Ebu Zerr: İslam'ın Yaralı Bilinci!

Ebu Zerr: İslam'ın Yaralı Bilinci! DİN
0,0
21.11.2012 15:47:37
A+ A-

 

Ebu Zerr. Beni Gıfar Kabilesi'nden. Beni Gıfar; Mekke'nin ticaret yolları üzerinde yol kesen, kervan soyan, yağmacı bir kabile. Beni Gıfar; Altın, gümüş, köle kervanlarının korkulu rüyası. Beni Gıfar; Zenginlerin, soyluların düzenini darmadağın eden haramiler.
 
Boyunca cahiliye karanlığına batmış bir kabilenin aykırı, mutsuz çocuğu Ebu Zerr! Yaşamının bir döneminde kervan kıran olsa da yolculara kılıç çekse de her türlü cahiliye adetlerinden nefret eden; cehaletin, korkunun, statükonun ürettiği ve tapındığı putlardan tiksinen, her soygunda ruhunun da soyulduğunu hisseden yiğit insan. Cahiliyede bile güçten, sömürüden tiksinen büyük yalnız.
 
Ebu Zerr, Hazreti Rasulu Ekrem'in tebliğinden önce cahiliye geleneklerinden, varlığı tahakküm altına alan her türlü beşeri zincirlerden, kabile asabiyetinden sıyrılarak ruhunu özgürleştirmişti. Herkes olmaktan kurtulup insan olma şeref ve sorumluluğuna yükselebilmişti. İbrahim (a.s) gibi içindeki ve dışarıdaki bütün putları devirmişti. Kültürün, tarihin, nefsin, alışkanlıkların putlarını... Hatemül Enbiya'nın insanoğlunu cahiliye karanlıklarından aydınlığa çağırmasından, beşeriyetin çukurlarında debelenen varlığı insan katına, adem saflığına çıkarma mücadelesine başlamadan üç yıl önce Yüce Kudretin, On sekiz Bin Alemin Sahibi, İns'ü Cinin yaratıcısının karşısında secdeye varmış. Nitekim ruhunun arınışı, ruhunun oluşu.
 
Nitekim "Ervah'ı Ezelde, Levhi Kalem'de" verilen sözün hatırlanışı, söz vermenin; söz söylemenin aynı zamanda insanı oldurmak olduğunun hatırlanması, hatırlatılması. Ebu Zerr kader yolunun en kritik menzilinde, içindeki kuraklığın rahmet yağmurlarıyla ıslanmasına az bir zaman kala Mekke'de bir Yetim'in bütün putları, bütün tanrıları, bütün tiranları yok sayıp insanları tek olan Allah'a çağırdığı, her türlü cahiliye adetlerini ayaklarının altına aldığı haberleri kulaktan kulağa yayılmakta. Bedeviler kendilerini bütün zincirlerden kurtarıp özgürleştirecek olan O'ndan öfkeyle, alayla, nefretle, şaşkınlıkla bahsededursunlar; Güç sahipleri, Mekke uluları kendilerini yasladıkları, güç aldıkları her şeyin yerle bir olacağını hissederek, sömürü değirmenlerini döndüren bütün suların kuruyacağını anlayarak Muhammed'ül Emin'inin çağrısına kulak kapaya dursunlar hakikate kalbini ve gönlünü açan, Yüce Kudret'ten gelen ve gelecek olan mesajlara bütün frekanslarını yönlendiren Ebu Zerr aradığını buluyordu. Yaralarına merhem olacak, kanayan bilincini iyi edecek kevserden doya doya içebileceğini hissediyordu.
 
Bir sefer eyledi Gıfar'dan Mekke'ye doğru. Bir sefer eyledi Ebu Zerr hakikatin izini süre süre. Cahiliyenin kaosundan tevhidin dengesine, putların karanlığından İslam'ın aydınlığına, eşkiyalıktan Peygamber'in can yoldaşı olmaya doğru bir sefer.. Bir sefer vahyin kalbine..
 
Mekke'dedir Gıfarlı Ebu Zerr. Sokaklarına İbrahim'in (a.s) kokusu sinmiş şehirde İbrahim'in (a.s) varisini aradı özlemden yüreğinin yandığı demlerde. Her dem arayıştı zaten Ebu Zerr demek. Mekke ulularının adından bile çekindiği Muhammed'i (a.s) aradı gündüzün, geceleyin. Uzun çöl gecelerinde kaderiyle söyleşip durdu. Beraber Beytullah'ı putlardan temizleyecek kader arkadaşlarını aramaktan yorgun düştüğü bir demde Ali (r.a) ile karşılaştı. Ve bir destan böylece başladı.
 
Mekke'nin seçkinlerine, elitlerine, putçu bürokrasisine, güç sahiplerine, kölelerin alın teriyle saraylar inşa edicilere, zalimlere karşı çölün kalbinden gelen Ebu Zerr'in, Habeş'li köle Bilal'in, Farslı bir gariban Selman'ın, Ammar'ın, İmam Ali'nin ve dahi bütün baldırıçıplakların destanı. Gariplerin, mazlumların, yüreği isyan ateşiyle tutuşan yiğitlerin destanı. Nam-u nişanı, dünya debdebesini bir kenara koyup her türlü sınıfsal ve kişisel ayrımcılığa başkaldırının şiirsel destanı. Adı ve rengi ne olursa olsun sahtekar muhafazakarlığa ve yalancı, çıkarcı sağcılığa İslam'ın devrimci öğretisiyle direnmenin destanı.
 
Bir yürüyüş eyledi Ebu Zerr ay ışığında. Yanında Aliyyül Mürteza. Ayaklarının altında cümle cahiliye adetleri. Ayaklarının altında yeryüzü tanrıları. Bir yürüyüş eyledi Erkam'ın evine. Dünyayı arkasında bıraktı. Yalan dünyayı yüzüstü bıraktı. Bir yürüyüş Muhammed'e doğru. Kalbinde aşk, kalbinde iman.
 
Bir büyük buluşma Erkam'ın evinde. Bir bayram sevinci Ebu Zerr'in gönlünde. Tarihin tanıklığında, zamanın gözleri önünde bir yeminin görkemini giyinmeydi bu buluşma. Hiçbir zaman dönülmeyecek olan yeminin görkemi. İslam'ın vicdanı olmaya, haksızlık karşısında dim dik durmaya; paraya, makama, güce kul olmamaya, tevhid ve adalete edilmiş bir yemindi bu.
 
Beni Gıfar'ın kervan soyucu eşkiyası Rasulullah'ın huzurundaydı. Huzurluydu. Ancak ölümün atına binince son bulacak yoldaşlık başladı. Hira'dan gelen vahyin ateşinde eridi Ebu Zerr. İslam'ın vicdanı, İslam'ın yüreği oldu Ebu Zerr. O'nun olmadığı cemaatte Muhammed'ül Emin'in gözleri hep O'nu arar oldu.
 
Ebu Zerr. Her zaman hep Allah'ın, hürriyetin, adaletin, yoksulun, mazlumun safında saf tutan; samimiyetin ve hakikat uğrunda adanmışlığın remzi.
 
Ebu Zerr. Peygamber'i Zişan'ın dostu. Haydar'ı Kerrar'ın sırdaşı. Tebük'te susuzluktan kırılan İslam Ordusu'na su oldu, Mekke'nin fethinde sancaktar...
 
Ebu Zerr. "Mescidde, hanede, viranede" Ashab-ı Suffa'da, her yerde Peygamber'i Zişan'ın dizinin dibinde, Ali ile Selman-ı Farisi ile birlikte aşk ocağında piştiler. Züht ve takva deryasında hep önde, en önde oldular.
 
İslam dört kişiyken de dörtyüzbinken de Ebu Zerr her zaman İslam Pınarı'nın gözünde yer aldı. İlk iman edişinden ölümüne değin herhangi bir maslahat, menfaat, protokol gözetmeksizin yalnız hakikat için, hakikat bildikleri için konuşan, uyaran, eleştiren bir cesaret örneği olarak tarihte yerini aldı. Peygamber'in ölümüyle birlikte ortaya çıkan bütün sapmaları, halifelikten saltanata uzanan acı çizgiyi bütün vehametiyle yaşadı. Dünya malının değersizliğini her dem ümmetine nasihat eden bir Peygamber'in saraylar yapan, altın biriktiren, her türlü dalavereyle güç kazanan, Ehl'i Beyti bile iktidar oyunlarına alet eden İslam yöneticilerinin trajedilerini hüzünle seyreyledi. Mekke'de ganimet paylaşmakla, "dinci burjuva" oluşturmakla meşgul olanlara Peygamber'in gür sesini yeniden haykırdı.
 
Ebu Zerr! İslam'ın devrimci sesi. Tarihin duvarlarında yankılanan tevhid'in, adaletin, özgürlüğün gür sedası. Seçkinliğe, kabile asabiyetine, her türlü ayrımcılığa karşı kardeşlik, eşitlik öğretisiyle isyan eden sahabe. Yoksulluğu, yoksulların teslimiyetçiliğini şiddetle reddeden; insanı her dem mücadeleye çağıran büyük aksiyoner.
 
Ebu Zerr! Devlet dinine dönüşen, dönüştürülen İslam'a Hira'dan inip gelen Muhammed'in (a.s) itirazı. Yoksulların, mazlumların, gariplerin her türlü otoriteye, iktidara isyanlarının ateşleyicisi. Ebu Zerr! Bir işaret fişeği.
 
Mekke'de İslam toplumunun kalbinde İslam'ın öğretilerinden uzaklaşma, yabancılaşma tüm hızıyla devam ediyor. İslam'la birlikte otoriteleri elinden alınan, sesleri kesilen seçkinler yeniden sahneye çıkarak kaybettikleri statükolarını İslam adı altında yeniden üretiyorlardı. Ebu Zerr'in etrafında toplanan mazlumlar, mahrumlar sistem için tehlike arz etmekteydi. Ve tarih Ebu Zerr'in şahsında bir kez daha tekerrür edecekti ve Ebu Zerr sürgüne gönderilecekti.
 
Nihayetinde Peygamber'in seçkin dostu Rebeze'ye sürgün edildi. Ölüme sürgün.. Yakıcı bir çöl, kahredici bir yalnızlık. Dermansız bir açlık. Ümmet'in "yitik vicdanı" rebeze Çölü'nde yorgunluktan, yoksunluktan, açlıktan ölümün ülkesine yürüdü. Takatsiz yürüdü ölüme..
 
Kefen bile bulamadılar sarmaya. Zaten vasiyetinde devlet adamlarının, askerlerin, casusların ve zenginlerin saracağı kefeni reddetmişti. İki inanmış gencin gözü önünde ruhunu Rahman'a teslim eyledi ve bir parça bezle kefenlenip toprağa teslim edildi.
 
Ebu Zerr! "Yalnız yaşayan, yalnız ölen, yalnız haşrolacak" olan.  Ebu Zerr! Devrimci İslam'ın aydınlık yüzü...


YORUMLAR

ebu zer mazlumların diri sesi olsun -

Bir ateist olarak çagımıza ulaşan ebu zerlerin mazlumların diri sesi olması dilegiyle selamlıyorum.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.