Erkekler istemese, kadınlar başını örter mi?

Erkekler istemese, kadınlar başını örter mi? DİN
0,0
18.07.2013 14:06:50
A+ A-

 
Bu sabah kalkınca heteroseksizmi düşündüm ama nedenini unuttum. İnsan çok düşününce düşünceler birbirine karışıyor ve bazı şeyleri hatırlayamayabiliyor. İnternette gazeteleri açtım, Radikal'de direkt Ezgi Başara'nın yazısı dikkatimi çekti. Önce, beni hayatta en çok rahatsız eden kelime olan heteroseksizmin, bu sabah kalkınca bana neler düşündürdüğünü söyleyeyim. Hani bazı haksızlıklara karşı "şu neden böyle oldu, o neden şöyle oldu" der, iktidarlara, yasalara isyan ederiz ya... Duyarsız bir dünyada, yaşama dair her şeyin egemen sistemler tarafından şekillendirilmesinden başka ne olabilir ki. İnsanlar da bunu içselleştirip doğal, normal zannedebilir. Zaten heteroseksizme karşı çıkanlar da heteroseksizmin anormal olduğunu, anormalliğinin verdiği zararın akıl ve mantıkla hiç alakasının olmadığını bilenler ve bu akıl ve mantık dışı haksızlıkları gereksiz yere yaşamak istemeyenler değil mi? Ya diğerleri? Ne desen boş, bir şey söylesen kişisel haklara saldırı!
 
Ezgi Başaran da diyor ki kısaca, "Bir çok erkek kesimi Gezi olaylarına kendi çıkarları için sessiz kalırken, başörtülü yazarların sessizliği (dolayısıyla işten çıkarılmamaları) mi hayal kırıklığına uğrattı?". Ben de diyorum ki, din adına yapılan hiçbir şey beni hayal kırıklığına uğratmaz. Çünkü maneviyat belli ölçütler içersine oturtulduktan sonra, onun dışına çıkılması söz konusu olabilir mi? Türban sadece başı hapsetmiyor, ideolojisiyle düşüncelerimizi de şekillendirip hapsediyor. O yüzden konturlanmış sembol ve zihniyetlerden beklenti içinde olmak akla zarar bir şeydir.
 
Sonra Ezgi Başaran'ın yazısına yorum gönderdim;
 
Kadın başını niye örter?
 
Kadın başını erkek-lik istediği için örter. Kadın da, kadının namus olduğunu kabul ederse, heteroseksizmi onaylamış olur. Kadınlar, kendilerini ikinci sınıfa sokan dinin, erkekliğin bir bahanesi/gerekçesi olduğunu göremedikleri sürece, heteroseksizme hizmet etmeye ve heteroseksizmin kölesi olmaya devam edecektir. Türbanın, heteroseksist sistemin kadınlar üzerindeki politikası olduğunu bilmezlikten gelmek ve hak meselesi üzerinden söylem üretmekse, kirlilikten başka bir şey değildir. Eğer gerçekten baş örtüsü heteroseksizmden bağımsız bir din meselesiyse, Tanrı ve din cinsiyetler arasında ayrımcılık yapıyor, hele ki eşcinsellerin yaşamasına hiç izin vermiyor diyebiliriz. Bu da "Tanrı'nın hakkı var da insanların hakkı yok mu?" sorusunu akla getiriyor. İnsanlar maneviyatlarını tatmin etsinler ama insan haklarını engelleyecek şekilde bunu gözümüzün içine sokmasınlar. Din ve unsurlarının insan haklarının önünde bir engel oluşturduğunu görelim artık. Birilerinin, "din ve unsurları" hakları, ötekilerin doğal yaşamını etkilememeli. Ve ne yazık ki bu dini unsurlar geleceğimizi de şekillendiriyor. Çünkü dinde doğal özgürlük yok. O yüzden dinle baş örtüsünü, dolayısıyla heteroseksizmi birbirinden ayrı düşünemiyorum. Baş örtüsü öyle başlı başına bir durum olduğunu düşünmek, ileri derece de iyi niyetliliktir. Yani birilerini savunurken, bataklığa kendimiz de saplanmayalım.
 
Heteroseksist bir dünyada yaşamamız ve heteroseksizmi içselleştirmemiz, heteroseksizmi normal karşılamamızın ve heteroseksizme uygun davranmamızın ve bütün dünyayı heteroseksist yapmaya çalışmamızın haklı gerekçesi olabilir mi? Eğer herkesin yapısına heteroseksizm uygun olsa, "kime ne" diyebiliriz, heteroseksizmin dışında kimse olmayacağı için. Heteroseksizm dışındakiler "özgürlük" diyecek, heteroseksistler "ağaç yaş iken eğilir" diyecek, kendilerine benzemeyenleri ötekileştirecek, ahlaksız ilan edecek, hedef gösterecek, kendileri tarafından felakete uğratılmalarına sessiz kalacak. Bir de bu duyarsızlıkları, onların hakkı olacak. Bu bir çelişki değil mi o sembollerin içindekilerle ters düşen. Ve heteroseksist dünyanın cinsiyet temsilcilerinin duyarsızlıkları, aynı cinsiyetçi sistem tarafından ikinci sınıfa itilmiş cinsiyetlerin duyarsızlıklarını haklı göstermez ve üstelik bu kişiler okumuş ve yazar kimselerse.
 
İnsanlar istedikleri şekilde örtünsünler, yaşasınlar ama muhafazakarlık ve araçlarıyla da ayrımcılık yapmasınlar, ayrımcılığa vesile olmasınlar, ayrımcılık unsurlarını var edip beslemesinler, bırakın fiziksel olarak, psikolojik olarak bile hayatlarını doğalarına uygun yaşamak isteyenlere en küçük de olsa baskı yapmasınlar. Herkes birarada yaşamak ister ama yaşamak istemeyenler kimler acaba?
 
Son olarak, kadın gazetecileri işten çıkaran erkek (heteroseksist,muhafazakar) zihniyetiyle türbanlı zihniyetinin kaçta kaçı farklıdır acaba? Gezi eylemlerini destekleyen kaç türbanlı gazeteci vardı ve başlarına bir akıbet geldi mi? Evet burada kadınlar arasında bir ayrımcılık söz konusudur ne kadar görmek istemesek de. Çünkü türbanlılar şu anki muhafazakar zemine uygundur.
 
Tamam eşitliği savunalım, her türlü özgürlüğü savunalım ama eşitlik ve özgürlük karşıtı zihniyetlerin direkt veya dolaylı ayrımcılıklara sebep olabileceklerini de gözardı etmeyelim. Baş örtmenin sadece baş örtmek meselesi olmadığını da anlayalım artık belli bir saatten sonra.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.