HZ. MUHAMMED'İN MUCİZEVÎ TESPİTİ

HZ. MUHAMMED'İN MUCİZEVÎ TESPİTİ DİN
4,7
24.12.2013 19:35:08
A+ A-

Sevgili Radikal Blog Okurları,

Amacı sadece bu madde dünyasına ait yaşam ve o yaşamın getirisine sahip olmak noktasında yaşayan insanın maalesef unuttuğu bir şey var. O da; kendi hakikatinin ne olduğu ve içinde yaşadığı sistem ve düzeni fark etmek ve dünyevi bir yaşam değil, evrensel bir yaşamı amaç edinmek.

Ancak beyni sadece dünyevi şeyleri elde etme yönünde çalışan bir birimin de, özündeki hakikatin-varlığındaki hakikatini oluşturan manaların farkındalığı ile yaşaması ve dolayısıyla da varolmasında ki hakiki amacı hatırlaması elbette çok zor. Muhteşem beyin, Allah Rasulu, Hz. Muhammed (sav), 1400 sene önce bu sistem ve düzeni "OKU"muş ve "mucize" diye tanımlayacağımız tespitlerde bulunmuştur.

Sevgili okurlar, bu çok değerli bilgileri aynı muhteşemlikte kaleme alan araştırmacı yazar Sayın Ahmed Hulûsi'nin değerli makalesi olan "HZ.MUHAMMED'İN MUCİZEVÎ TESPİTİ"ni Sizlerle paylaşmak istiyorum.


***

 

HZ. MUHAMMED'İN MUCİZEVÎ TESPİTİ

Yeryüzüne gelmiş en muhteşem beyin Allâh Rasûlü Muhammed (aleyhisselâm)'ın mucizevî bir tespitini açıklamak istiyorum bugün...

Yaklaşık on sene önce "HZ. MUHAMMED NEYİ OKUDU" isimli kitabımda detaylı olarak anlattığım üzere, gökteki tanrının yanından Dünya üzerinde seçtiği peygamberine yazılı bir kitap indirmediğini; Allâh ismiyle işaret edilenin birimde açığa çıkardığı bilginin "nüzûl", vahiy yollu geldiğini; yani"BİLGİ"nin, özünden gelip, bilincinde açığa çıkması şeklinde, "İKRA" olayıyla "OKU"nan, Allâh Sistem ve Düzeni olan "SÜNNETULLÂH" olduğunu açıklamıştım. Cebrâil ismiyle işaret edilen, Rasûl ve Nebilerde açığa çıkan melekî kuvve, ebediyen değişmez "Sünnetullâh"ı "OKU"mayı sağlar!

"Anladığım İslâm" başlıklı yazımda izah ettiğim üzere, "İKRA=OKU"ma işlevinin, gökten tanrının yanından gelen kanatlı meleklerin dediklerinin tekrarıyla değil, beyinde açığa çıkan ALLÂH isimlerinin işaret ettiği kuvveler (melekler - melekeler) ile oluştuğunu, her kapsamlı düşünen beyin fark edebilir.

İşte işin sır noktası beyin!

"Kalp" diye bahsedilen şey ise "şuurda açığa çıkan iman nûrunun" adıdır! Hâlâ hadislerdeki "kalp" kelimesiyle işaret edilenin "yürek" olduğunu düşünenler, kalp nakli ameliyatlarıyla başkasının kalbini alanların durumunu sorgulasınlar!

Dinsel anlatımla, beyin, insanda ALLÂH isimlerinin işaret ettiği anlamların zâhire (açığa) çıktığı merkezdir...

Tüm insanlar ve insansılar için geçerli olan gerçek bu!

Doksan dokuz Esmâ diye bildiğimiz, detayda sayısız ALLÂH isimlerinin işaret ettiği kuvveler, özellikler, hep beyin aracılığıyla açığa çıkmakta tüm canlılarda.

"Hareket eden hiçbir canlı yoktur ki onun "b"nasiyesinde (alnında-beyninde var olarak/beyninden) tutmuş olmasın (Fâtır'ın beyni programlaması)..." (11.Hûd: 56) âyeti de buna işaret eder; Rabbanî tasarrufun beyin aracılığıyla açığa çıktığına...

Bunlar, işin işaret, mecaz, benzetme yollu anlatımıdır... Bunların her birinin günümüz ilimlerinde fark ettiğimiz karşılıkları vardır oysa...

Evet, konumuz insan beynindeki bir kuvve!..

İşte yeryüzüne gelmiş en muhteşem beyin Allâh Rasûlü Muhammed Mustafa (aleyhisselâm) da, insan beynindeki bu kuvveye işaret ederek, "DUA" konusuna çok önem vermiş ve her konuda, her fırsatta "DUA" mekanizmasının işletilmesine işaret etmiştir.

www.ahmedhulusi.org adresinden tümüyle okuyabileceğiniz "DUA VE ZİKİR" isimli kitabımızda dua olayının sırrını açıklamıştım. Beynin dua anında "yönlendirilmiş beyin dalgaları" ürettiğini; bunun, istenilenlerin gerçekleşmesi konusunda işlev gördüğünü tüm detayları ile anlatmıştım.Duanın, insan beynine bahşedilmiş ilâhî kuvveleri harekete geçirmek demek olduğunu yeterince açıklamaya çalışmıştım. Keza "zikir" denilen çalışmanın dahi ötedeki bir tanrıyı anmak değil, beyindeki o ismin işaret ettiği anlamlara dönük gelişme sağladığına işaret etmiştim...

İşte bunları fark ettikten sonra, şimdi gelelim Müslümanlığın bir gereği olarak bize teklif edilen "abdest" olayına!

1986 yılında yayınladığım "İNSAN VE SIRLARI" isimli kitabımda "abdest" olayının tanrıya tapınmak için değil, kişinin bedeninin biyoelektrik enerjisinin, sudaki enerjiden yararlanması amacına dönük olduğunu açıklamıştım. Su bulunmayan ortamda yapılan teyemmümün ise bünyedeki statik elektriğin topraklanması amacına dönük olduğunu anlatmıştım. Taklit ehli olarak yetiştirilen kitle ise, o zamandan bu yana hep karşı çıkmıştı bu gibi açıklamalarıma; "Biz tanrıya tapınmak için abdest alırız, hikmeti bizi ilgilendirmez" diye!!!

Şimdi bir adım daha ileriye gidip, bu konudaki çok önemli bir sırrı daha açıklayalım...

Allâh Rasûlü muhteşem insan Hz. Muhammed (aleyhisselâm) daima "abdest" alırken dua ediyordu ve herkese de abdest alırken dua etmesini tavsiye ediyordu...

Niçin?..

Gökteki tanrıya seslenip, "Ey tanrı bak senin peygamberinin dediğini yapıyorum; sen de beni nûr eyle" diye mi?

Yoksa?..

İşte geldik, Allâh Rasûlü Muhammed Mustafa'nın bir mucizevî tespitine daha...

Kişi, abdest alırken, dua etmek suretiyle belli bir anlam ihtiva eden beyin dalgalarıyla; su kristallerini değiştirerek, etkileyerek, iyonize ederek vücuduna yararlı su iyonlarının girmesini sağlar!

Su içerken veya bir şey yerken elindekine besmele "OKU"manın (beyin dalgalarını, içtiğine veya yediğine yönlendirmenin) anlamı da buradadır!

Kurşun döktürmek ise dinsel bir ritüel olmayıp, başta birikmiş, bunalım oluşturan statik elektriğin, akıtılan eriyik kurşuna boşaltılması amacına yöneliktir.

Beyni, göz ve kulağına esir düşmüş, gördüğünün ötesini düşünmekten âciz, çağdaş bilimlerden ve Dünya'daki tespitlerden bîhaber kimselerin bunları anlaması elbette çok zor! Ne var ki Dünya dönüyor ve bir kısım insanlar hâlâ yüzyıllarca önceki kulübelerinde yaşamakta ısrar etseler dahi, öte yanda gökdelenler uzaya yükselip, uydudan onların bahçelerindeki böcekler seyredilebiliyor!

Ve dahi, su kristallerinin insanların yaydıkları düşüncelere göre nasıl şekil aldıkları, mikroskoplarla açık seçik tespit edilebiliyor!

İnsan beyninin farkında olarak veya olmayarak yaydığı dalgalar, aynı esasla, suyu, sudan var olmuş canlıları sürekli etkilemektedir. Bu yüzden de "insan düşüncelerini açıklasa da, açıklamasa da sonucunu yaşayacaktır" anlamına gelen bilgi verilmiştir Bakara Sûresi284. âyetinde.

İnsan beyninin yaydığı düşünce dalgalarının suyu nasıl etkilediğini gösteren araştırma sonuçlarını aşağıdaki linklerden İngilizce okuyabilirsiniz.

http://www.hado.net/index.php

http://www.wellnessgoods.com/messages.asp

http://www.adhikara.com/water.html

http://www.life-enthusiast.com/twilight/research_emoto.htm

http://www.cerncourier.com/main/article/46/2/8

(Konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler Prof. Dr. Masaru Emoto'nun Türkçe'ye çevrilerek yayınlanmış "SUYUN GİZLİ MESAJI" isimli kitabını okuyabilirler.)

Şimdi bu konuyu çok iyi düşünelim!

Abdest alırken dua okumak, yani düşünceni, dileğini beyin dalgaları şeklinde suya yönlendirerek su kristallerini şekillendirmek ve o suyu ozmoz yoluyla vücuduna almak... Ya da "suya okumak" denilen şekilde belli bir anlam taşıyan beyin dalgalarını suya yönlendirerek, o yönde suyu şekillendirmek ve o suyu içmek veya içirmek!..

Düşünün ki, insan vücudunun yaklaşık %80'i sudur. Bu duruma göre, bu su yapı ağırlıklı varlığa, karşısındaki kişinin yönelerek pozitif veya negatif düşünce dalgalarını yollaması, acaba ne boyutta tesirler oluşturur?..

1400 küsur yıl önce, çölün ortasında, bugünün bilgilerini hayal bile etmesi hayal edilemeyecek bir toplum içinde yaşamış olan o yüce Zât'ın, tüm açıklamaları aslında Yaratan'ın bir mucizesidir... Ne var ki, bunları değerlendiremeyen, "Biz inanıyoruz bize yeter" diyen ve taklitle ömür süren toplumların "sevgili peygamberimiz"den öte görebilecekleri hiçbir şey yoktur; ne bu Dünya'da ne de öte dünyada! Zira, "Dünya'da âmâ olan öte yaşam boyutunda da ebediyen kördür" gerçeği ile yüz yüzeyiz!

Değeri değerlendirmek, ancak O'nun açıklamalarını anladıktan sonra mümkün olur.

Allâh Rasûlü muhteşem insan Muhammed (aleyhisselâm), yaşamı boyunca "OKU"duğu "Sünnetullâh"a, yani Allâh isimleriyle işaret edilen anlamların evren içre evrenlerde açığa çıkış Sistem ve Düzeni'ne dayalı olarak nice mucizevî tespitlerde bulunmuştur! Ne var ki, vahiy veya keşif yollu açığa çıkan bu tespitlerini, o devrin yaşam şartları içinde tüm detaylarıyla açıklayamamış, sadece elde edilecek sonuçlarına göre "şunu yapın" veya "şöyle yapın" şeklinde uyarılarda bulunmuştur. Konuları mecaz veya işaret yollu anlatmıştır.

Eğer düşünmeden yaşayan taklitçi grubundan değil isek, bize düşen, Allâh Rasûlü'nün her dediğini anlamaya çalışmak; ne yaparak veya ne söyleyerek, bize neyi anlatmak istediğini deşifre etmek olmalıdır.

Bugünkü bilimle bu kadarcık anlayabiliyorum o Zât'ı... Yarınkiler, muhakkak ki bizim fark edemediklerimizi dahi fark edecek, O'nun ihtişamını çok daha fazla anlayacaklardır.

Deccaliyet safında yer alıp, Allâh Rasûlü'ne hizmette olanları düşman görenler bilsinler ki, dindarlara saldırmakla asla Allâh Rasûlü'ne ve açıkladığı DİN'e zarar veremeyeceklerdir.

Son olarak şunu sakın unutmayalım... Ne "Allâh" ismiyle işaret edilenin, ne de Allâh Rasûlü'nün, bizim yapacağımız hiçbir çalışmaya ihtiyacı yoktur! Yapılanlar tanrıya tapınma amaçlı değil, her varlığın Allâh adıyla işaret edilene kulluğu içindir. Kim ne yapıyorsa veya yapacaksa yalnızca kendi geleceğini güzelleştirmek için yapacaktır. "İbadet, başka amaçla değil, yalnızca kulluk için yapılır" cümlesinin anlamı, "ibadet ötedeki tanrıya tapınmak için yapılır" olmayıp; "ibadet, varlığındaki Allâh ismiyle işaret edilenin kuvvelerinin sende açığa çıkması, geleceğine mutluluk getirmesi amacıyla beynine yön vermen için yapılır ki, bu da gerçek kulluktur" demektir!

İnsan, sorgulayıp düşünebildiği, o çağda ve şartlarda bildirilenlerin azametini fark edebildiği kadarıyla Rasûlullâh'ın değerini anlar; o nispette de kendilerine yakın olur.

AHMED HULÛSİ

 

 


https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Herkesin elinden su içilmez -

Çok iginçtir, bu yazıyı okuduğumda aklıma annemin bir sözü geldi: ‘’Oğlum herkesin elinden SU İÇİLMEZ; YEMEK YENMEZ’’ derdi. Demek ki eskiler bilimsel açıklamaları bilmeseler de, doğru uygulamaları bilinebiliyordu! Şimdi bizler su kristallerinden bahsediyoruz. Üstelik onların değiştiğini gözlemleyebiliyoruz.. Buna nasıl şükretmeli bilemem? Benim bildiğim bir yol var; o da bu bilimlerden haberdar olmaya çalışmak ve inancımı daha bilinçle- akılla yapmak. Benim şükür olayım kendimce böyle; şimdilik… Gerçekten da ALTIN ÇAĞ, dedikleri bu olsa gerek, hatta gerek kelimesi bile gereksiz! Budur yani, olay bu kadar zevkli ve akla- mantığa uygundur

1 0
MUCİZE bugün de KENDİNİ İfade edebiliyor, mucizenin bir başka mucizesi! -

Rasullulah'ın(s.a.v) en büyük mucizesi İLMİdir denir. Üstad Ahmed Hulusi'nin yazısıyla neden olduğu daha net anlaşılmıştır. Efendimiz, tespit ve teklif ederek ibadet altındaki çalışmaları, çoğunun zannettiği gibi bir takım bedensel tapınma ritüellerine değil, arka planında sistemin işleyiş mekanizmasına uyumlu, İNSANı yaradılış gayesine ulaştıracak mucizevi bir sistematiğe işaret etmiştir. Ancak ve ancak eşsiz muhteşem bir beyin tüm sistemin ilmine vakıf olup bunu efale indirebilirdi! İşte mucize budur. O'nun ilmi İNSAN'a şunu söyler: Ötelerde tapınılacak kimse yok, O her bir birimde hologram prensibince tüm özellikleri ile hükmünü sürüyor ve insana bahşedilmiş BEYİN o özelliklerin tümünü açığa çıkarabilecek kapasitede! Bundan daha muhteşem ve mucizevi tespit ne olabilir, insanlığın önüne 1400 yıl önce fark etsinler diye altın tepside sunulan ve halen de zamanın idrakine göre yenilenerek sunulmaya devam eden... NCAKI

0 0
TESPİT ve TEKLİF -

Sayın Ahmed Fevzi Yüksel'in bloğunu takip edenler anlamıştır ki tüm yayınlanan ard arda yazılar -gerek kendisinin gerek Üstad Ahmed Hulusi'nin- beyinlerdeki FARKINDALIĞI arttırmak ve sistemin işleyişini anlatmak üzerinedir. Bu blogda yayınlanan Beyin ile ilgili son yazılar bir kez daha okunursa ve Mustafa Ceceli-Ahmed Hulusi video sohbetleri iyi incelenirse anlaşılacaktır ki Hz. Muhammed (s.a.v.)  zamanın insanlarına, açıklayabildiği en mükemmel şekilde BEYİN AÇILIMLARINI TETİKLEYECEK çalışmaları teklif etmiştir. Artık anlıyoruz ki tüm ibadet adı altında verilen çalışmalar, yaradılışımızda bulunan evrensel potansiyeli açığa çıkartabilmek, beynin daha fazla( Tasavvuf’ta esma-i ilahi diye bildirilen) Allah özelliklerini açığa çıkartarak, et beyin-madde beden algısından kurtulup, son noktada kuantum beyin olarak sonsuz sınırsız kuantum potansiyeli seyri  içindir. Bu ifade Kur’an da şöyle geçer: “Ben arzda (bedende) bir halife (Esmâ mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim” dedi BAKARA/30..... NCAKI

0 0
Suyun önemi ve mini bir tavsiye -

Ben bu bilgiye ulaştığımdan beri, hemen hemen ne yaparsam bir dua ve niyet okuması yapmaya çalışıyorum. Söylendiği gibi, bedenimizin %70’ine yakını su… Su İslamiyet’te çok önemlidir. Örneğin ‘Zemzem’ bize özeldir. Özellikle çıktığı muazzam enerji kaynağına yakınlık itibariyle… Yine, abdest olayı ve her uzuv yıkanırken yapılacak dualar. Bunları, biraz geniş kapsamlı dua kitaplarında bulabilirsiniz. Tavsiyem; lavabonun bulunduğu yere yazın ve asın. Önce bakarak okuyacaksınız, ama kısa süre sonra ezberinizde olacaktır. En azından unutsanız bile, Türkçe anlamlarına beyinsel olarak yönelmek bile bir artı değerdir. Ben bu kıymetli bilgiye elimizden geldiğince uyalım diyorum, çünkü ne yapsak o kardır. Zira acımasız bir sistem var ve tıkır tıkır da işliyor. Kolay gelsin; kolaylaşsın. fidanc./

0 0
1400 sene öncesinden günümüze -

Bu konu çok önemli bir konu bence. Özellikle Japon Bilim adamının bu buluşu oldukça ses getirmiştir. Hatta zemzemi de incelediğini biliyorum, yanılmıyorsam. Su hayatın kaynağı ‘Su’ deyince akan sular durur! Şimdi bu bilgiyi, Hz. Muhammed(sav), okuduğu sistem gereği, 1400 sene önceki insanlara ancak bu şekilde tavsiyelerle anlatabilmiştir. Abdest almak; zaten başlı başına beyne faydalı bir fiil. Bununla beraber, dua okurken o suyun nasıl bir işlevi olduğu çok açık ifade edilmiş. Eskiden büyüklerimiz suyu üfler, okur bize içirirlerdi. Ya da besmelesiz içilmezdi vs. Demek ki, anlamadan da teslimiyetle, samimi olarak uygulayanlar her zaman kazananlardan olmuştur. Şimdi biz bu ALTIN ÇAĞ’da dinimizdeki birçok uygulamanın sırlarını çözebiliyorsak ne mutlu bize.

0 0
Bizler Resulallah'ı çok daha iyi anlayabiliyoruz... -

Evet, konumuz beyindeki bir kuvve! Zaten insanoğlu beynindeki bu muazzam yeteneklerle donatıldığı için halife olmuştur. Özellikle DUA ve ZİKİR kitabını okuyanlar bilirler ki, atıl duran beyin hücrelerini çalıştırmanın mekanizması orada izah edilmiştir. Konu tamamen teknik bir olaydır. Üstelik inanıp inanılmamasıyla da hiç ilgisi yoktur..! Bu yüzden tüm bunları adeta gören, algılayan kişi, artık zikir çekmeden, dua etmeden duramaz. Şimdi de bu dua olayının suya olan etkisi anlatılmış! Demek ki, abdest alırken hazır su varken, beyni gene yönlendirmek gerekiyor. Bu şu anki, günümüz bilimiyle ispat edilmiş durumda! Bizler o günün şartlarıyla bunu tavsiye eden Resulallah’ı şimdi daha iyi anlayabiliyoruz ve bu çok özel bir durum bence!

2 0
Bir değil birden çok mucizevi tespitleri olmuştur.. -

Üstad Ahmed Hulusi’nin ilk kitaplarından tutun(sanırım 70’li yıllardan itibaren), bu yazısına kadar dikkatimi çeken şu olmuştur: Gününün bilimsel icatlarının izin verdiği ölçüde, dindeki bir olayı anlatması! Muhakkak bir mucizevi tespit yapması. O zamanlarda herkes, abdestin temizlik için olduğunu söylerken, O olayın beyne biyoelektrik yüklemek olduğunu ve Hz. Muhammed’in(sav) yarım bardak suyla dahi bu gayeye ulaşabildiğini yazmıştır. Gene sol elle yemenin, bedendeki artı ve eksi enerji olayıyla ilgili olduğunu, sol tarafla yediğimizde, bedenimize eksi; yani günah girdiğini ve bunun da beyine, oradan da direk RUH EDENİMİZE yüklendiğini yazmıştır. Keza gıybet olayının da tekniğini gene ilk olarak O’nun kitaplarında bulabilirsiniz. Bu yüzden bu başlık bana o kadar doğal geldi ki..! Hz. Muhammed’e olan sevgisi ve bu uğurda yaptığı faydalı çalışmalarla örnek bir yazar olduğu için şükranlarımı iletiyorum. O’nu takip edenler bilir ki, bir değil birden çok, mucizevi tespitleri bizlere hediye misali sürekli sunmuştur… /kenan

0 0
Hz. Muhammed'in (sav) her anı mucize, ne mutlu tespit edene... -

Öncelikle RADİKALBLOG'un yeni sayfa düzeni hayırlı olsun diyeyim. Yenilikler güzel olur her daim; ben de beğendim; güzel olmuş... İman edenler ama, gerçekten Allah kavramına iman edenler; Hz. Rasulallah'a da bir başka bakar ve O'nu asla bir postacı(!) gibi görmezler ve göremezler. Hz. Muhammed'in her anı, her sözü, her davranışı SÜNNETULLAH'a göre düzenlenmiştir. Bunu da zaten gene Üstad'ın açıklamalarıyla bizler de kavradık artık! O yüzden zaten her anı mucize olan Zat'ın, asıl bu mucizelerini tespit etmek meseledir..! Hele de bunu gününün şartlarına göre anlatabilmek asıldır ve zordur ..! Ne mutlu bunu yapan ALİMLERE, düşünen beyinlere. Bence en büyük teşekkürü can-ı gönülden hak ediyorlar. Bu harika yazı için gerçekten teşekkürler../.(frzan)

1 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.