Eylemlerimizin Referans Kaynağı Kur’an / İlkesel Sorumluluklarımız

DİN
5,0
29.01.2014 15:16:29
A+ A-

     Recep Tayyip Erdoğan, Fethullah Gülen, Hakan Fidan, Mit, Emniyet, Dersaneler, Zekeriya Öz, Muammer Akkaş, HSYK, Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat, Yolsuzluk, İran, Halkbank,İHH, tırlar, ananaslar, ses kayıtları… Bu ay nice kavramlar, nice gündemler fikir dünyamızı işgal ediyor. Her tecrübe ettiğimiz gündem bize yeni dersler, yeni ibretler ortaya çıkarıyor. Sünnetullah'ın işleyişi çevresinde gerçekleştirdiğimiz eylemleri, her geçen gün  yeniden anlamaya ve ilkesel duruştan taviz verip vermediğimizi sorgulamaya devam ediyoruz. 
 
 
     Öncelikle şunu bilmeliyiz ki, eğer biz Müslümansak,bu dinin ilkelerini oluşturan Kur’an’ı Kerim’i okuyup, akıl ve kalp süzgecinden geçirerek özümsemiş ve bu kitaba iman etmişsek, bu hayatta yaptığımız eylemlerde, kabul ettiğimiz ilke ve değerlere karşı sorumluluğu kabul etmiş sayılırız. Artık bu ilkeler, hayatta karşılaştığımız sorunlar ve sıkıntılar karşısında göstereceğimiz reflekslerin ölçüsünü belirleyen ana değerler konumuna ulaşmıştır. Önümüze aniden çıkan dönemsel gündemler karşısında afallayıp ‘’ben şimdi ne yapacağım?’’ sorusuyla sarsılacağımız zamanlar olacaktır. İşte tam bu noktada, ya nefsimize hoş gelen hareketleri sergileyeceğiz ya da çevremizde sevdiğimiz insanların hareketlerini taklit edeceğiz. Ya da benim inandığım, iman ettiğim yaratıcı,  gönderdiği kutsal kitapta hangi ilkeleri uygulamamı emretmiş,  ne söylemiş diyerek kerim olan kitabına yöneleceğiz. Allahın resulünün yaşarken önüne çıkan problemler karşısında nasıl refleksler gösterdiğine bakacağız. Çünkü hayatı yaşarken önümüze çıkan sıkıntılı problemler karşısında sevdiğimiz insanlar her zaman nerede duracakları konusunda konumlarını doğru belirleyemeyebilirler. Fakat yaratıcının emirleri ve ilkeleri şaşmaz bir pusula gibi bizim her zaman doğru yerde konumlanmamızı sağlar. En nihayetinde hesap günü geldiğinde yaratıcıya gerçekleştirdiğimiz eylemlerin hesabını verirken önümüze stratejik ortaklıklar, dönemsel siyasi hesaplar, politik güncel konumlandırmalar değil yaratıcının koyduğu temel ilkeler gelecektir. Ve eylemlerimizde bu ilahi ilkelere ne kadar uygun hareket edip etmediğimiz noktasında hesaba çekileceğimizi bilmemiz gerekir. Yaratıcı insanlığa gönderdiği kutsal kitapta ‘’Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.’’ (Âl-i İmrân 104) diyerek bizlere kurtuluş yolunda ne yapmamız gerektiği noktasında yol göstermiştir. Örneğin bu ayet iyi insan olma, erdemli insan olma, Allah’ın sevdiği, razı olduğu kul olma yolunda gerçekleştireceğimiz eylemler için önemli bir ilkedir. Acaba biz çevremizdeki insanları hayra çağırıp kötülükten onları men ediyormuyuz diye bir iç sorgulamaya kendimizi tabi tutmalıyız.
 
 
     İlkesel duruşun ne olduğuna, bir Müslüman'ın sorumlu olduğu ilkelerin ne olması gerektiğinin tanımını yaptıktan sonra gelelim yakın tarihte dönemsel gündemlerin Müslümanlara yaşattığı ilke bunalımlarına.Örneğin bugünlerde gündemimize girmiş bir mevzu var.  Önemli görevlerde bulunan bazı insanlara ait, gizli çekilmiş bazı +18 kasetlerin medyaya servis edilebileceğinin konuşulduğunu görüyoruz. Öncelikle kendimize şu soruları sormamızda fayda var. Bir Müslüman bir insanın özel hayatını gizli kameraya alabilir mi ? Bir Müslüman'ın önüne gizli çekilmiş bir video kaydı veya bir fotoğraf geldiğinde Müslüman kişi bu materyalleri yayabilir mi ? İşte bu noktada Hucurat Suresi/ 12. Ayette yaratıcının emrettiği ilkeler devreye girmiyorsa bu durum bizim inanç noktasında sıkıntılarımız olduğuna işarettir. Ne diyor yaratıcı Hucurat Suresi/12. Ayeti kerimesinde:
 ‘’Ey inananlar! Zandan çok sakının. Zira zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli şeylerinizi araştırmayın; biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah'tan korkun, şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.’’ Bu ayetten anladığımız bir Müslüman kişi asla gizli olarak ele geçirilmiş kayıtlarla başkalarının suçlarını faş edemez, meydana saçamaz, bunları yayamaz. Bu ilke Deniz Baykal için de geçerliydi, MHP’li vekiller için de geçerliydi. O gün biz,nasıl tavır sergiledik diye düşünür ve tavrımıza bir özeleştiri getirirsek ileride böyle bir sıkıntı ile karşılaştığımızda daha ilkeli, daha tutarlı bir duruş sergileriz. Müslümanlar olarak gündemi iyi okumalıyız. Fakat rabbimizin emirlerini ve ilkelerinide okumayı ihmal etmemeliyiz.
 
 
       Tutarlı olmak demişken bazı noktalara dikkat çekme gereği duydum. İnsanın tutarsız davranışları, toplum içinde insanı itibarsızlaştırır ve güvenilmez kılar. Bu yüzden Müslüman kişi tutarlı olmak zorundadır. Tutarsız davranışlarımız sonucunda zilleti de kendi elimizle kendi başımıza musallat edebiliriz. Bunun en somut örneği bugün gündemimize oturan HSYK düzenlemesidir. 12 Eylül referandumunda HSYK’nın yapısını değiştirirken en büyük hedefimiz yargıda oluşmuş Kemalist vesayeti ortadan kaldırmaktı. Fakat bugün görülen şu durumda biz Kemalist vesayeti ortadan kaldırırken yeni bir vesayete bu değişiklikle kapı aralamışız, yaptığımız çalışmanın önünü ve arkasını düşünmemişiz. Bu sebepten dolayı bugün belli mağduriyetler ortaya çıkmış ve bu düzenlemenin mimarı olan hükümet yetkilileri referandumda yanlış bir adım attıklarını söyler hale gelmiştir. Veya seksen yaşında kanser hastası olan Türkan Saylan’ın evi sabaha karşı basılıp kendisi hasta yatağında taciz edilirken eğer tepkisiz kalmışsak veya yaşanan bu durumu desteklemişsek bir gün aynı durum bizim başımıza geldiğinde söz söyleme hakkımızı kaybederiz. Bazı arkadaşlarımız ‘’ama onlar zalimdiler, bizlere zamanında zulmetmişlerdi’’ diyeceklerdir. Fakat arkadaşlar Ömer Muhtar’ın filmde geçen sahnede söylediği gibi ‘’ONLAR BİZİM ÖĞRETMENİMİZ DEĞİL.’’ Bizim öğretmenimiz Allah’ın Resulü Hz. Muhammed (sav)’dir. Bizim ders kitabımız rabbimizin bizlerden uymamızı beklediği emirlerdir, ilkelerdir.
 
 
       İnandığımız ilkeler bizim gündemlerimizi belirlememizde bizim yolumuzu aydınlatan ışıklar olmalıdır. Yakup Köse ve arkadaşları zindanlara düşerken, kendi davamız bizlere yıllardır yapılan zulmü yargılayacağımız davamız olan 28 şubat davasının sanıkları birer birer tahliye olurken, roboski zulmü sümenaltı edilip davada takipsizlik kararı verilirken, taşeron işçiler köle gibi çalıştırılıp,ücretleri hakkıyla ödenmezken, asgari ücret zulmü hala tüm çıplaklığıyla ortadayken, Suriye’den ülkemize hicret eden mülteci kardeşlerimiz sokaklarda perperişan, soğukta titreyerek yatarken bizler gündemimizi gereksiz mevzuların işgal etmesinin önüne geçmemiz gerekir. Gündem oluşturma irademizi asla kaybetmemeliyiz. Her zaman söylediğimiz gibi müslümanın gündemini dertleri belirler. Ve biz Müslümanlar dert edindiklerimizi gündemleştirmemiz gerekir.
 
 
 
      Ne mutlu ‘’kınayıcının kınamasından korkmadan’’ her devirde ve her mekanda hakkı ve sabrı öğütleyenlere ve rabbin ilkelerinin doğrultusunda eylemlerinin yönünü belirleyenlere ! Yaratıcı,işte bu güzel davranışı sergileyenlerden razı olacaktır. Bu erdemli insanlar, sonsuz ahret yaşamının mutlak kazananları olacak ve kurtuluşa erme mücadelesinin yürekli savaşçıları olarak her dönem güzel bir şekilde anılmaya mazhar olacaklardır. Hepimizin duası, bu dünyanın göçüp gittikten sonra arkamızdan güzel sözler söylensin ve insanlarda bizlerin dünyada gerçekleştirdiği davranışlardan razı olsun.
 
 
De ki: "(Allah şöyle buyuruyor:) 'Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Bu dünyada iyi şeyler için gayret edenleri güzel bir son beklemektedir. (Unutmayın ki) Allah'ın arzı geniştir, (ve) elbette sıkıntılara göğüs gerenlere mükafatları hesapsız verilecektir!" | Zümer Suresi / 10. Ayet
 
 
İşte bunun için sen (bütün insanlığa) çağrıda bulun ve (Allah tarafından) emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Onların heva ve heveslerine uyma ve de ki: "Ben, Allah'ın bütün vahyettiklerine inanırım. Sizin değişik görüşleriniz arasında adaleti gözetmekle emrolundum. Allah benim de, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımızın hesabı bize çıkacaktır, sizin yaptıklarınız da size. Bizimle sizin aranızda bir çekişme olmamalı. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır; çünkü varış O'nadır." | Şura Suresi / 15. Ayet
 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.