"Gökleri ve yeri tutan..." (Kur'ân, Fâtır 35/41)

"Gökleri ve yeri tutan..." (Kur'ân, Fâtır 35/41) DİN
5,0
19.09.2014 10:48:15
A+ A-

Sadece insan kelâmı okumanın, duymanın sıkıcılığından, rutinliğinden uzaklaşarak en azından ara ara Allah Kelâmı ile meşgul olmakta büyük yarar var kuşkusuz. Başlıktaki sözü içeren âyetten başlayarak bazı âyetlerin meâllerini (anlam olarak Türkçe çevirilerini) aktarmak sûretiyle böylesi bir meşgûliyete imkân vermeyi deneyeceğim. Ben de, okuyan olursa onlar da kazançlı çıkarız, çıkarlar inşallah. Eskilerin deyişiyle, gayret bizden, tevfik Allah'tan. (tevfik: rehberlik, uygunluk, başarı)

"Doğrusu, zevâl bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır. Eğer onlar zevâle uğrarsa, and olsun ki, onları O'ndan başka kimse tutamaz. O, kuşkusuz halîmdir (cezada, azapta acele etmeyen), bağışlayıcıdır." (Fâtır 35/41)  (zevâl: Bozulma, çökme, yok olma, inhitat, dejenerasyon; öğle) 

"Yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Onlar kendilerinden daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde Allah'ı âciz bırakabilecek yoktur. Şüphesiz o alîmdir (her şeyi bilen), kadîrdir (her şeye gücü yeten)." (Fâtır 35/44)

"Allah  insanları işlediklerine karşılık hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Ama onları belli bir süreye kadar erteler. Süreleri gelince gereğini yapar. Doğrusu Allah kullarını görmektedir." (Fâtır 35/45)

"Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gâfil kalmış bir kavmi uyarman için gönderildin. (Yâsin 36/6)

"Sen ancak Kur'ân'a uyan ve görmediği halde Rahmân'dan korkan kimseyi sakındırırsın. Artık o kimseyi bağışlanma ve cömertçe verilecek bir mükâfatla müjdele. (Yâsin 36/11)

"Gerçekten biz ölüleri diriltiriz; onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zâten biz her şeyi açık bir kütükte, bir ana kitapta sayıp tespit etmişizdir." (Yâsin 36/12)

"Yazıklar olsun o kullara ki, ne zaman kendilerine bir peygamber gelse, muhakkak onu alaya alırlardı." (Yâsin 36/30)

"Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şânı ne yücedir! (Yâsin 36/36)

"Kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi biri geldiğinde  ondan hep yüz çeviregelmişlerdir. (Yâsin, 36/46)

"Onlara: 'Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin' denince, inkâr edenler inananlara: 'Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız' derler." (Yâsin 36/47)

" 'Doğru sözlü iseniz bildirin, bu vaad ne zamandır?' derler." (Yâsin 36/48)

"Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı (sayha) beklerler." (Yâsin 36/49)

"O zaman artık ne vasiyet edebilirler ne de âilelerine dönebilirler." (Yâsin 36/50)

 

Yararlanılan kaynak meâller:

Kur'ân-ı Kerîm ve Türkçe anlamı (Meâl), Hazırlayanlar: Dr. Hüseyin Atay ve Dr. Yaşar Kutluay, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 15.Baskı (ilk baskı:1961), Emel Matbaacılık, Ankara, 1988.

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali, Elmalılı M. Hamdi Yazır (Güncel Türkçe ile sadeleştirilmiş), Baskı ve cilt: Yeni Asya Gazetecilik, Matbaacılık ve Yayıncılık Sanayi ve Tic. A.Ş., Duha Bilişim Yayıncılık Ltd Şti., Tuva Yayın Dağıtım, İstanbul, 2010.

Kur'ân-ı Kerîm ve Meâl-i Âlîsi, Hazırlayan: A. Fikri Yavuz, Sönmez Neşriyat ve Matbaacılık A.Ş. Cağaloğlu, İstanbul.

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.