Hz. Muhyiddin İbn Arabî'den sözler

Hz. Muhyiddin İbn Arabî'den sözler DİN
5,0
23.04.2014 21:07:38
A+ A-

Nebiliğe inancını izhar edip nebinin getirdiği zahiri hükümleri-sıradan insanların inandığı haliyle- sübjektif, indî anlamlarda yorumlayan insan, bilgiden hiçbir şey elde edemez.

Peygambere hal olarak uymadığı halde kendisini zevk yoluyla müşahede etmek mümkün değildir. Böyle bir şey düşünülemez.

Gördüğüm ve müşahede ettiğim şeylerin bilgisi beni imanımdan döndürmedi. Şimdi de Hz. Peygamber söylediği için biliyor ve amel ediyorum; kendi bilgim, görmem ve müşahedem nedeniyle amel etmiyorum.

Allah beni makamımda bütün âlemle ortak kılsa bile, bundan da müteessir olmam. Çünkü ben sırf kulum ! Allah'ın kullarının üzerine çıkmayı arzulamam.

Allah bana şükr'e hakkını verme imkânı bahşetmiş olsa bile yine de şükrünü yerine getirmekten acizim.

Hakka yakınlığın nihayeti, Hakkın kulun duyması, görmesi haline gelmesidir. Bu ifadede Hak, kulun hakikatini ve varlığını olumlamış ve ispatlamıştır. Onun hakikati ise kulluğundan ibarettir.

Dua eden bedbaht olursa(gayesine ulaşamazsa), geçici bir nedenle olabilir. Öyleyse yönelme ebedî mutluluğa doğrudur !

Allah, imanına gedik girmiş kimseye karşı, imanına gedik girmemiş mümine yardım eder. Çünkü Allah imanına gedik girdiği ölçüde onu başarısız yapacaktır.

Allah bir kulunu bir mekândan başka bir mekâna kendisini görmek üzere değil, görmediği ayetlerini göstermek üzere taşımıştır.

İsra yolcuğu ruh ile gerçekleşmiş ve uyuyan bir insanın uykusunda gördüğü rüya olsaydı, kimse onu inkâr etmez ve kendisiyle tartışmazdı. İnkârın yegane nedeni, Hz. Peygamber'in isra yolculuğunun bütün bu mekânlarda bedenle gerçekleştiğini bildirmiş olmasıydı.

İnsan kendinde var olana kadar âlem tam olarak Hakkın sûretinde değildi. Âlem insan vasıtasıyla kemâle ermiştir. Binaenaleyh insan mertebe bakımından ilk, varlık bakımından sondur.

Bütün ilâhî isimler, insanın hallerindeki başkalaşmaların bilgisi ve bütün âlemin halleridir. Bizde o isimleri meydana getiren şey bu başkalaşmanın ta kendisidir.

Bilmelisin ki, Hak bir şeyi bir şey vasıtasıyla yaratmaz, fakat bir şey vesilesiyle yaratır.

İnsanlardan başka yaratıkların hepsi Allah'a ibadet ederken insanların bir kısmı Allah'a ibadet eder.

İlahi rızık, insan-ı kâmilin kendisiyle beslendiği ve hayvan-insan adına meydana gelemeyecek tefekkür ilimleri ile zevk ve sahih düşüncedir.

Kim sebepleri Allah yarattığı için kabul ederse, ibadet sahibidir; kim onları Allah'ın emri nedeniyle kabul ederse, sebeplerle ilişkisinde ibadet sahibidir; kim sebepleri aklıyla kabul ederse, mümin olsa bile, (gizli) şirk içindedir.

Allah'ın yaratmış olduğu varlıklar arasında kendisini bilgi bakımından ihata edebilecek güce sahip bir varlık yoktur.

Kul rablıktan bir yönün kendinde bulunmadığı kimseyken Rab da kulluktan bir yönün kendinde bulunmadığı kimsedir.

Âlemin varlık sebebi insan-ı kâmildir. Bununla birlikte âlemde doğasının yaratılışı bakımından insan-ı kâmile benzeyen hayvan insan da bulunur.

Hz. Peygamber'in özelliklerinden birisi ona cevamiü'l kelim'in (birçok mânâyı kendinde toplayan) verilmiş olmasıdır. Âlem Allah'ın kelimeleri demektir ve Allah ona kelimelerinde hüküm ve hikmet vermiştir. Bu nedenle Hz. Peygamber'in peygamberliği genel olmuş, peygamberlik ve nebilik kapısı onunla kapanmıştır.

 

Kaynak eser: Fütûhât-ı Mekkiyye, 13. Cilt, Muhyiddin İbn Arabî, Çeviri: Ekrem Demirli, Litera Yayıncılık



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.