Farkındalık üzerine röportaj

Farkındalık üzerine röportaj DİN
5,0
03.05.2014 17:35:51
A+ A-

Farkındalık Platformu Öncesi Gerçekleştirdiğimiz Bir Röportaj;

- Böyle bir platform düzenlemek nasıl aklınıza geldi?

- Öncelikle belirtmeliyim ki, ben bir din adamı değilim, ben bir ilahiyatçı veya kişisel gelişim uzmanı da değilim. Benim davam sadece Farkındalık! Toplum derin bir uykuda. Gerçekler kendi özlerinde mevcut fakat göremiyorlar ve akabinde kendilerini tanıyamıyorlar. Ben, yapılanın aşkla yapılmasından yanayım. Burada amaç; Önce kendimiz olabilmek, daha sonra kul olabilmek. Takdir edersiniz ki, kendini bilmeyen Rabb'ini de bilmez. Çünkü Allah, kullarının yüreğindedir. Benim görevim bunu göstermek, bunu hatırlatmak  Allah'ın izniyle, İnşAllah...

- Peki, nedir Farkındalık?

- Farkındalık;  Şimdiki ana odaklanabilmek ve şimdiki anı yaşamaktır. Burada anlatmak istediğim, şu an ne yapıyorsanız, o yaptığın şeyin farkında olmanız ve o an orada olmanızdır. Çünkü, yaşam şimdiki anda yaşanır. Fakat, bir çoğumuz için şimdiki anda var olmak, psikolojik anlamda zordur. Gün içinde, çoğunlukla geçmişte veya gelecekte yaşarız ve şimdiki anın, avuçlarımızdan kayıp gitmesine farkında olmadan izin vermiş oluruz. Asıl üzerinde durmak istediğim konu ise, bilmenin size bir şey kazandırmayacağı. Bildiğiniz şeyi yaşamadıkça, hissetmedikçe o bilgi nötr durumdadır. Mesela, ekmeğin sizi doyurduğunu bilirsiniz ve buna eminsiniz, fakat ekmeği yemezseniz doymazsınız ve bir süre sonra ölürsünüz. Şimdi o bilginize ne oldu? Benim görevim, insanlara farkındalığı göstermek ve daha sonra  yaşama sebeplerinin farkındalığını kazandırmak. Farkındaysanız öğretmekmekten bahsetmiyorum, çünkü zaten insanın içinde var olanı ben öğretemem ki, o zaten özünde var. Ben sadece bunu görmelerine vesile oluyorum İnşAllah!

- Nedir insanın yaşama sebebi?

- Allah, insanları ve melekleri kendisine ibadet etsinler diye yaratmıştır. İnsanın yaradılış gayesi kul olabilmek ve akabinde ibadet etmektir. Bunu hepimiz veya birçoğumuz biliyoruz ama maalesef uygulamıyoruz. Ben hiçbir yazımda veya söyleşimde namazı, ibadeti ve Allah'ı anlatmıyorum. Çünkü benim uzmanlık alanım din değil. Ben, insanların bildiklerini hatırlatmak ve hatırladıklarını yaşamalarını sağlamak için buradayım. Allah'ı bilmek ve ben Allah'a inanıyorum demek yeterli değildir. O'nu yaşamak, aşkla yaşamak ve iliklerine kadar hissetmek gerekir. İşte Farkındalık burada devreye giriyor. Biliyoruz ama farkında değiliz, anlatabiliyor muyum?

- Farkındalık üzerine ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

- Bu uğurda, çeşitli gazete ve blog sitelerinde makaleler yazıyorum ve ayrıca seminer, söyleşi ve platformlar düzenliyorum. Katıldığım davet ve açılışlarda ve hatta misafirlikte dahi mutlaka farkındalık üzerinde duruyorum. Amacım, çok daha fazla kitleye ulaşabilmek Allah'ın izniyle. Niyetim, hiç bir ücret talep etmeksizin, sadece Allah rızası için bir kitap yayınlamak. Umarım, bu sayede çok daha fazla kardeşimizin farkındalığın farkına vara bilmesine  vesile olabilirim.

- Günümüz dine bakış açısı nedir sizce?

- Toplum, bu güne dek hep Allah'tan korkutuldu. Allah seni taş keser, seni cehennemde yakar veya Allah asla seni affetmeyecek gibi katı kalıplarla bu yaşımıza geldik, yanılıyor muyum? Bu sayede Allah'tan, dinden ve dolayısı ile ibadetten soğutulduk. Belli bir kesim şükürler olsun ki, ibadetine önem vermekte, fakat bu kesimin de ne yazık ki yine belli bir bölümü bunu  tek düze olarak yapmakta. İbadet, ezbere dualarla veya basma kalıp hareketlerle yapılır hale gelmekte. Oysa, okuduğun duanın ve yaptığın hareketin ne anlama geldiğini bilmek ve bunu bilerek ibadeti icra etmek ne manalı bir idraktir. Hep söylerim; Hissetmediğin ve yaşamadığın şey senin değildir.

- Sizce zihin mi, yoksa yürek mi?

- Bizler ruhani varlıklarız, ahir zamana göçüp giderken yanımızda götüreceğimiz tek şeydir ruh. Yürek ise, ruhun bir yansıması, göstergesidir. Ben Yürek için, ruhun vücut bulmuş halidir diyorum. Zihin, Allah'la kul arasındaki bir perdedir, sizi her daim yanıltır ve bu durum egonuzu besler.Zihninize göre değil de, ruhunuza göre hareket ettiğiniz sürece doğru yoldasınız demektir. Çünkü sizi ruhunuza yönelten, yüreğinizin sesidir. Yeter ki siz o sesi duymak isteyin. Fakat zihnimizin gürültüsünden dolayı bu sesi çoğu kez duyamayız maalesef. Burada dikkat edilmesi gereken bir konuya değinmek istiyorum müsadenizle. Bizler kalplerimizin kırıldığını sanıyoruz ama büyük bir yanılgıda olduğumuzun farkında değiliz. Kırılan kalp değildir, kalp kırılmaz. Kırılan egodur, nefistir. Herhangi bir durum karşısında, zihin bizi haklı çıkarmak için egomuza yönlendirir dikkat edin. Böyle bir durumda dışarıyla bağlantımızı kesip içimize dönersek yani kıranla değil de kırılan yer ile ilgilenirsek ancak bu sayede benliğimizi ve özümüzü buluruz ve doğru hamleyi yaparız.

- Kısaca toplamak gerekirse, bize söylemek istedikleriniz neler?

- Lütfen, nasıl yaşadığınızın farkında olun. Düşünün; Nefes alıyoruz, görüyoruz, duyuyoruz ve konuşuyoruz. Hepsinden önemlisi hissediyoruz. Allah, ne muntazam nimetler sunmuştur bizlere ama ne yazık ki çoğumuz henüz bunun farkında bile değiliz. Hiç bunları düşünmüş müydünüz? Şimdi, kendinize sadece birkaç saniye ayırın ve tüm sahip olduklarınız için sizi yaratan güce, Rabb'inize şükredin, teşekkürde bulunun.

Dua ile...

google.com/+farkındamısınsufi

facebook.com/farkindamisinsufi

blog.radikal.com.tr/Blog/farkinda-misin

farkindamisinsufi.blogspot.com

farkindamisinsufi.wordpress.com

tr.gravatar.com/farkindamisinsufi

farkindamisinsufi.simplesite.com.tr



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.