HADİS HADİSLERİ YARGILARSA

DİN
0,0
13.03.2013 04:04:28
A+ A-

 

Sunni ve Şii İslam adına hadis kitapları yazılması bile, Peygamberimiz’in hadis yazımını yasaklayan tavrıyla gelişmektedir. Üstelik Peygamberimiz’in hadis yazımını yasakladığı bu kitaplarda da yer almaktadır.

Hadisler dinin bir kaynağı ve lüzumlu bir parçası ise nasıl olur da yazılmak yoluyla muhafaza edilmezler? Kuran’daki sureler karışmıyordu da hadisler niye karışacaktı? Peki, Peygamber’in, “Kuran’la karışma tehlikesi ortadan kalkınca hadisleri yazın” diye bir hadisi var mı? Sonuç olarak diyebiliriz ki; hadislere dinini bina edenler, bu hadislerin yargısına göre hadis kitaplarını yakmak, yok etmek zorundadırlar. Bu hadislerin yargısına uyuyor musunuz?

Bakın en doğru denilen hadis kitabına göre 30 yıllık halifelik döneminden sonrasını Peygamber beğenmemektedir. Gerçekten de dört halife dönemi (Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali) 30 yıl sürmüştür. Bu dönemde ne bir mezhep oluşturulmuştur, ne de Kuran dışında bir hadis kitabı yazılmıştır. Neden bu dönemdeki gibi Kuran’ın tek kaynak olduğu mezhepsiz bir İslam’ı yaşamayalım? Gerçi biz bu hadisin, Emeviler’i sevmeyen Ali taraftarlarınca uydurulduğunu sanıyoruz. Hadislerin toplanma döneminde hilafetin 30 yıl sürdüğü biliniyordu; muhtemelen dört halife sonrası düzenden memnun olmayan biri bunu uydurup, fikirlerini güçlendirmek istedi.

Fakat geleneksel Ehli Sünnet inanç adına Buhari’nin tek hadisini inkar edenin kafir olduğu söylenmiştir. O zaman buna inananların, hadisin hakkını verip, dört halife dönemindeki gibi hadis kitaplarını imha etmeleri gerekmez mi? Bu hadise inananlar, nasıl dört halifeden sonraki meliklerin idare ve gözetiminde oluşturulan mezheplere ve hadis kitaplarına güvenmektedirler?

 

YALNIZ VE YALNIZ KURAN

 

1- Kuran dışında helal ve haram kaynağı yoktur.

 

2- Hadis kitapları oluşturulmayacak ve mevcutlar imha edilecektir.

 

3- Peygamber’in Kuran’ı açıklamak ve yaşamak dışındaki eylemlerine dini bir mana yüklenip, dine ilave yapılmayacaktır.

 

HADİSLERE GÖRE HADİSLERİ İMHA ETMEK LAZIM

 

Buraya kadar hadis yazımını, hadisle helal-haram kılmayı ve Peygamber’in din dışı hareketlerinin de ibadete dönüştürülmesini yargılayan ve reddeden hadislere yer verdik. Böylece Kuran’ın anlattığı İslam’ı destekleyen, hatta hadislerin imhasını söyleyen hadislerin varlığını gördük. Kuran’ın anlattığı dine ilave edilmiş hükümlere karşı olan birçok hadisin de olması ilginçtir. Peygamber’in baldırların örtülmesini emrettiğine dair uydurma hadis vardır ama Peygamber’in baldırlarının gözüktüğünü söyleyip öbür hadisi yargılayan hadis de vardır. Midye, karides yenemeyeceğini söyleyen Hanefi mezhebinin bir izahı ve bu yönde hadisler vardır ama diğer yanda diğer mezheplerin kullandığı denizden ne çıkarsa yenebileceğini söyleyen hadisler de vardır. İpeğin haram olduğuna, altının takılamayacağına dair uydurma hadisler vardır ama Peygamber’in yanındaki sahabelerin ipek giydiğini,

Peygamber’in bir ara altın yüzük taktığını söyleyen ve diğer hadisleri yargılayan hadisler de vardır. Haremlik selamlığı savunan, kadının sesinin duyulamayacağını söyleyen izahlara karşı sahabelerin erkek ve kadın aynı yerde abdest aldığını, karşılıklı sohbetlerinin olduğunu anlatan hadisler de vardır…

 

Çözüm; Kuran’ı din adına yeterli kabul ederek, her ilavenin bir uydurma izah veya uydurma bir yorumdan kaynaklandığını görmektir. Öyle hadisler vardır ki, aslen Peygamber’in yapması mümkün olan bir fiil veya söylemesi mümkün olan bir sözdür. Fakat bu sözün başına “Peygamber emretti ki”, “Peygamber buyurdu ki”şeklindeki doğal uygulamayı emre çeviren uydurma, doğru sözü dahi Peygamber’e iftiraya çevirebilmiştir. Ya da Peygamberin, Allah’ın serbest bıraktığı bir konudaki tavrı dinselleştirilip, serbest alanın dinsel alana döndürülmesi suretiyle, Kuran dışı hükümler üretilmiştir. Örneğin Allah’ın Kuran’da kıyafet hakkın da detay vermemesi; isteyenin takım elbise, isteyenin kimono, isteyenin cübbe veya isteyenin bambaşka bir yöre ki Peygamber, yöresinin kıyafetleri olan entariyi, cübbeyi tercih etmiştir. Fakat bu kıyafeti putperestler de Peygamber’in en büyük düşmanları da gelenekler gereği giymekteydi. Yani Peygamberimiz’in bu konudaki tavrı bir dinsel uygulama, bir sevap değil, Allah’ın serbest

bıraktığı konudaki bir tercihti. Bu tip durumlarda, Peygamber’in kıyafetini tarif eden hadisin kendisi değil, onun hatalı yorumu dine ilave yapmıştır.

 

Hadislerin hepsi zandır. Kuran’a göre ise din, zanna bina edilemez. Kuran’la çelişen, Kuran’a ilaveler yapan yorum ve hadislerin yanlışlığı kesindir. Kuran’la çelişmeyen hadislere gelince; onların bile Peygamberin sözleri olduğuna inanmak zandır.

 

Kuran’ın hükümleriyle örtüşen yukarıdaki hadisleri, Peygamber’in söylediğini kabul etmek de zandır. Yani bu hadisler, Kuran’la örtüştükleri halde, onları Peygamber’in söylediği % 100 değildir. Hadislerin uydurulma sebeplerinde gördüğümüz gibi dine fayda sağlamak niyetiyle hadis uyduranların olması, dördüncü konuda hadislerin incelenmesinde gördüğümüz gibi uzun hadis nakil zincirlerinden doğan hatalar, Peygamber’le sahabe sözünün karışması gibi faktörler; “en güvenilir” Peygamberimiz’in vefatından ikiyüz yıl sonra yazılmış olan hadis kitaplarının en düzgün hadisinin bile zan olduğunu ortaya koyar. Zaten amacımız, bu bölümde, hadis temelli bir dini savunanların uydurmalarla dolu kitaplarını, yine bu kitaplardaki hadislere yargılatıp, bu inanılmaz çelişkilerini

de gözler önüne sermektir. Yoksa kendimize göre hadis kitabı oluşturma niyetimiz elbette olamaz. Öyle bir şey gerekseydi onu Peygamberimiz yapardı. Din eşittir % 100 Kuran. Ne bir eksik, ne bir fazla. Bundan gayrısında ise zan vardır, gerçekle yalanın ayrılamaz bir şekilde birbirine geçmişliği vardır.

 

 

Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.

6-Enam Suresi 38

 

Bile bile gerçekle yalanı karıştırmayın.

2-Bakara suresi 42

 

Onların çoğu zandan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki zan, gerçek namına bir şey ifade etmez.

10-Yunus suresi 36

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.