İlim ve irfan ustası Sadreddin Konevî'den sözler

İlim ve irfan ustası Sadreddin Konevî'den sözler DİN
5,0
08.10.2014 00:43:02
A+ A-

13. yüzyıl Anadolu'sunda yaşamış (1210-1274) ve M. İbn Arabî ekolünün en önde gelen ilim- irfan ustası olan Sadreddin Konevî'nin sözlerinin, çok açık- kolay anlaşılır olmamakla birlikte çok kıymetli olduğu muhakkaktır. Anlamak / fehmetmek için gayret gerekir. Anlamamız dileğiyle, onun bazı sözlerini sunmaya çalışacağım. 

"Himmetin ve niyetine Haktan başka bir amaç taşımayacak şekilde çalış." (İlâhî Nefhalar, sayfa:121; Müellif:Sadreddin Konevî, Tercüme: Ekrem Demirli, İz Yayıncılık, 2. Baskı, İstanbul, 2004)

"Âlem, gerçekleşmesi zuhûr ve yayılmaya bağlı kemâlin ortaya çıkması için var olmuştur; böylelikle var olacak her bir fert, bütün hakikatlerin hükümleriyle boyanır." (a.g.e., sayfa:123)

"Bir şeyin, sadece kendisini Yaratan'ın bilmesi itibarı ile bir çeşit varlığı vardır; yoksa, gerçek anlamda varlığı söz konusu olamaz." (a.g.e., sayfa:25)

" Benden başkasına nispetle gördüğüm şeylerin en azı, ilim idi; kendime nispetle ise, ilimden başka bir şey görmedim. (a.g.e., sayfa:41)

"Gördüm ki: İlmi sabit insan, ilmi zâtı haline gelen kişidir. (a.g.e., sayfa:43)

"Gördüm ki: Her varlık, küllî ilmin cüzî bir sûreti ile zuhûr eder ve onun, yani o varlığın hakîkatini ve Hakkın karşısında ilmin hakîkatini dile getirir. (a.g.e., sayfa:44)

"Bilinmelidir ki: Bir şeye dair bilginin gerçekleşmesi ve onu tam olarak bilmek, bilinen şeyle bir olmaya; bir olmak ise, bileni bilinenden ayırt eden her şeyin ortadan kalkmasına bağlıdır. (a.g.e., sayfa:48)

"Benim hakîkatim, hiçbir ilave ve eksiklik olmaksızın, Rabbimin ezel ve ebedde, her türlü imkândan münezzeh vücûb hükmü ile, beni bilmesinin sûretinden ibarettir." (a.g.e., sayfa:52)

"Bize şöyle denilmiştir: "Âdem inkâr etmiştir, bundan dolayı, onun zürriyeti de inkâr etmiştir. Âdem unutmuştur, zürriyeti de unutmuştur. Eğer Havva olmasa idi, kadın eşine sevgi duymazdı." (a.g.e., sayfa:54)

"Basîret sahiplerinin en düşük derecesi, kader mecralarının altında sebat etmek ve de karşılaştıkları her hali ibret ve tecrübe gözüyle mülahaza etmektir; böylelikle hareket sükuna, tereddüt sebat ve temkine ulaşır. Nitekim bir mısrada şöyle denilmiştir: Nice sükun debelenmede gizlidir / Çocuğun sakinliği, beşiğin sallanmasıdır" (a.g.e., sayfa:284)

"Bu dünyada herhangi bir şeye yönelip, bizzat onunla tatmin olan kimse, bu dünya hayatının dairesinden çıkamaz; söz konusu o şey, genelin anlayışına nispetle bu dünya hayatının hallerinin sûretlerinden birisi olmasa bile böyledir. Böylelikle de insan, bu kınayıcı hitabın muhatabı haline gelir." (a.g.e., sayfa: 284)

"Herkes, muhtaçlık özelliğiyle sürekli bezenmesi gerekir." (a.g.e., sayfa:266) 

"Dünyada en çok nimete mazhâr olan kişi tabiî ve nefsânî irâdesi Hakkın irâdesine ve ilmine muvafık olan kimsedir; bununla beraber vakitlerinin çoğunda bunu dikkate alır. İnsanların en çok üzüleni ise, his âleminde ortaya çıkartamadığı kuruntuları çok olan kimsedir; bununla beraber, arzuladığı şeylerin çoğunda kararlılığı eksiktir." (a.g.e., sayfa:207)

"Özetle şöyle derim: Kendi adıma hoşnut olduğum hiçbir halim yoktur ki, Allah Teala'nın da benim adıma o halden hoşnut olduğunu görmeyeyim; hatta Allah, kendi adına, benim vasıtamla o halden hoşnut olmuştur." (a.g.e., sayfa:190)

"Bana denilmiştir ki: Hak, bir şeyin O'nu perdelemesinden veya O'nu açığa çıkarmasından münezzehtir. İnsanlar, kendi tabii ve diğer halleri ile ve Allah hakkındaki  -Allah'tan değil- kendilerine ait zan ve inançları sebebi ile perdelenmişlerdir." (a.g.e., sayfa:168)

"Allah sadece helak olacak olanı helak eder. Onun rahmeti her şeyi kuşatmıştır, O genişletendir, her şeyi bilendir." (a.g.e., sayfa:92)

"Hak ile irtibat perdeli kulun en şerefli halidir." (a.g.e., sayfa:83)

 

"Çokluk, imkâna tâbi bir niteliktir, mutlak ve gerçek birlik ise, Hakka aittir." (a.g.e., sayfa:109)

 

/Himmet: yardım, gayret / küllî: tümel / cüzî: tikel / ezel: başlangıcı olmayan geçmiş zaman / ebed: sonu olmayan gelecek zaman / münezzeh: (Allah için) insanlara mahsus olumlu- olumsuz görünen her türlü  durumdan, özellikten uzak olan / vücûb: zorunlu olma / mecra: akan bir şeyin yatağı, yolu, kanalı / mülahaza etmek: dikkatle bakmak, iyice düşünmek / temkin: karar bulma, tedbirli olma, huzur ve sükuna erme / muvafık: uygun /

 

 


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.