"İki başlık ve iki mümtazlık kalmasın diye..."

"İki başlık ve iki mümtazlık kalmasın diye..." DİN
5,0
17.12.2014 01:24:34
A+ A-

Başlıktaki ifade Hz. Mevlânâ'nın (d.1207-v.1273) Mesnevî'sinde geçen bir sözün baş kısmı.(Mevlânâ, Mesnevî, Tercüme: Tâhirü'l-Mevlevî, Yayına Hazırlayan: Recep Kibar, Kırkambar Kitaplığı, s.134) Bu sözün tamamını verdikten sonra adı geçen eserden bazı sözler alıntılayarak Hz. Mevlânâ'yı doğum yıldönümü vesilesiyle hem anmış hem de o Allah dostunun sözleri üzerinde düşünme imkânı bulmuş olalım istedim.

"İki başlık ve iki mümtazlık kalmasın diye o âlî arslan, kurdun kafasını kopardı."
"Hey koca kurt; arslanın önünde ölü gibi muti olmadığın için uğradığın fâlaket "Fentekımnâ minhüm"  (A'raf /136'dan) âyet-i kerimesinin hükmüdür." [ Âyette geçen ifadenin Türkçe anlamı: (...) kendilerinden intikam aldık (...) ] (a.g.e., s.134)
"Çekinilen bir belâ esnasında ölen dostların ölümünden ibret alan kimse akıllıdır." (a.g.e., s.134)

"Sizde dünyâdan âhirete dönmek ve Allah'ın huzuruna çıkmak ümidi yok muydu? Yoksa Kur'ân'ın Kıyamet hakkındaki Va'd ü vaîdi size bâtıl mı görünmüştü?" (a.g.e., s.137)

"Şeytanın illeti "Ene hayrun" (A'raf/ 12'den) yâni "Ben daha hayırlıyım" demesi idi. Bu hastalık her mahlûkun nefsinde vardır." (a.g.e., s.138)

"Hazreti Osman'dan evvel bir yazıcı vardı ki, vahyolunan âyetleri yazmaya ciddiyetle çalışırdı. Peygambere gelen vahyin nuru ona aksederdi de kalbinde hikmet ve marifet bulurdu. Hazreti Peygamber de aynen o hikmeti ifade buyururdu. O herzevekil (kendisini ilgilendirmeyen işlere burnunu sokan kimse, münasebetsiz) bundan o kadar sapıttı ki, 'Münevver Peygamber ne söylüyorsa o hakikat benim de kalbime doğuyor' demeye başladı. Onun bu düşüncesi Resûl Aleyhisselâm'a münkeşif oldu. Yani zamîrindeki hıyâneti anladı. Allah'ın kahrı da o yalancı kâtibin canına indi. Hem kâtiplikten, hem Müslümanlıktan çıktı. Hazreti Mustafa Aleyhi Ekmelüttehâyâ'nın ve Dîn-i İslâm'ın kindar düşmanı oldu. Mustafa Aleyhisselâtü Vesselâm buyurdu ki: Ey inatçı kâfir; eğer senden idiyse nasıl oldu da böyle kapkara bir gâvur oldun?" (a.g.e., s.139)

"Ne kadar kâfir vardır ki, kendilerinde din sevdası mevcuttur, onların seddi de şunun bunun kibri ve namusudur. (a.g.e., s.140)

"Her kimin kalbinde şek ve dolambaçlık varsa dünyâda o kimse gizli felsefecidir." (a.g.e., s.141)
"Feylesof meşreb olan, fakat itikat sahibi görünen bazı kimseler, ara sıra maneviyâta itikât ederler, lâkin kendilerinde bulunan felsefe damarı hareket edince inkâra dönerler. (a.g.e., s.141)

"Yerin ve göğün bütün tabakaları o mânâ denizinde çörçöp gibidir."(a.g.e., s.143)

"Çok kimse vardır ki, tâât ü ibâdât hususunda sapık olduğu halde, onunla, Allah rızasını kazandığını, sevaba nail olduğunu ve o sayede cennete gireceğini ümit eder." (a.g.e., s.145)

"Ey yiğit; benim hayâtım ölümümdedir.Asıl vatanımdan ne vakte kadar ayrı bulunacağım?" (a.g.e., s.167)

mümtaz:seçkin/ âlî:yüce/ muti: itaatkâr / va'd ü vaîd: ilki cennetle, ikincisi cehennemle ilgili Allah'ın uyarı anlamında insana sözü /



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.