İnanç, baskı, zorlama ve hakaret

DİN
3,0
18.08.2013 14:52:31
A+ A-

İnanmak ya da inanmamak bireylerin en doğal hakkıdır. Kimse herhangi bir inanca zorlanamaz. Sizi birilerinin baskı, korku, tehdit ya da silah zoruyla Budist, Zerdüşt, Hindu, Şamanist, Yahudi, Hıristiyan ya da değilseniz Müslüman olmaya zorladığını düşünün ve onların korkusuyla “inandım” dediğinizi hayal edin. Şimdi siz gerçekten size zorla kabul ettirilen şeye inanmış mı oldunuz? Zaten zorlamayla kabul ettirilen inanç “iman” değildir. İman akıl ve kalbin ittifakla kabul ettiği inanıştır.  Bir kimseyi herhangi bir konuya inanmaya zorlamak –haşa-kendini Allah yerine koymakla eşdeğerdir. Kaldı ki Allah bile insanları inanç konusunda serbest bırakmış, kararı onların vermesi gerektiğini vurgulamıştır.

Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi toptan iman ederdi. Hal böyle iken, mümin olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın! (10/99)

Dinde zorlama yoktur… (2/256)

Ve de ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin."(18/29)

Aynı şekilde sorgulanmadan, anne babadan ya da atalardan taklit ve aktarım yoluyla kazanılmış inanç sahiplerinin de inançlarını sorgulamaları gerekir.

Onlara: "Allâh'ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz(yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey düşünmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (atalarının yoluna uyacaklar)?2/170

Bu işin birinci boyutu… Gelelim ikinci boyutuna… Hiç kimse herhangi bir şeye inanmaya zorlanamayacağı gibi aynı şekilde hiç kimse inancından vazgeçmeye, inancını değiştirmeye de zorlanamaz. Yani yanlış olan insanları herhangi bir şeye “zorlama” ve “baskı” dır. Bu her iki durum için de aynıdır.

Meselenin bir diğer boyutu ise hakaret boyutudur. Yukarıda insanların inanmak ya da inanmamak konusunda alabildiğince özgür olmaları gerektiğini söyledim. Peki, aynı şeyleri hakaret için de söyleyebilir miyiz? Bir insan bir diğerine herhangi bir inanışa inandığı ya da inanmadığı için özgürce hakaret edebilmeli mi? Elbette hayır…

Ne inananların inançsızlara, ne de inançsızların inananlara hakaret etme hakları yoktur. Böyle bir hak olamaz. Hakaret hiçbir zaman bir hak değildir. Ayrıca başkalarının kişilik haklarına saldırı ya da onuruyla oynamak da özgürlük alanı içinde değerlendirilemez. Ayrıca hakaret eden kişiye hiçbir yarar sağlamaz. Aksine zarar verir. Zira sürekli hakaret eden birinin görüşleri ciddiye alınmaz. Hem hakaret etmek karşıt grubun duygularını tahrik eder ve onların tutuculuğunu arttırır. Hem de karşıt gurubun da aynı şekilde hakaretlerine ve tehditlerine maruz kalınabilir. Yani her hâlükârda hakaretin fikir dünyasında yıkıcı etkinin ötesinde hiçbir yararı yoktur.

İnsanları hakarete sevk eden birkaç sebep vardır. Bunlar;

1-Kibir ve kendini büyük görme /Megalomanlık:

Bu kişiler derecesine göre kibrin en alt derecesinden megalomanlığa kadar varırlar. Megalomani, büyüklük hezeyanı ya da büyüklük kuruntusu, kişinin kendisine gerçekle uyuşmayan üstün nitelikler yakıştırmasıdır. Derin bir ruhsal sorunun belirtisidir. Büyüklük hezeyanları kişinin, kendisini, yetenekleri, bilgisini yüceltmesidir. Bu da haliyle kendisi gibi düşünmeyen diğer insanları aşağı görmek, onları aşağılamak, hakaret etmek, hatta kendinde bu hakkı görmek sonuçlarını doğurur.

2-Aşağılık kompleksi

Kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesine neden olan ruhsal karmaşa halidir. Bu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür. Bu tür bireyler başarısızlıklarını örtbas etmek ve başkaları üzerinde bir güç kazanmak için ya da içine girmeye çalıştıkları gruba karşı hoş görünmek kendini onlara beğendirmek için bazen o grubun yararına olacak şekilde karşıt gruplara küfür ve hakaretler yağdırırlar.

3-      Savunma mekanizmaları

Karşıt görüşün fikirleri ya da görüşleriyle baş edemeyeceğini anlayan bireyler bazen savunma mekanizmalarını kullanırlar. Bu mekanizmaların abartılı kullanımıyla işi hakarete vardırabilirler. Örneğin bir tartışmada yenildiğini anlayan ve karşıt görüşe cevap veremeyen biri karşıt tepki geliştirebilir, karşıdakinin söylediklerini kulaklarını tıkayabilir (bastırma), ya da onun fikirlerini haklı bulsa dahi tümden reddedebilir (yadsıma). Ya da olayın boyutunu başka bir yere çekmek açısından hakarete başvurabilir (kaçma/kaçınma kişinin gerçeklerden kaçması).

4-Psikolojik ve bozukluklar, Ruhsal Travmalar

Zorlu bir hayat geçirmiş ya da söz konusu konularla ilgili olarak kötü olaylar yaşamış, incitilmiş, canı yanmış, belki bir yakınını kaybetmiş ya da bu konuda özel bir travma yaşamış bazı insanlar aşırı hassas olurlar ve bu konuların gündeme getirilmesine bile tahammül edemezler, gündeme getirenlere hakaret yağdırmaya başlayabilirler…

5-Kişilik/Eğitim Durumu/Diğer özel sebepler

Sonuç

Yukarıdaki bilgilerden hareketle şu sonuçlara varabiliriz. Kimse inanç konusunda herhangi bir şeye (inanmaya ya da inançsızlığa) baskı ve zorlama yoluyla yönlendirilmemelidir. Herkes kendi inancını sorgulamalı, aklını kullanmalı, yaşamının ve imanının kritiğini yapmalıdır. Kimsenin inancından ya da inançsızlığından dolayı bir diğerine hakaret etme hakkı yoktur, olamaz.  Hakaret bireylere zarardan başka bir şey getirmez…

Fikre, düşünceye ve eleştiriye evet… Hakarete, küfre ve saygısızlığa hayır…

http://www.ateizmvedin.com

Metin AYDIN

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.