Hoşgörü Sömürüsü

Hoşgörü Sömürüsü DİN
5,0
25.05.2014 11:22:47
A+ A-

İslam tüm büyük dinler gibi kendisi söz konusu olduğu zaman yandaşlarının saygı göstermeden saygı beklediği dindir. Allah'a, Muhammed'in kendisinin elçisi olduğuna, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğuna, meleklere ve şeytana, bu dünyadan sonra cennet ve cehennem olduğuna inanan herkes mensubudur. 

Şimdi şudur ki bir bilim insanı, diyelim bir paleontolog kalkıp evrim yalan, o kemikleri oraya şeytan gömdü ben maymunda gelmiş olamam ve Allah inancımızı test etmeye çalışıyor denince rencide olabilir. Çevresindeki insanların yeteneklerinin ve özelliklerinin, becerilerinin, karakterlerinin, zekalarının cinsiyetleriyle çok bağdaşmadığını müşahade etmiş bir insan, diyelim bir feminist, ilk kadın ilk erkeğin kaburgasından yaratıldı denildiğinde çok rencide olabilir. Haklıdır da. Elimizdeki tüm veri, karşıt görüşlerin yanlış olduğunu ispatlamaktadır. Ama o önemli değil.

Bir hayvan hakları savunucusu, diyelim bir de vejeteryan, hayvanları bırakın olmayan bir varlığa kurban etmemize, normalde yememize bile rencide olabilir.

Homoseksüel bir kimse, İslam'ın eşcinselliği yargılayışından çok rencide olabilir. Monoteist Allah'ı reddeden bir kimse, diyelim ki bir Budist, Kuran'da kafir sıfatıyla olur olmaz aslı astarı olmayan yakıştırmalara konu olmaktan rencide olabilir.

Bu insanların düşüncelerine saygı istemeleri de en az bir Müslüman'ın peygamberine istediği kadar haklıdır. Ama kurban kesiminde kalbi parçalanan vejeteryan gidip müslüman ülke büyükelçiliği yakmaz. Yakamaz. 
Yani bilim adamları, feministler, ateistler, vejeteryanlar, homoseksüeller bu saygıyı hak etseler de, görmeleri mümkün değildir. 

İslam ile bir derdin varsa bunu onunla ya da mensuplarıyla medeni tartışmalar çerçevesinde yapamazsın. Yapsan dahi bir sonuca varamazsın. Bunun bir tilkiyi karşına alıp "bak arkadaşım, sen bizim tavukları yiyorsun, anladım, karnını doyurmak zorundasın ama biz besliyoruz onları ve biz de açız. Anlaman gerek." demekten farkı yok. Yani İslam'a karşıysan delikanlı gibi karşı çıkacaksın, kıvırıp bükerek, hoşgörü bekleyerek değil, adam gibi: "Sevmiyorum seni ve insanlığın yüz karasısın." diyeceksin. Doğru, kelle korkusu var, haklısın. Ama karşında vahşi bir yapı var ve sindirmeye gereksinim duymadan yutuyor. Buna anlayışla, hoşgörüyle falan yaklaştıkça zamanla o kellen zaten büzülecek ve kendini ifade etmek için sike sike din temelli bir platform üzerinde hareket etmek zorunda kalacaksın ve ayağın kayacak, çünkü sen takunya giymiyorsun ve artık ıslak ve kaygan bir zemin üzerindesin.

Ve hatta: anlayışlı ve hoşgörülü olmak zorunda olan İslam dışı yaşayan bünyeler değiller. Çünkü zaten onlar İslam içerisine girmek gibi kaygı gütmüyorlar ve İslam'sız pek ala (ve aslında) daha mutlular. İslam'ın aradığı hoşgörü kendi amaçlarını gerçekleştirmek ve yaymak için var. Senin İslam ile bir alıp veremediğin yok (niye olsun zaten) ama memleketine gelip yerleşiyor (şu anki Batı Avrupa, Osmanlı dönemi Doğu Avrupa, daha önce Araplar'ın savaşarak Türkler dahil birçok ırkı bu dine bağlaması; kısaca Arap Yarımadası'nda kalıp yaşamaya her nedense doyamayan bir yapı) ve adetlerini empoze ediyor ve yahut en az kötümser haliyle mahallende bana ve benim camime yer aç diyor. Hoşgörüye ihtiyaç olan o olduğu halde sen hoşgörü bekleyecek kadar yavşak ve korkak olursan elbet o titreyen götü bir gün sikerler. Londra'da doğup büyümüş bazı salakların bile "ezan sesi aslında güzel ve mistik." falan demeleri işte bu korkudan kaynaklanan hoşgörümsüden kaynaklanır. Zira yine aynı insan bundan 10-20 yıl önceki güvenliği hissedememekte; Hintli'sinden Arap'ına kadar hepsi her yere yerleşiyorlar ve tanımıyorsun bu insanları, dahası adetlerini hiç bilmiyorsun ve dediğim gibi senin yurdunda kendine yer açmaya çalışıyor, cami yapmak istiyor. İslam içersinde tutarlı gibi görünen bazı şeyler var, örneğin herkes kapalı olursa sokakta laf atacak karı kalmaz (bak bu komik oldu, ama oldu). Ama örneğimizdeki Londra böyle bir yer değil. Çarşaflara bürünmüş olanlar dışında hatun göremeyen erkekler askılı, minili cicili bicili dişileri görünce tutamıyorlar kendilerini "onlar da götünü başını açmasalardı" gibi acaip ganimetkar ve iş yapar bir savunma sistemleri var üstelik. Ne diyebilirsin ki? Sana ne mi? Ahahah, çok geç bunun için artık.

İnsanların kendisinden dinleyebilecekleriniz bunlar ama siktir et, sen de ki götünden uyduruyorsun. Abi adamlar Fransa'da türban hakkı arıyorlar. Yahu senin Fransa'da işin ne? Fransa'daki frans ya da fransis senin Mekke'ne, Medina'na gelse ve elinde kadehle seni selamlayarak eteğini düzeltse, "ya şuraya bi kilise yapalım da pazar günü Paris'e kadar gidip gelmek zorunda kalmayalım." dese kabul edecek misin? Ne bok işin var salyangoz pazarının göbeğinde madem o kadar Müslümansın? Senin doğru ve kadim dinin sana kendi memleketindeki sorunları ve fakirliği çözebilmek için alternatif sunamıyor mu da bozuma uğratılmış İncil'in, kösnülleşmiş rahiplerin ülkelerine giderek saadet ve özgürlük ve hatta demokrasi arıyorsun?

Uzun lafın kısası;
İslam, günümüz dünyasında barbarlık kabul edilmesi dışında batı teknolojisi karşısında yetersizlik yüzünden alenen cihat etmeyi 'henüz' kullanamamakta ve bunun yerine çok naif görünmesine rağmen neredeyse daha işlevsel olan hoşgörü sömürüsünü kullanmakta, bununla beslenmektedir. Yeterince beslenebilip kotarabildiği alanların halleri için Arap Yarımadası'na bakmak, insan topluluklarının beyin yıkayarak ne hallere getirilebileceğini anlamaya yetecektir (sağduyu ile birlikte tabii). İslam yayılmak için hem senin hoşgörüne gereksinim duyar, hem de hoşgörünün alasını senden bekler. Sen ne kadar mülayim olursan o kadar devşirilebiliten vardır. Eğer aksilik yaparsan canından olma ihtimalin gerçek örnekleri ile mevcuttur ve zaten bu yüzden korkmakta ve korku üzerine kurulu bir inanca saygı göstermekte ve hatta belki ona bu yüzden inanmaktasın.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.