Düşünme yeteneği ve eğilimi olanlar Kur'an da okumalılar

Düşünme yeteneği ve eğilimi olanlar Kur'an da okumalılar DİN
5,0
24.12.2014 11:39:45
A+ A-

Düşünme yeteneği ve eğilimi olup da özellikle edebiyata ve şiire ilgi duyanlar, felsefî eserler okuyanlar Kur'an da okumalılar diye düşünürüm. Kur'an'ı sadece Arapça aslından, halk arasındaki deyimle 'yüzünden' okumayı kastetmiyorum elbette. İyi, güvenilir Türkçe meallerinden, tefsirlerinden yararlanarak Kur'an okumak, düşünmekle arasında mesafe bulunmayan insanlar için şart. Kur'an elbette ki edebî bir esere veya şiire indirgenemez, Onu bir edebiyat, şiir veya felsefe eseri gibi düşünemeyiz, okuyamayız. O, Allah Kelâmı olarak  biricik özgün, tahrif edilmemiş kutsal kitaptır. Son Peygambere vahiy yoluyla Cebrail as. isimli melek aracılığıyla Allah'tan indirilmiştir. İnsan, inansın-inanmasın, en azından bu özgün Allah kelâmını merak etmez mi? Hidâyet (Hakk'a- hakikate, doğru yola yönlenmiş duruma gelme / getirilme) Allah'tandır. Allah dilerse, dilemişse olur. Ama merak etmek, aramak da var. Allah Kelâmı olan Yüce Kur'an okunmaya değerdir. Onu okuyarak hidâyete erişen çok insan vardır. Kur'an Hz. Muhammed sav.'e inerken, o devirde, Peygamberimiz âyetleri mü'minlere duyururken; inanmayanların (müşrikler, kâfirler /inkâr edenler) bir kısmının Peygamberimiz için 'mecnun şair' demeleri başta Kur'an olmak üzere bazı kaynaklarda geçiyor. Mehmet Âkif Ersoy, edebiyat ve şiir yönü güçlü biri olduğu halde, TBMM tarafından 1920'li yılların ikinci yarısında kendisine Kur'an'ın Türkçe meâlini hazırlama görevi verildiğinde o işi ne kadar üstesinden gelmenin zor olduğu bir iş olarak gördüğü malûm. 

Kur'ân'dan bazı âyetlerin sâdece meâllerini (Türkçeye anlam olarak çevirilerini) sunuyorum. Parantez içi farklı karakterde yazılı ifadelerin bazıları, kaynaklarda (Kur'an mealleri, tefsirleri ve onlardaki dipnotlar)  belirtilen müfessirlerin yorumlarına işaret eder, bazıları da meâli yayına hazırlayanın âyetin anlaşılmasını kolaylaştırmak için gerekli durumda kastedilenin ne / kim olduğuna dair açıklamasıdır. Ayrıca, bilinmeyebilecek  kelimelerin karşılıkları veya açıklamaları da tarafımdan belirtilmiştir o şekilde.

"Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışırcasına uğraşanlar için de, en kötüsünden, elem verici bir azap vardır.(Sebe' Sûresi (34. Sûre), Âyet: 5)

"Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin (Kur'ân'ın) gerçek olduğunu bilir; onun, mutlak gâlip ve övgüye lâyık olanın (Allah'ın) yoluna ilettiğini görürler. (Sebe', 34/6)

"Kâfir olanlar (kendi aralarında) şöyle dediler: 'Çürüyüp parçalanarak dağıldığınız vakit muhakkak yeniden dirileceğinizi söyleyerek haber veren kişiyi (Hz. Muhammed sas.) gösterelim mi?" (Sebe', 34/7)

"Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mı etmiştir? Yoksa onda delilik mi var? (dediler). Hayır! Âhirete inanmayanlar (orada) azapta, (dünyada da) derin bir sapıklık içindedirler." (Sebe', 34/8)

"Nankörlük ettikleri için onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız?" (Sebe', 34/17)

"De ki: Rabbimiz (kıyâmet günü) hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir. O, (her şeyi) kemâliyle(yetkinlikle/ tam olarak) bilen en büyük hâkimdir (yargılayıcıdır)" (Sebe', 34/26)

"Onlar, 'eğer sözünüzde doğru iseniz bu vâdettiğiniz (kıyamet) ne zaman kopacak?' derler." (Sebe', 34/29)

"De ki: Size öyle bir gün vâdedilmiştir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz." (Sebe', 34/30)

"O küfredenler, 'Biz bu Kur'ân'a da, ondan öncekilere de aslâ inanmayız' dediler. O zâlimler Rablerinin dîvanında mevkuf (tutuklu) dururlarken, birbirlerine söz atarlarken o hallerini  bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara: 'Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk' derler." (Sebe', 34/31)

"Büyüklük taslayanlar ise zayıf sayılanlara: 'Size hidayet (doğru yola yönlendirme/ eriştirme) geldikten sonra biz mi sizi ondan çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçlu idiniz' derler." (Sebe' 34/32)

"Ey İnsanlar, siz Allah'a muhtaçsınız. Allah'a gelince, O her şeyden müstağnîdir (kimseye, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır), her hamde lâyıktır." (Fâtır, 35/15)

"Eğer dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir." (Fâtır, 35/16)

"Sen gelecek tehlikeleri haber veren (uyarıcı bir peygamber)den başkası değilsin. (Fâtır, 35/23)

"Hakikat şu ki, Allâh'ın kitâbını okumaya devam edenler, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık infâk edenler (nafaka vererek yoksulların geçinmesini sağlayanlar) aslâ kesad (durgunluk, yokluk, kıtlık) bulmayacak bir kazanç (dünyada da, özellikle de âhirette) umabilirler." (Fâtır, 35/29)

"Andolsun ki bunların çoğunun üzerine o söz ( azap hakkındaki Allâh'ın vaîdi / sözü) hak olmuştur. Artık bunlar îman etmezler." (Yâsîn, 36/8)

"Onlara Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet gelmeye dursun, ille ondan yüz çeviricidirler." (Yâsîn, 36/46)

"İşte bu, tehdid edilegeldiğiniz cehennemdir." (Yâsîn, 36/63)

"Küfür (inkârda ısrar) edişinize mukâbil girin oraya." (Yâsîn, 36/64)

"Kime uzun ömür veriyorsak onun yaratılışını tersine çeviriyoruz. (Buna da) akılları ermiyor mu?" (Yâsîn, 36/68)

"Biz ona şiir öğretmedik. (Bu) ona yakışmaz da. O(nun getirdiği kitap) bir öğütten ve (hükümleri) açıklayan bir Kur'an'dan başkası değildir." (Yâsîn, 36/69)

"O, kendi yaratılışını (nutfeden / döl suyundan) unutarak bize bir misâl getirdi: 'Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?' dedi." (Yâsîn, 36/78)

"O'nun emri, bir şeyi dilediği zaman, ona ancak "Ol" demesinden ibârettir. O da oluverir." (Yâsîn, 36/82)

"Onları hapsedin (Sırât'ın yanında). Çünkü onlar mes'uldürler (sorgulanacaklardır akîdelerinden, sözlerinden ve hareketlerinden) (Sâffât, 37/24)

" 'Size ne oldu? Birbirinize yardım etmiyorsunuz da!.. (Dünyada olduğu gibi) (Sâffât, 37/25)

" Onlardan kimi kimine yönelip birbirini mes'ul tutmaya kalkışırlar." (Sâffât, 37/27)

"Artık şüphe yok ki bunlar o gün azapta ortaktırlar." (Sâffât, 37/33)

Yararlanılan kaynak: Kur'ân- Hakîm ve Meâl-i Kerîm, Balıkesirli Hasan Basri Çantay, İkinci Cild, Yedinci Baskı, 1392 (H) / 1972 (M), Nâşiri: Mürşid Çantay, Bayezid- İstanbul.

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.