Günah mı(!)?

Günah mı(!)? DİN
5,0
20.12.2014 13:05:42
A+ A-

Ne zamandır aklımda bir soru var ve bu soruyu çoğu zaman kendimce hayali bir ülke kurarak cevaplamaya çalışıyorum. Sizlerle de paylaşmak ve sizlerin de kendinize sormanızı istediğim bir soru bu:

Şimdi hayali bir ülke düşünelim bu ülkenin insanlarının büyük kısmı da kendilerini dindar olarak nitelendirsin. Bu ülkenin yöneticileri de demokrasi ile seçilip, başa getirilmiş ve dindar kesimin isteklerini karşılayacak bir güç olsun.

Bu hayali ülkenin yöneticilerinin iç politikada hak hukuk tanımamaya, kendi çıkarlarına göre davranmaya başladığını, deyim yerindeyse doğmamış çocuğun hakkını yemeye başladığını var sayalım.

Dış politikada ise yabancı ülkelerin iç işlerine müdahale edip orada var olan çatışmayı büyütmeye, silah yardımları ile oralarda savaş çıkarmaya ve iktidarları devirmeye çalıştığını hayal edelim. O ülkelerde çok büyük yıkımlara yol açan bu uygulamalar sonucunda ölen ve kaçırılan çocuklar, kadınlar yaşlılar. hayal edelim.

Şimdi zihnimi kurcalayan soru bu hayali ülkedeki insanlara yönelik;

İktidarın suçlarının günahı onları başa getirenlere, bu yapılanları göre göre bu iktidarı destekleyenlere de yazılmaz mı, yani ölen çocukların, kaçırılan çocukların, hakkı yenen insanların hesabı öte tarafta bu insanlardan da sorulmayacak mı?

Tamamen hayal ürünü olabilecek böyle bir ülkede sorduğum sorunun cevabı aslında bende mevcut. Siz de kendinize sorun lütfen.

Not:

Bir önceki yazım ve şimdiki yazım bağlamında düşünüp neden hep belli bir kesimi eleştirdiğimi düşüneneler olacaktır, hatta onlardan bir kısmı (bir şekilde olaylara yanlı bakmaktan vaz geçemeyen) bu yazıyı düşmanca bir saldırı olarak görecek, bir kısmı da neden madalyonun diğer kısmını eleştirmiyorsun diyecektir.

Madalyonun öteki kısmında ise yaşam biçimlerine müdehale edenlere direnenler dışında çok bir şey yok. Bir kısmı iki yüzlü, korkak, hem iki yüzlü hem korkak, bana dokunmayan bin yaşasıncı, çıkarcı. Bir kısmı bir başkasının tepkisinin arkasına sığınan ve o tepkiyi verene ceza verildiğinde aniden kaybolan tipler.

Ama yine de en çok tanıdığımız ve eleştirebileceğimiz gücü elinde bulunduranlardır.  Ne demişler bir insanı tanımak istiyorsan ona güç ver! Güç verdik ve tanıdık.

Bir önceki yazımla paralele bu eleştirileri düşünürsek her iki taraftan da genel olanı eleştirdiğimi, yani bu söylenenlerin bütünün her bir üyesini kapsamadığını belirtmek istiyorum.

Son olarak her birimizin öz eleştiri yapmasının vakti geldiğini ve kendimizle yüzleşmemiz gerektiğini düşünmekteyim.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.