İBLİSE HACET VARMIYDI

İBLİSE HACET VARMIYDI DİN
0,0
17.11.2012 11:33:12
A+ A-

 

Allah sistemi öylesine bir insan tipi yaratmaya calışırki, bu insanı oynamak neredeyse imkansız. 

Yani bu sistem halk dilindeki melekler üzerine kuruludur. 
Son derece saygın olacaksın, müthiş bir sabra sahip olacaksın, düşmanını bile affedeceksin, elindeki bir parça ekmeği komşularınla paylaşacaksın, birileri aç yatarken, sakın ola mideni doldurmayacaksın, 
falan filan. 
Íbliste diyorki ben bu tip insanlarla asla yola gidemem. 
Bana böylesi insanlar lazım değil. 
Çünkü bunlar zamanla zübükleşiyorlar. 
Benim sistemimde oynamak isteyenler cin gibi olacak. 
Ekmediği yerden biçecek, bir işe gönderdiğimde arkasından bir başkasını göndermek zorunda 
kalmayacağım. 
Ben akıllı ve bilgili insan istemiyorum, ben işini hakkıyla yapacak adamlarla yola gidiyorum. 
Benim sistemimde çalışıp is yapmayanı hemen kapı dışarı ederim. 
-Ne yaparsın yani? 
-Onu hemen benim planetin dışına atarım. 
-Atılanın başına neler gelir? 
-Atılan orada ancak yem olur. 
Bir gün Tanrımı ziyarete gittim, daha önce hiç öyle düşünceli görmemiştim. 
Bir sorununuz mu var efendim dediğimde bana, "görüyormusun iblis su adamların yaptığına. 
Çiftçilik yapıp bir şeyler üretsinler diye buraya aldım, kimse çalışmıyor bile. 
Herkes yan gelip yatmak istiyor" dedi. 
Bunları bir müddet bana verin efendim deyip izin alınca, hemen bir uzay gemisini tarlanın yanı başına indirdim. 
Bunlardan binlercesini gemiye doldurup bir şehre getirdim. 
Aslında şehirde bir şey yoktu ve tamamen boştu, ben bunların gözlerine boya atınca, bunlar etrafı çıplak kadınların işgal ettiğini sandılar. 
Bunlara kalacakları ev ve yiyip eğlenecekleri mekanları gösterdim. 
Kadınını alan evine çekildi ve bir süre sonrada bar ve pavyonlar doldu. 
Bense dışarıdan olanları izliyorum. 
Bunlar yediler içtiler vede eğlendiler. 
Öylesine eğlendiler ki, çalışıp iş yapmayı tamamen unuttular. 
Bir gün şehirde güçlü bir deprem oldu ve tüm binalar çöktü. 
Çıplak kadınlarla birlikte, barlar ve pavyonlar anında yok oldu. 
Zaten yoktular, fakat onlar var sanıyorlardı. 
Bir anlamda bunları hayali bir vizyonun içine atmıştım. 
Evler yıkılınca karınlarının açlığını fark ettiler. 
Bir koşuşturmacadır başladı ve herkes yana döne yiyecek bir şeyler arıyordu. 
Bunlara tek ekmek kırıntısı vermedim, fakat ne yapacaklar diye merak ediyordum. 
Bir anda dağlara dağılıp ot yayılmaya, buldukları hayvanları öldürmeye başladılar. 
Ne bulurlarsa ölmemek için yiyorlardı. 
Yani sadece boğazlarına çalışıyorlardı. 
Bunlar ormanın derinlerine daldıkça, ben dönüş yollarını kapattım. 
Gittikleri yerde guruplaştılar ve bir zaman sonra kabileleriyle ortaya çıktılar. 
Herkes kendine göre bir yapı oluşturmuştu. 
Daha sonra yollar yapıp biri birlerini tanır hale geldiler. 
Bu sürede çalışıp iş yapmanın önemini iyice kavradılar. 
Ben dedim ki, bunları bu şekilde bırakırsam, kesinlikle savaşa tutuşacaklar. 
En iyisi ellerini kana bulamadan, asil sahibine teslim edeyim. 
Bir gün donanımlı bir orduyla gelip bunları yeniden uzay gemisine doldurdum. 
Herkes öncesini hatırladığı için, bu kez nereye götürdüğümü soruyor, bir daha öylesi durumla 
karşılaşmak istemediklerini söylüyorlardı. 
Merak etmeyin sizi aldığım yere geri bırakacağım dedim. 
Derin bir nefes aldılar. 
Bunları aldığım yere geriye bıraktım ve yapacakları işide iyice anlattım. 
Daha ben lafımı bitirmeden tarlalara dağıldılar. 
Ortada ne iş kalmışsa onu çabucak bitirip, bir başkasına atlıyorlardı. 
Bunların başına birde eli sopa tutan zebani verdim. 
Bu zebani benim en güvendiğim adamımdı ve işi asla sansa bırakmazdı. 
Her şeyi tam olarak ayarlayınca, Rabbimin huzuruna geri çıktım. 
Saygılarımı belirtip yola çıkacaktım. 
Rabbim benim onlarla uğraşmamı yakından izlemiş ve sarayın balkonuna bir sofra hazırlatmış. 
Beni yemeğe davet etti. 
Yemeğimi yiyip vedalaşıp ayrılmadan, ben hep hizmetinizdeyim efendim dedim. 
Sonrada saygıda kusur etmeden planetime döndüm. 
Aradan bin yıllar geçtiki olumsuz bir haber gelmedi. 
-Peki şu sıralar ne yapıyorsunuz? 
-Vallahi şu sıralar Dünyada işler bir hayli yoğun. 
Kıyısından kösesinden düzeltmeye çalışıyorum. 
-Senmi düzeltiyorsun? 
-Başka kimse yok ki, iş yine bana düştü. 
-Aman gözünü seveyim bizim oralara biraz geç gel, tek bir yemek borcum olsun. 
-Sizin oraya zaten gelemem, şu sıralar acil olan isleri ön plana çıkardım. 
Bundan dolayıda sık, sık Türkiye'nin üzerinde uçuyorum. 
Bildiğin gibi son aylarda bir hayli iş yaptık. 
Azımsanmayacak bir mesafe kat ettirdim Türklere. 
-Senmi yaptın bu işlerin hepsini? 
-Ben parmak atmasaydım o uyuşuk halleriyle bunca işlerin üstesinden nasıl geleceklerdi? 
Şimdi Rabbimin izniyle taşları yerine oturttuk sayılır. 
Bir zaman böyle devam ederler. 
Íleride ise kim öle kim kala. 
-Benim az bir işim çıktı bitirip hemen dönüyorum- 
-Anlamadığımı mi sanıyorsun, gittiğin yerdede ben varım. 

Ve benim hemen dönüyorum diye gittiğim işten ancak, yirmi yıl sonra dönebildim. 
Íşleri kim bu hale getirdi dediğimde, oradakiler çoktandır iblis uğraşıyordu dediler. 

...............

Bazı yazılar vardır bir vesileyle oturup anlık olarak yazarsın,aradan yıllar geçer yazı o günü yazılmış gibi tazeliğini korur.

Bütün yazılarım yıllar öncesine ait ayıklayıp uygun olanını yayınlıyorum,sanki yeni yazılmış gibi.

Aslında yenisinide yazabilirim fakat yaşananlar hep aynı şeyler ve yazmadığımız bir şey kalmadı.

 

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.