Hz. Muhyiddin'den(İbn Arabî) tavsiyeler

Hz. Muhyiddin'den(İbn Arabî) tavsiyeler DİN
5,0
17.06.2014 09:26:09
A+ A-

12. asrın ikinci yarısıyla 13. asrın ilk yarısına ait 75 yıllık ömrünün(doğumu 1165, vefatı 1240)  ilk 35 senesi doğup büyüdüğü ve tahsilini tamamladığı Endülüs'te(bugünkü İspanya) geçen Muhyiddin İbn Arabî Hzl.,13. yüzyılın başlamasıyla birlikte Hac niyetiyle Doğu'ya, Mekke'ye doğru yola çıkarak ayrıldığı Endülüs'e bir daha dönmemiştir. Gittiği ve kaldığı yerler arasında Anadolu da vardır.  Kuzey Afrika'da bazı şehirlerde, geçici bir süre Mısır'da, Kudüs'te, Mekke ve Medine'de, Bağdat'da, Musul'da; Diyarbakır, Sivas, Malatya ve Konya'da ve  Şam'da kalmıştır. Bunlardan Malatya ve Şam yerleştiği yerler arasındadır. Vefat ettiği ve kabrinin bulunduğu yer Şamdır.Mekke'de iki buçuk yıl kaldığı süre içinde el- Fütûhâtü'l - Mekkiyye ilk defa burada kendisine ilham olunmaya başlanacak ama tamamlanması 23 yıl alacaktır.(Kaynaklar: Şeyh-i Ekber- İbn Arabî Düşüncesine giriş, Mahmud Erol Kılıç, Sufi Kitap ; Fütûhât-ı Mekkiyye 1-18, Muhyiddin ibn Arabî, Çeviri: Ekrem Demirli, Litera Yayıncılık)

Aşağıda Şeyh-i Ekber lakaplı bu büyük sûfî düşünürün Ekrem Demirli tarafından dilimize çevrilmiş Fütûhât-ı Mekkiyye adlı eserinin(Litera Yayıncılık) 18. cildinden(Otuzaltıncı Sifir)  bazı tavsiyeler alıntılanacaktır.

Üstâd bir şiirle başlamış bu bölüme. Dolayısıyla o şiirden  ilk dizeleri alıntılayarak başlayalım biz de.

"Allah tavsiye etmiş peygamberleri de / Onlara uymak amellerin en iyisi / Tavsiye olmasaydı âlem kör (veya Amâ'da) kalırdı / Mülk tavsiyeyle döner durur / Ona göre amel et, tavsiyede söylenen yolu ihmal etme / Tavsiye Allah'ın ezeldeki hükmü / "

"Tavsiyelerden birincisi şudur: Allah herkese yapılması gerekli genel tavsiye hakkında şöyle der: 'Allah Nuh'a tavsiye ettiklerini ve sana vahyettiklerimizi sizin için dinden şeriat kıldık; ayrıca İbrahim'e ve Musa'ya tavsiye ettiklerini. (Bu tavsiye şudur) : 'Dini doğru uygulayın, tefrikaya düşmeyin.' (eş- Şûra 42/13)  Ayette dinin doğru uygulanmasını emrederken burada kastedilen her devir ve milletlerdeki 'vaktin şeriatidir'. O şeriatta bir araya gelmek ve onun hakkında tefrikaya düşmemek lazımdır. (...) Bundaki hikmet Allah'ın güzel isimleri (esma-i hüsna) bakımından 'ilah' olarak bilinebileceğidir; güzel isimlerinden mücerret iken 'ilah' olarak bilinemez. Bu itibarla zatında tevhid, yani birliğin, isimlerinde de çokluğun bulunması gerekir. Allah zatı ve isimleriyle birlikte İlah'tır ve bu anlamıyla O'nun eli-ki kudret demektir- cemaatle beraberdir." 

"Herhangi bir yerde Allah'a karşı bir günah işlediğinde o yeri terk etmezden önce bir ibadet yapman gerekir ! Böyle yapınca o mekân aleyhine şahitlik edeceği kadar lehinde de şahitlik eder. İbadeti yaptıktan sonra oradan ayrılabilirsin. (...) Bu durumlarda yapabileceğin en kolay ibadet emri hakkında Allah'ın tövbeni kabul etmesi için dua etmendir. (...) O emir 'Rabbiniz size bana dua edin, size icabet edeyim' (Gafir 40/60) ayetinde ifade edilir. Demek ki Allah sana kendisine dua etmeni emretmiştir. Ayetin devamında da şöyle der: ' Bana ibadete karşı büyüklenenleri cehenneme sokacağım.' (Gafir 40/60) Burada ibadet ile kastedilen duadır ve benim karşımda zelil olup bana muhtaç olmaktan sarf-ı nazar edenler demektir."

"Her durumda Allah'a karşı hüsnüzan sahibi olup suizan beslememen gerekir !  Alıp- verdiğin her nefesin son nefesin olup olmadığını bilemezsin. Allah'a hüsnüzan ile kavuşmalısın, suizan üzere O'na kavuşmaman gerekir. (...) Allah'ın üzerindeki haklarından biri de O'nun sözüne iman etmendir. Ayette 'Sizi bilmediğiniz işlerde inşa ederiz' (el-Vakıa 56/61) denilir. (...)  Hz. Peygamber'den gelen kutsi bir hadiste Allah'ın şöyle dediği aktarılır: 'Ben kulumun bana olan zannı üzereyim. Benim hakkımda iyi zanda bulunsun.' (...) Allah hakkındaki zannın, O'nun günahları affettiği, bağışladığı, sildiği şeklindeki bir bilgi olmalıdır."

"Gizlide, açıkta, yalnızken ve toplulukta Allah'ı zikretmek gerekir. Ayette şöyle denilir: 'Siz beni zikredin, ben de sizi zikredeyim.' (el-Bakara 2/152) (...) Kalbini her durumda Allah'ı zikredici olarak bulursan, zikrin nuruyla kalbinin aydınlanması kaçınılmazdır. (...) Hiç kuşkusuz iman sana Hakka karşı saygı kazandırır."

" Her vakitte ve durumda bütün gayretini Hakka yaklaştıran işleri yapmak üzere harcamalısın. (...) Kulun Allah'a en büyük yakınlığı, önce Allah'a ve kendisinden tebliğ eden peygambere iman ettikten sonra, O'nun katından gelenlere iman etmektir."

" Yapamazsan bile içinden iyi şeyler yapmaya niyet et; kötülüğe niyetlenirsen Allah rızası için onu bırakmaya gayret et. Bununla beraber ezeli kader ve kaza galip gelirse durum başkadır. İçinden niyetlendiğin hayrı ve iyiliği yapmanı Allah takdir etmemiş olsa bile, o fiili senin adına hayır olarak yazar."

"Müslüman olmanı sağlayan cümleyi ısrarla söylemelisin. O cümle 'Allah'tan başka ilah yoktur (La-ilahe illallah)' cümlesidir. Bu zikir içermiş olduğu ilave bilgiyle birlikte en faziletli zikirdir. Hz. Peygamber 'Ben ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli cümle, 'Allah'tan başka ilah yoktur' ifadesidir ' demiştir. (...) Bilmelisin ki bu cümle, tevhid kelimesidir. Tevhid hiçbir şeyin Hakka denk olmaması demekti; denk olsaydı, bir olmaz, iki veya daha fazla olurdu. (...) Bize göre kelime-i tevhid teraziye girmez. Bunun nedeni anlayan ve yorumlayabilen için kutsi bir hadiste belirtilir. Kutsi hadiste Allah şöyle der: ' Yedi gökler, onları dolduranlar, yedi yer ve onları dolduranlar bir kefede, 'Allah'tan başka ilah yoktur' cümlesi ise başka bir kefede bulunsaydı, bu cümle diğerlerine baskın gelirdi.' "



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.