Dinler ve Edebiyat

Dinler ve Edebiyat DİN
3,7
21.09.2013 13:03:14
A+ A-

 

Yaşamın her alanına hükmeden bir fikriyattır edebiyat. En başta "edep" öğretir insana. Konuşmalarımız, tartışmalarımız, eleştirilerimiz hep onun etrafında döner durur. Eğer birisini ikna etmemiz gerekiyorsa yine edebiyatı kullanırız. İnsanları etkilemenin yolu edebi dilin düzgün kullanılmasından geçer. Edebi dilden yoksun bir kişinin kitlelere hükmetmesi pek muhtemel değildir. Bu pencereden baktığımızda Osmanlı padişahlarının neden aynı zamanda birer şair olduklarını anlamak pek de zor değildir.

Hayatın her alanında karşımıza çıkan başka bir mesele de "din" meselesidir. Hangi bölgeye giderseniz gidin orada dini bir değerle karşılaşırsınız. İslâm tasavvufuyla ilgilenenler, yaşamın her anını din ile geçirdiğimizi hatta nefes alışımızda bile Allah'ı tefekkür ettiğimizi (hu sesi ile) düşünürler. Aynı zamanda özellikle Orta Doğu'da insanlar adım atışlarını dahi İslâmiyet çerçevesinde atarlar. Erkek çocuklar küçük yaştan itibaren din ile "sünnet" yoluyla tanışırlar. Bu da dinlerin yaşamımıza nasıl bir ciddiyetle hükmettiklerinin bir göstergesidir.

Dinler, her alanda insana hükmettikleri gibi edebiyat konusunda da çok etkili olmuşlardır. Zaten kutsal kitapların kendilerinde edebi bir üsluba rastlıyoruz. Çünkü her dinin inanç esaslarına göre Yüce Yaratıcı, her meselede mükemmel olduğu için edebi anlamda da bir mükemmelliğe sahiptir. Bazen bu edebi güzelliği fark etmek pek zor iken bazen de bu edebi üslubu çok rahat görebiliyoruz. Mesela Mezmurlar(Zebur kitabı), edebi özelliklerini açıkça belli ederken Yaratılış(Tevrat'ta birinci kitap) edebi güzelliğini gizler, açıkça belli etmez, ezoteriktir. Örneklerle pekiştirmek gerekirse 42. Mezmur güzel bir örnek olacaktır:
"Geyik akarsuları nasıl özlerse,
 Canım da seni öyle özler, ey Tanrı!" (Mezmurlar 42:1)

Yine Tevrat'ın gizli güzelliği de Kabalacı öğreti ile kendisini belli etmiştir.

Bunun gibi Kur'an'ın bazı bölümlerinde de edebi bir üslup bulabiliriz. Örnek olarak Bakara 74 güzel bir edebi manaya sahiptir:
"Ama bundan sonra kalpleriniz katılaştı, taşa döndü, hattâ taştan da katı bir hale geldi. Çünkü öyle taşlar var ki içinden nehirler kaynar. Öylesi var ki çatladı mı bağrından su fışkırır. Öylesi de var ki Allah korkusundan yerlere yuvarlanır. Allah, yaptığınızdan gafil değil ki." (Kur'an, Bakara 2/74, Abdülbaki Gölpınarlı Çevirisi)

İşte bunlar gibi daha birçok örnek vardır, ancak bunları yazmaya kalksaydık zaten bu yazı bir makale olmaktan çıkardı. Çünkü kutsal kitapların kendileri zaten edebi birer eserdir. İnansak da inanmasak da bu kitapların edebi birer eser olduğu gerçeğini değiştiremeyiz. İslâmiyet inancına sahip olanlar Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşmadaki edebi mükemmelliğe hakaret etmemeli ve yine Hristiyan inancına sahip olanlar da Kur'an'daki muhteşem teşbihlere saygıyla yaklaşmalıdırlar.

NOT: Edebi bir güzellik olarak Yeni Antlaşma'nın(İncil) Vahiy kitabını(son kitap) baştan sona okumanızı tavsiye ederim çünkü o bölümdeki benzetmeler okuyanları hayrete düşürecek güzelliktedir.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.