Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nden sözler

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nden sözler  DİN
4,1
29.04.2014 13:50:56
A+ A-

"Ey azîz ! Bilinmelidir ki Allah dostları şöyle demişlerdir: Fiillere muhabbet etmek, yaratılmışlarda tecellî eden yüksek sanatın perdesiyle Mutlak Yaratıcı'ya muhabbet duymaktan mahrum kalanlar için söz konusu olur ve bu muhabbeti, varlıktan kaynaklanan perde(vücud) engeliyle vuslattan mahrum olanlar bulurlar. Onların engelleri şudur ki kendilerinde bir varlık görürler. Bu yüzden nefisleriyle meşgul olup kalmışlardır. Tabiat karanlığında gecelemişlerdir. Noksanlıklarının aşağı mertebelerine kendilerini salmışlardır. Ancak işlerin değişmesini görüp hâllerin değiştiğini anlamışlardır. Böylece, işlere aslı itibariyle tesir eden gerçek tasarruf sahibini aklî delillerle bulmuşlardır. Onların muhabbetlerinin kaynağı olan akılları, enâniyet perdesinin gerisinde kalmıştır. Onlar korku ile ümit arasında yaşayan(havf ve reca ehli) kişilerdir ki kendi muhabbetlerinin rahat ortamlarda ve sıkıntılı anlarda değiştiğini görmüşlerdir. Onların amelleri perdelerin gerisindedir ve gayretleri yaptıklarına karşılık va'dedilen ceza ve mükâfâta göre değişkenlik arz eder. İbadette esas maksat olan Mabûd'un rızasını istemezler. Bu sebeple onlar, sadece zata muhabbet duyarak elde edilebilen müşâhede devletine kavuşamazlar. 

(...) Şu halde onlar, menfaatin kölesi olmuşlardır. Bu sebeple, Allah'ı gereğince bilmenin hakikatinden ve O'na muhabbetin lezzetinden nasipsiz kalmışlardır. Ancak onlar fiillere ait bir muhabbetle birbirlerini severler. Onlara göre ayrılmak ve kavuşmak, derece derecedir. Böylelerinin sevgisi bağış ve ihsanın artmasıyla fazlalaşır, vermeyip engelleyince azalır. Çünkü onların görüş açıları ve gayretleri, menfaat penceresinin darlığında sıkışıp kalmıştır. Tabiatıyla onların sevgileri sadece menfaate bağlıdır. Onlardan birisi Rabbine kulluk ederken bile O'ndan bir menfaat ve fayda elde etmeyi düşünür. Eğer istediğini elde etmezse hemen şikâyet etmeye başlayıp muhabbetinin derecesinde azalma olur, değişme başlar. Sevdiğinin hukukunu hemen unutup O'na karşı hürmetkâr davranmakta kusur edip belki O'na karşı en büyük düşman kesilir. Gerçi sevdiği sıfatlarının ve fiillerinin olgunlluğuyla bulunduğu hâl üzere kalır. Ancak o muhabbet menfaate nispetle değişiklik gösterir. Şu halde, hakikatte o aslâ sevgili sayılmaz. Çünkü şu terk olunduğu (menfaatperestlik) hâlinde sevgili olarak kalamaz.

Şüphesiz muhabbetin bu türlüsü arzu ve istekleri elde etmeye yöneliktir. Dolayısıyla o zatı değil, menfaati sevmek olup nefs-i emmârenin arzuları cinsinden şiddetli bir hastalıktır. Bu türlü bir muhabbetten aslâ hayır gelmez. Bu türlü muhabbet ehlinde vefâ ve safâ olmaz. Çünkü fiillere bağlı muhabbet, hemen çabucak yok oluverir. Bağlı bulunduğu sebepler ortadan kalkınca, söz konusu muhabbet de yok olup gider. Hâlbuki muhabbetin böylesine nispetle, sıfatlara ait muhabbet çok daha şerefli ve itibarlıdır. Zata ait muhabbete gelince; elbette o hepsinden üstündür. Çünkü o, bütün sebeplerden ve bağlardan arınmıştır; yerinde sabit ve süreklidir, şartların değişmesiyle değişmez."

 

Kaynak: Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Mârifetnâme 3. cilt, Sâdeleştirme: Cafer Durmuş- Dr. Kerim Kara, Erkam Yayınları.

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.