ENGELLİLER HAFTASINDA İNSAN VE DÜNYASINA HİKMETLİ BİR BAKIŞ

ENGELLİLER HAFTASINDA İNSAN VE DÜNYASINA HİKMETLİ BİR BAKIŞ DİN
0,0
19.12.2015 22:42:34
A+ A-

Bütün şehadet ve gayb âlemleri ve oradaki görüntü ve manzaralar Cenâb-ı Allah?ın bin bir isminin ve sıfatlarının tecelligâhı ve cilveleridir.

Bu cihetten baktığımızda mükemmel gibi  gördüğümüz her şeyin üzerinde daha mükemmel görüntüler olduğu da bir vakıa.

Bütün güzelliklerin ve manzaraların geri dönüp ulaşabileceği en son ebedî tecellileri ise Esma-i İlâhiyenin mukaddes tecellilerinin mahiyet ve tecelligâhıdır.

Bu durumda eksiklik veya fazlalık tabirleri sadece fâniyat âleminin izafi bir kıstası olup, dünya hayatı da buna göre şekillenmektedir.

Yalnız sadece bu görüntülerle ilgili kesin hat ve çizgiler çizip eksiklik ve mükemmellikleri buna göre isimlendirmek de insanı vartalara düşürür. 

Meselâ, şu fani âlemin en muhteşem varlığı olan insan, kendine seçilerek verilen göz ve basar (görme) nimetine şükretmeyip güzelliğiyle gururlansa, basit görerek rahatlıkla öldürebildiği bir kara sinek, lisan-ı haliyle, onun karşısına geçip: ?Ey insan ne gözünle ve azalarının güzelliğiyle gururlanıp durursun; varlık âleminde benim cinsimden ve kuş ve diğer varlıklar cinsinden milyarlarcasında öyle güzel ve rengârenk gözlüler var ki onlar bu dâvâda seni tart edip nakzederler. Bak senin bin defa büyüterek görebildiğin mikroskopik cisimleri ben Yaratıcımın gözüme taktığı mu?cizevî mikroskoplarla rahatlıkla görüyorum. Bu azalar ve duygular sana da bize de Rabbimizce ihsan edilmistir; gururu bırak Yaratanımıza şükret vb....? diyecektir.

Buradaki sinek misaline göre düşünüldüğünde acaba insan gözü sinek, şahin ve kartal vb. varlıkların gözüne göre daha geride, eksik ve hatta engelli midir?

Peki insan gözü görüş ve görme açısı bakımından, bu dünyada, sinek ve benzeri varlıkların gözü gibi mikroskopik yaratılsaydı insanların hayatı ne hale gelirdi?

Gerçi bu soruları insanın diğer aza ve duygularına da kıyaslamak mümkün. Meselâ: Belli frekanslar arasındaki sesleri duyabilen insan kulağından had ve engeller kaldırılıp mikroskopik varlıklarla, dünyadan binlerce büyük gök cisimlerinin seslerini ve gürültülerini aynı anda işitse insan hayatı ne hale gelirdi?

Veya insan burnu kilometrelerce öteden koku alan kartal ve akbaba burnu gibi olsaydı insanların yaşadıkları köşk ve saraylar çöplükhanelere dönmez miydi?

Bu ve benzeri soruları ve cevaplarını  uzatıp gitmek mümkün?

Gelelim esas mevzuya: Çoğu kez bir çoğunun  Dünya Engelliler Gününde farkına vardığı insanlardan bir kısmının fizyolojik ve bedeni durumlarının görünüşteki eksik ve fazlalıklarının günlerce edebiyatı yapılır. Fakat bu konuda muztarip olanlara bu cinsten lâf ve edebiyatlar bir teselli vermez. Teselliler bir başka bahara bir başka Dünya Engelliler Gününe kalır gider...

Kimi insanların ruhî engeller ve kimisinin de bedeni vs. engeller arasında bocalayıp, yok yere, dünya hayatını zindana çevirdiği günümüzde insanlık bütün bu engelleri aşmak için çareler arayıp durmaktadır.

İnsanlığın baş başa olduğu bu ve benzeri bütün dertlerinin devası ve suallerinin cevabı Kâinat şehrinin baş tabib ve eczanesi Kur?ân?da ve onu tarif edicisi Hz. Rasûlullah?ta (asm) mevcut. Başka kapıları çalıp minnet etmeye ne hacet...

Yüce Kur?ân?ımız bu hususta ne diyor bakalım:

??Yemin olsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz noksanlaştırmak suretiyle imtihan ederiz?? (Bakara Sûresi, âyet: 2)

Hz. Rasûlullah (asm) buyururlar ki:

?Herhangi bir kulumu gözlerinden mahrum bırakmak suretiyle imtihana tabi tuttuğumda, sabrederse, gözlerine karşılık ona cenneti veririm? (Buhari, Merda, 7) 

İman cihetiyle sadece dünyevî engeller olan bu bakış açılarının Kur?ân ve hadislerden ilhamen en iyi yorumlanıp tefsir edildiği bu asrın ve gelecek asırların Kur?ân hakikatleri Risale-i Nurlarda ise konuya bambaşka ve yeni bir izah ve anlayış  tarzı getirilerek ruhlar sükûnete erişip kalpler mutmain olur. Belki de gelecekte doktorların, bu tarz hastalık ve dertlerin tedavisinde tavsiye kitabı olacak olan Hastalar Risalesinde ve Nurların bir çok bahsinde bu ve benzeri sual ve hususlar muknî cevaplarını bulur.

Bunlardan sadece Hastalar Risalesinden alınan şu kısa bölüm bile, taliplilerine, kâinat büyüklüğünde bir bakış açısı ve deva kazandırır:

DÖRDÜNCÜ DEVA: Ey şekvacı hasta! Senin hakkın şekva değil şükürdür, sabırdır. Çünki senin vücudun ve âza ve cihazatın, senin mülkün değildir. Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Yirmialtıncı Söz?de denildiği gibi, meselâ gâyet zengin, gâyet mâhir bir san?atkâr; güzel san?atını, kıymetdar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda, murassa ve gâyet san?atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi o fakire giydirir. Onun üstünde işler ve vaziyetler verir. Harika envâ-ı san?atını göstermek için keser, değiştirir, uzaltır, kısaltır... ( 25. Lema Hastalar Risalesi 4. Deva)

Ne mutlu dünyevî imtihan ve engelleri aşıp ahiret yurdunun güzelliklerine kanat çırpan bahtiyarlara...

Almaya değmez ki çürük maldır hep bu çarşıda 

Öyleyse geç iyi mallar dizilmiş arkasında...

 

abdullahsahin56@hotmail.com

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.