Hilal, lale ve gül Peygamberimizin (sav) sembolü olduğu için Fatih Sultan Mehmet devamlı gül koklarmış

Hilal, lale ve gül Peygamberimizin (sav) sembolü olduğu için Fatih Sultan Mehmet devamlı gül koklarmış DİN
0,0
30.01.2013 18:36:18
A+ A-

Lale ne kadar güzel, renkli bir o kadarda zarif bir çiçektir. Laleye bakmak uzunca bakmak gerekir. Tuhaf bir duruşu vardır. Bir şeyler anlatmak istiyorda vazgeçiyor edası ile öylesine durur gözünüzün önünde. Lale'yi Hollanda'da ben şaşırarak tanımıştım. İstanbul'da son yıllarda ortaya çıkan lale Hollanda'dalılar; bizden gitmiş olduğu çoktan unutulmuş, kendi laleleriymiş gibi benimsenmiş.

Dünyanın dört bir yanına da lale ihraç ediyorlar. Bununla kalmıyorlar, lale festivalleri düzenliyor ve lalenin her rengini de yetiştiriyorlar. Lale seraları mı demeli lale bahçelerimi bilemiyorum ama izlediğinizde aklınızı başınızdan alacak kadar renkleri ile sizleri uzaktan etkileri altına alıyorlar.

 

Bu yazımda sizlere değişik bir konudan söz edeceğim. Güzel çok güzel bir konudan... Önce aynen aktaracağım.

 

Ebced hesabında iki veya daha fazla ismin sayı değeri eşit oluşundan istifâde edilerek, bu isimlerden birini söylemekle, mecazen diğeri söylenmiş olur.

 

Meselâ (Muhammed) ism-i şerifinin ebced ile sayı değeri 92'dir.

"Aman" kelimesinin de sayı değeri 92'dir.

Yaman Dede'nin şu beyti buna işaret eder:

        Aman lafzı senin ismi şerifinle müsavidir.
        Anınçün âşıkın zikri "aman"dır Yâ Rasûlallah.

Yine Lafza-i Celâl olan "Allah" ism-i şerifinin ebced hesabı ile değeri 66'dır.

"Hilâl" ve "Lâle" kelimelerinin de değeri 66'dır.

Bu kelimelerin harfleri de aynıdır.

Onun için İslâm'ı temsil eden, camilere ve minarelere âlem olan, İslâm devletlerinin bayraklarına koydukları "Hilâl" aslında "Allah" ismi şerifine rumuz olmakta, İsm-i Celâle hürmeten onun yerine mecazen "Hilâl" konulmaktadır
 

Yine bir devre ismini veren Lâle'ye bir de bu gözle bakmak lâzımdır.

Böylece bir lâle soğanına niçin bu kadar fazla değer verildiği anlaşılabilir.

 

Lâle bahçelerine verilen kıymet, divân şairlerinin beyitlerindeki mânâlar daha iyi kavranabilir.

Şâir lâle için şu beyti söylemiştir;

             Subhu dem dönse n'ola mihr-i cemâle lâle,
             Oldu mazhar aded-i İsm-i Celâl'e lâle.

(Lâle seher vakti cemâl güneşine dönse (yönelse) ne olur.

Çünkü lâle ism-i Celâl'in sayısına mazhar oldu.

(Ebced hesabıyla aynı sayıya sâhib olmakla şereflendi.) .(alıntı)

 

Bazı güzellikleri bilmiyoruz. Bildiğimiz zaman çok seviniyoruz ama daha önceden öğrenmediğimiz için kendimize hayıflanıyoruz. Ben şahsen öyle oluyorum. Bir şeyi duyuyoruz o an merak ediyoruz, öğreniyor ya da öğreniyor gibi oluyor ve ardından unutuyoruz. Sonra kimbilir bir kez daha aynı konu konuşulduğunda ya da herhangi bir yerde okuduğumuzda hay allah bunu nasıl atladım diyoruz.

 

Bu okuduğum yazı da benim için öyle oldu. Keşke daha önce elime geçmiş olsaydı da sizlere de iletebilseydim.

 

Bizim kültürümüz sembolcü bir kültür bunu biliyoruz.

Atalarımız Orta Asya'da iken belirli cisimleri, şekilleri, eşyaları belirli manalara sembol yapmışlar.

Birkaç örnekleme yapacak olursak:

 

Ok -  tanrıya Bağlılık

Yay- Bu bağlılığın cihana yayılması sembolü.

 

Sembolcülük, İslam'ın kabulünden sonra da devam etmiş.

Peygamber Efendimiz(sav)'e gül sembolü layık görülmüş.

 

Kültürümüzde gül; Peygamber Efendimize(sav) duyulan muhabbetin sembölü.

İmanımızın sembolü.

 

Şimdi lütfen buraları oldukça dikkatli okuyunuz.

 

Gül Peygamberimizin (sav) sembolü olduğu için Fatih Sultan Mehmet devamlı gül koklarmış.

 

Onun için sevgililer hep güle benzetilirmiş.

 

Şimdi de laleden söz etmek istiyorum.

Burayı aynen aktarıyorum.


Ebced hesabında bir durum var lâle ile Lafzatullahın değeri ikisi de 66 ya tekabül ediyor; bu nedenlede laleyi Cenab-ı Hakk'ın simgesi olarak sayanlar vardır.

Bazı yörelerimizde "işi altmış altıya bağlamak" deyimi hala kullanılır.

 

Bir yazıyı daha aktaracağım:

 

İslam'da ? Hilal'i İslamın simgesi olarak görmüşüz.

Biz millet olarak 'hilâl'i İslam'ın simgesi, 'haç'a karşı bizim simgemiz olarak görmüşüzdür.

Hilâl kelime olarak ebced hesabına göre 66 ediyor.
Yani hilâl, lâle ve Cenab-ı Hakk'ın en muazzam ismi olan Allah lafzı, aynı sayı (66) değerindedir.
Lâle, hilâl ve Allah (cc) lafızlarının ebced değerinin aynı olmasından dolayı, kültürümüzde lâleye apayrı bir değer verilip sevgi beslenilmiştir.

 

Bir devre adını veren bu tefekkür simgesi çiçek, o dönemde 1108 çeşit renkte üretilmiş.

Lâle'nin Osmanlılar tarafından çok sevilmesi sadece çok güzel bir çiçek olmasından dolayı değilmiş.

Arapça harflerle yazıldığında Lâle kelimesiyle Allah lafzında aynı harfler kullanılıyor olmasındanmış.

Bir de Arap harfleriyle yazılan Lâleyi tersten okursanız Hilâl kelimesi ortaya çıkıyormuş.

(alıntı-Sorularla İslamiyet)

Lale, zambakgiller (Liliaceae) familyasından Tulipa cinsini oluşturan güzel çiçekleri ile süs bitkisi olarak yetiştirilen, soğanlı, çok yıllık otsu bitki türlerinin ortak adı.

Anavatanı Pamir, Hindukuş ve Tanrı dağlarıdır. Türkler göçleri esnasında bu bitkinin soğanlarını Anadolu'ya getirmiştir. 1500'lü yıllarda Avrupa'ya Anadolu'dan giden lale özellikle Hollanda'da çok yaygındır. Soğanlarının üzerinde zarımsı bir örtü bulunur. Etli ve yeşil 2?8 yaprağı vardır. Çiçekler, saplar ucunda çoğunlukla bir, bazen ikidir. Çiçek parçaları altılıdır. Kırmızı, sarı ve ara tonlarda renklere sahiptir.

16'ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafindan Hollanda Kralı'na gönderilen laleler, ilk başta Hollandalılar'ı ve kısa zaman içerisinde tüm Avrupalılar'ı hayranlık içinde bırakmışlardır. Böylece günümüze kadar dünya'nın en fazla lale üreten ülkesi Hollanda olmuştur.

 

Gül, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rosa cinsinden güzel kokulu bitki türlerine verilen ad.

Anavatanı Anadolu, İran ve Çin'dir ama başka yerlerde de yetişir.

Çok güzel ve kıymetlidir.

Park ve bahçelerin süslenmesinde kullanıldığı gibi odaları, balkon ve terasları süsler.

Kesme çiçekçilikte çok talep edilen bir çiçektir.

 

Ebced hesabı, Ebced rakamlarını yani alfabetik bir sayı sistemini kullanarak, kelimelerin sayısal değerini hesaplamaktır.

Arap alfabesinin eski sıralanışından (elif, ba, cim, dal) ilk dört harfinin okunuşlarıyla (E-B-Ce-D) türetilmiş bir sözcüktür.

Arap alfabesiyle yazılan bir yazıdaki harflerin sayısal değerlerinden (cifr) tarih bilgisi gibi gizlenmiş bilgileri çıkarmaya yönelik çalışma yapanlar da olmuştur.

Hâdiselerin vukuu zamanının tesbiti için harflere yüklenilen rakamsal değere denilir.

Diğer bir tarif ile bir hadiseyi tarihlendirme için kullanılan ve rakamları harften ibaret olan bir hesaptır.

Buna "cümlelerin hesabı" denilir.(vikipedi)

 

Bilmediklerimiz, öğrendiğimizde şaşırdığımız ama çok sevindiklerimiz var.

 

Ben lale'yi de Gül'ü de çok severim.

 

 

 

Nazan Şara Şatana

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.