Dünyanın Kalbi Kâbe(ııı)

Dünyanın Kalbi Kâbe(ııı) DİN
5,0
28.07.2013 12:29:00
A+ A-

Dünyanın Kalbi Kâbe (III)

 

"Ey Muhammed! Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik"(Enbiya 107)

 

Son iki yazımızda Umre ziyaretiyle ilgili etkilenimlere ait notlar tutmuştuk. Bu son bölümde Medine' ye ve kabriyle Medine' ye adeta Cenneti taşıyan gül peygamberi  (sas) ziyaret dönüşü heybemizde kalan hatıralarla yâd etmek istiyorum.

Kabe' nin yürekelerimizi tutan heybetinin henüz  celalli coşkusu üzerimizde iken Medine  yolunda  inşirahlar içinde muhabbet kentine doğru uçuyorduk adeta.

Her bir sevgi yolcusu zaman zaman taşan gözyaşlarıyla yeniden yeniden şahit oldu hicretin kutsallığına. Şimdiyse, hicret ki ilk zamanların samimiyetine  sığınıştı. Hicret ki kendimizden O'nun( sas) kentine sığınıştı.

Hicret ki  Medine'deki dostluğu, samimiyeti kelam-ı ilahiye taşıyan anılmış bir şehirdi. Nitekim;

HAŞR 9; "Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir."

 

Kendisine gelen güllerin efendisi'ni (sas)   bağrına basmanın tezahürünü canlandıran şehirdi Medine. Şeklinden çok, o mükemmel örneklere sebep muhabbetten doğan kardeşliği getiren bir dinin bayrağını en güzel taşıyan Habibullahtı O (sas).

Misk kokuları ile dolu bir küpten sızanlardan dimağımızı etkileyenler arşımızın kemâlatıncadır elbette.

Boy boy insanlardık orda,zahiren aynı uzunluklarda. Kimi arşta seyran eder  gibiydi O 'nun(sas) bahçesinde, kimi ise alışverişte her zaman zarara uğrama edasında. Ama bize düşen tecessüs değildi.

Kendimizi kınamalardan, kendi ayıplarımızdan başkalarının ayıplarına ne bakacak göz ne de takatimiz kalmıştı.

Yeşil kubbesinin altında (sas) her birimize selam ve tebessüm eden varlığına şehadet eden ona müştak ruhumuza bahçesini gezdirir gibiydi.  Kör ,topal, fakir, zengin ; dünyanın her bir yerlerinden gelip onun dizlerinin dibine sığınarak ikinci bir hayat ile Rabbine dönüşler yapan tevbekar insanlara bağrı hep açıktı.

"Ballar balını buldum, kovanım talan olsun.." tadında bir vuslattı bu.

En güzeli ve en dost olanı bulma vuslatıydı bu.

Bu dünyada cenneti anlamaktı, eşiğindeki duyuşlarımız.

Orda gözlerimi kapayıp semada gezinen kokularından nasiplenmeye çalışmak bile ibadet neşvesindeydi.

 Orda dakikalarca kalıp O'nunla (sas) sohbet etmek; yüreğinin letafetinden, merhametinden, âlemin varlığının sırlarından fısıltılar duymak isteyenler için Kerim olan Rabbin cömertliğinden tecelli ışıltılıydı.

 

Kubbenin önünden yürürken ellerimi nereye koysam, boynumu nasıl büksem bilemedim. O 'nun  huzurunda dünyanın ve nefsimin yüklendiği ve terketmek istediğim boynuma asılı veballerle nasıl durabilirdim ki. Gerçekten orada dünyadan ötürü hâya etmemek elde mi?

Medine'den dönmek ise kınayanların veya abartı olarak düşünecek olanların yargılarına rağmen cennetten  karanlık dünyaya dönmek gibiydi . Orda yaşayanların içinde bulundukları zenginliğe imrenmemek elde mi?

Kaçmak istedim, kafilemizdeki çok yaşlı bir amcanın orayı bırakıp gelememesi ve onsuz gelişimiz gibi, ben de izimi kaybettirmeyi düşledim. Ravzayı temizleyenlere  bakıp bu dünyada yapılabilecek en güzel görevi eda edenlerin zevkini kıskandım orda.

.Söz, insana ait olunca hep aciz.

Allah'ın Resulü (sas) için Kuran televvünlü tefekkür etmek isabet olur sadetiyle O'nunla ilgili (sas) birkaç ayet örneği verip yazı dizimi bitirmek sanırım sözlerimdeki acziyeti açıklayacaktır.

Ali İmran 159;".Onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet, bağışlanmaları için dua et."

Ahzab 56; "Muhakkak ki, Allah Teâlâ ve melekleri peygamber üzerine salatta bulunurlar. Ey imân etmiş kimseler! O'nun üzerine salatta, teslimiyetle selâmda bulunun."

Ahzab 45/47;  "Ey Peygamber gerçekten biz seni bir şahid bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik). Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır."
 

 

 

 

 

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.