Hz. Süleyman sanatı, güzelliği, ihtişamı ve kadınları çok sevmiyor muydu?

Hz. Süleyman sanatı, güzelliği, ihtişamı ve kadınları çok sevmiyor muydu? DİN
1,0
25.10.2015 12:53:40
A+ A-

 

Yobazlar fakirliği, cahilliği, ezikliği ve dünyadan elini eteğini çekmeyi İslam dini olarak tüm dünyaya tanıtıyorlar ya, bunlara verilecek en güzel cevap Kuran’daki Hz. Süleyman kıssasıdır.

Hz. Süleyman’ın yaşadığı ihtişam, görülmemiş bir mülke sahip olması, altından saraylar yaptırması, sanata ve estetiğe olan düşkünlüğü aslında kaliteli bir Müslüman’ın nasıl yaşaması gerektiğini bize çok net bir şekilde gösterir.

Hz. Süleyman sanatın ve estetiğin sultanıydı. Dünyaya sanatı, estetiği öğreten insandı. Hristiyanlık sanatı hep ondan öğrendi. Saray nasıl süslenir, mescit nasıl süslenir, bina nasıl süslenir, hep ondan öğrendiler. Avrupa’daki saraylar, Osmanlı’daki saraylar hep Hz. Süleyman’ın sarayından özenilerek yapılmıştır.

Hz. Süleyman müthiş akıllıydı ve çok derin bir imana sahipti. Allah’ın dilemesiyle bildiğiniz gibi cinleri, şeytanları kendisine adeta köle etmişti, hepsini emrinde çalıştırıyor ve onlara türlü türlü binalar, havuzlar, saraylar yaptırıyordu:

Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır. (Sebe Suresi, 13)

Hz. Süleyman bütün bu malı, mülkü çalışıp didinerek elde etmedi. Sadece çok samimi bir şekilde Allah’a yöneldi, hep O’ndan istedi. Allah’da bu samimi duasına icabet etti:

"Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin." (Sad Suresi, 35)

Zengin olmayı dilemek, bu dünyada ihtişamı istemek, kaliteli bir yaşam sürmeyi istemek eğer Müslüman için yasak olsaydı; Hz. Süleyman’ın da böyle bir talebi olmazdı, böyle bir duası olmazdı. Halbuki yobazların bu yanlış zihniyetinin tam tersine dünyadaki tüm güzellikler, zenginliklere layık olan müminlerdir. Bu nimetlere cennette de yalnızca onlar sahip olacaktır.

Hz. Süleyman hem Tevrat’ta, hem de Kuran’da bildirildiği gibi olağanüstü bir sanat uygulamış, olağanüstü güzellikte bir saray inşa ettirmiş, muhteşem bir imparatorluk kurmuştur. Bu ihtişamı gören Sebe melikesi Belkıs hemen Allah’a iman etmiştir:

Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml Suresi, 44)

Hz. Süleyman’ın tam üç yüz hanımı ve yediyüz cariyesi vardı. Kadınlara olan sevgisi de çok güçlüydü. Yobazlar tarafından Hz. Süleyman’ın kadınlara olan sevgisi de kıskanılır. Hz. Süleyman’ın bacaklarını açan Sebe Melikesi Belkis’a bakmayıp gözlerini çevirdiği iddia edilir. Oysa bu iddia da gerçek dışıdır. Kuran ayetlerinde Hz. Süleyman ile Sebe Melikesi Belkıs’ın karşılıklı şakalaştıklarını ve güldüklerini görüyoruz.

Hz. Süleyman aynı zamanda muhteşem güzellikte atlara da sahipti, sınırsız malı, mülkü vardı, dünyaya hakim olmuştu. Tüm dünyayı ihtişamıyla büyülüyordu. Allah ayetinde onu her yönden muhteşem bir zenginliğe kavuşturduğunu şöyle bildiriyor:

 “Andolsun,  Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: " Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler. (Neml Suresi, 15)" Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür. (Neml Suresi, 16)

Tevrat’ta “Süleyman’ın Meseleleri” diye bölüm var. Orada Hz. Süleyman’ın yüksek aklını, yüksek seciyesini, yüksek kalitesini, sevgi anlayışını, Allah’a imanını bütün mükemmel özelliklerini görüyoruz. Dolayısıyla Müslümanların asıl böylesine güzel ve ihtişamlı bir hayata layık olduklarını, Allah’ın çok değer verdiği bu güzel peygamberine nimetlerin kapısını nasıl ardına kadar açtığını görüyoruz.

Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim Katımız'da olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz. (Hicr Suresi, 21)

Kaynak: http://hazretisuleymanas.blogspot.com.tr/

Tüm yazılarım: http://mertaslanoglu.blogspot.com/

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.