Hazreti Mevlana'yı anmak yerine anlamak

Hazreti Mevlana'yı anmak yerine anlamak DİN
5,0
16.12.2015 20:41:06
A+ A-

Mevlana Hazretlerinin Hakk'a kavuşma gecesi olarak adlandırılan "Şeb-i Arus Gecesi" yani "Düğün gecesi" 17 Aralık gecesinde 742. Vuslat Gecesi olarak anacağız. Hazreti Mevlana'nın asla "ölüm" diye anmak istemediği ve bizlere "Arkamdan ağlamayın, ah vah edip sızlanmayın. Bizim yerimiz ariflerin gönüllerindedir" diye bahsettiği, tasavvuf ehlinin ise "Vuslat Gecesi" olarak adlandırdığı bu geceyi ihya etmenin güzelliği ve özlemi apayrıdır. İnsanoğlu çekinir zira ölümden hep korkar. Bir bilinmezdir, bilinmeze açılan kapı gibidir. Semiha Ayverdi Hanımefendi'nin çok sevdiğim bir benzetmesi vardır; Kendisinin vefatı yaklaştığı zamanlarda yanı başında ağlayanlara "Yahu niye ağlıyorsunuz? Nasılsa şu odadan, yan odaya geçeceğim ne var bunda?" diyerek sakinleştirmesi ölümü ne hoş karşıladığının bir göstergesidir. Hazreti Mevlana'nın da yine hastalık zamanlarında hepimizin aklına siyah elbiseli, elinde orak ile gelen Azrail için "Beri gel, beri. Bu ayrılık daha nereye kadar?" diye başlayan şiiri yazması da O'nun ölüme bakış açısını bizlere sunmaktadır.

Her yıl 17 Aralık tarihinde Hazreti Mevlana'yı Anma etkinlikleri çerçevesinde çeşitli illerde çeşitli etkinlikler düzenlenmekte. Mesnevi sohbetleri, tekke musikisi konserleri, sema ayinleri ile bu özel geceyi daha da özel kılmaya özen gösterenler var. Fakat özen göstereyim derken, göz çıkaranlar da mevcut. Bunların en başında biraz önce bahsettiğimiz sema ayinleri yer almakta. Birçok etkinlik çerçevesinde sema gösterileri diye yazar. Bilinsin; Sema bir gösteri değildir. Dini bir ritüeldir. Gösteri olursa işin içine şov girer. Sema bir şov demek değildir. İşin ehli olmayan kişilerce "E sema gösterisi sonunda Kuran da okunuyor ne alaka?" diye sormalarına ise pek hafif cevap veremeyeceğim için burada yazmak istemiyorum. O "dönüyor" diye bahsedilen semazenler semahane'ye adım atmadan önce Kuranlarını okur, abdestlerini alır namazlarını kılar ondan sonra sema etmeye başlarlar, belirtelim.

Hazreti Mevlana'yı Anma Törenlerinin isimleri ise "Anlama" olarak değiştirilse daha bir güzel olacak ki, biz hepimiz bilmek istediğimiz, görmek istediğimiz gözden görüyoruz. Hazreti Mevlana'yı yeri geliyor bir halk düşünürü, bir filozof, bir şair diye anıyoruz. Niye bir arif bir veli bir evliya olarak anmaktan çekiniyoruz? "Mevlana hoşgörüsü çünkü çok üst düzeyde, tüm dünya artık bunun etkisinde" diyen entelektüel olduğunu zanneden şahsiyetlere de uyarımız olsun ki Mevlana hoşgörüsü diye bir kavram yoktur. Bu İslam'ın hoşgörüsüdür. Bunun altını çizerek bahsetmek istememin sebebi de budur. İslam'ı İşid'le bağdaşlaştıran ama Mevlana'yı İslam'dan uzak tutmak sadece belli bir amaç uğruna köle olanların kasıtlı davranışıdır.

Herkesin görmek istediği gibi çok afedersiniz Hazreti Mevlana otopark değnekçisi değil; "E Gel Gel" diye söylüyor ya. Kimse kusura bakmasın. Ben sana hayran, sen cama tırman Mevlana sevgisi olmaz. Elif Şafak romanı okumakla Mevlevi olunmaz, iki rubai okumakla Mevlana anlanılmaz. Günde beş vakit namaz kılarsın, beş vakitine de beş vakit kaza eklersin o zaman "belki" anlama yolunda olursun. Zira hazret öyle yapardı. İşin özü bu sene inşallah Mevlana Hazretlerini Anma yerine O'nu Anlama, O'nun bizlere asıl sunmak istediği hayatımıza yön verecek nice öğütleri anlamak üzere oluruz. Aşk-ı niyaz ederim.

ARDA KESKİNKILIÇ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.