, sorgulayan, öğrendiklerinden emin olan adı üstünde hakiki olan imandır. Bu gruptakiler için geri aksi yöne dönmek şöyle dursun bilgilerin tamamlandığı kemalat aşamasından söz edilir.

Meşhur Ramazan günlerinde din programları çokça yapıldığı için karşılaşmamanız imkansız. Bazı dini soruları isterseniz bir sıralayalım. “Sakız orucu bozar mı?”, “Boş ol dedim, imam nikahım düşer mi?”, “Kadına bakmak orucu bozar mı?”, “Tuvaletten çıkarken okunacak dua”, “Namazda ayak kaldırılır mı?”... Yıllardır aynı sorular sorulur, aynı insanlar aynı cevapları verir, binlerce lirayı alır gider.

Soruların kalitesine bakarsak dini eğitimimizin taklit seviyesinde kaldığı, olgunluk seviyesine bir türlü gelmediği görülür. Yani birçok insan günlük hayatında ihtiyacı olduğu kadarını kulak dolgunluğu ile öğrenmek, toplum dışına itilmemek ile yetinir. Yani ha pazarda para üstünü alacak kadar matematik öğrenmiş, ha namazda arka saftakinin dalga geçmeyeceği kadar kural ezberlemiş.

Hal bu ki çoğunluğun “Yüce” kabul ettiği dininde, bu kadar sıradan gereksinimler ile yetinmeleri ne derece doğrudur? Ya da gerçekte sıradan günlük yaşam kurallarını içeren dinin taklidi ile yetinerek kendi hakkımızı alamamak ne derece doğrudur?

Eğer din yüce ise; çocukken aldığımız temel eğitimin üzerine, ilahi sır, hikmet, ilham, kemalat gibi olgunluk modellerinin de eklenmesi gerekmez mi? Ya da din günlük hayatın doğal kuralları ise, ihtiyacımızı karşılama, bireyi ve toplumu geliştirme yönündeki eylemleri ile değerlendirmemiz, sorgulamamız gerekmez mi?

Her iki durumda da verilen eğitim çocuk oyuncağı gibi kalmakta, yedisinden yetmişine kadar tüm sorular ve sorunlar da temel seviyenin üzerine çıkamamaktdır. İşin kötüsü aynı sorulara aynı cevapları vermesine rağmen birileri kendisini din adamı olarak üstün görmekte, hatta profesör bile olabilmektedir. Hal bu ki hafızası güçlü bir papağandan farkı yoktur.

Temel eğitimin küçük yaşta başlaması normadir. Ancak bu yola teslimiyetin devam edebilmesi için günlük hayatımızı bu kadar etkileyen, yiyeceğimize, sözlerimize, eylemlerimize, evlenmemize, kişiler arası ilişkilerimize, doğumumuza, ölümümüze karışan dini kuralların uzmanlık seviyesinde öğrenilmesi ve sürekli eğitimin gerçekleşmesi gerekir.

Çocukça ve safça bir inanç bizi, imana değil güvensizliğe, bunun sonucunda da tutunacak dal aramaya iter. Kulaktan duyma bilgiler ile, aşina olduğumuz lafları eden herkese sorgulamadan güvenir ve oradan oraya savrulur gideriz.

@AlkanIrfan

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.