İnandığı dini, kimse kendi seçmiyor

İnandığı dini, kimse kendi seçmiyor DİN
4,8
28.08.2014 10:26:20
A+ A-

İlk baktığınızda başlığımın biraz da olsa dikkatinizi çektiğini düşünüyorum. Biraz düşündüğünüzde kimse mi dinini seçmiyor? O zaman herhangi bir dine inananların dinini kim seçiyor diye aklınıza sorular takılabilir. Benim de bahsetmek istediğim konu tam da bunun üzerine.

Yazımın başlığındaki cümle yüzde yüz doğru olmasa da yüksek oranda doğru olduğunu söyleyebiliriz. Unutmayın çoğu şeyin istisnası vardır.

Günümüz dünyasına baktığımızda, yapılan araştırmaya göre neredeyse dünyadaki her 10 kişiden 8 i bir dine inanıyor. Dünya nüfusunun yaklaşık olarak 7 milyara yakın olduğunu düşünürsek bu rakamın ne kadar çok olduğunu görebilirsiniz. Peki, size sorum şu şekilde olsun: Bu kadar çok dine inanan arasında, kaç tanesi kendi dinini bilerek ve isteyerek seçti?

İnsanların hayatında radikal kararlar aldıran, bu kadar hayatımızın içine girmiş ve bizimle kimliğimiz gibi özdeşleşmiş olan bu kavramı ne yazık ki çoğu kimse bilerek ve isteyerek seçmiyor. İnanan birisinin dinini onun yerine, yıllardır o din altında oluşmuş; örf, adet, gelenek gibi ritüelleri sahiplenen ve uygulayan aileler ve daha genele gidersek toplum ve devlet belirliyor.

İsterseniz günümüz Türkiye’sini ele alalım. Diğer yazımda da bahsettiğim gibi Türkiye’de ki Müslüman sayısı, nüfusun %90’nına yakındır. Siz de Türkiye de yaşıyorsanız bir dine mensup olma -özellikle de Müslüman olma- ihtimaliniz çok yüksek.

Türkiye de, doğan bebekler hiçbir akli ve fikri düşünme yeteneğine tam olarak sahip değilken nüfusa kaydedildiği sırada -eğer siz aykırı bir görüş savunmazsanız- din hanesine “İslam” yazılıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi hayatımızda köktenci kararlar almamızı sağlayan bir karar, daha düşünce yapımız tam oturmamışken, hayatımızın sonuna kadar -büyük ihtimal- bir etiket gibi yapışacak ve hayatımıza çoğu zaman onunla yön vereceğiz.

Eğer Müslüman nüfusun çoğunlukta bulunduğu bir yerde değil de başka bir dinin hakimiyetinin yüksek olduğu bir devlette ya da toplumda doğsaydınız o din size etiketlenmiş olacaktı. Yani üç dini ele alırsak; Hristiyan toplumda Hristiyan, Yahudi toplumda Yahudi, Müslüman toplumda Müslüman     -büyük olasılıkla- olacaktınız.

Peki, bu durum sizce ahlaki açıdan ne kadar doğru? Müslüman'ın, Hristiyan’ın, Yahudi’nin vb. küçük bir çocuğa dini düşüncelerini empoze etmesi, çocuk istismarı sayılmaz mı?

İnandığı inanç doğru ya da yanlış olsun; o çocuk büyüdüğünde, küçüklükten itibaren kafasına empoze edilen fikri, etrafındaki insanlardan-özellikle aileden- ve çevresinden görerek bu inancı, yıkılamaz bir tabu haline getirecek. Bazı kimseler belli bir yaşa geldiğinde inancını değiştirebiliyorsa bile sayısı oldukça azdır. Çünkü en zor şeylerden birisi; insanların düşüncelerini değiştirebilmek ve aklında egemenlik kurmuş tabuları yıkabilmektir.

Bu yazımdaki amaç; devletin, kişilerin ya da toplumun hayata at gözlüğü ile bakmamızı istemesine karşın hayata biraz da olsa farklı bir pencereden bakmanızı istememdi. Bu durumlara tarafsız bakmanızın zor olacağını biliyorum. Ancak günümüzdeki insani ve vicdani değerleri göz önünde bulundurarak baktığımızda, küçücük çocuğun inancını onun algılayabileceğinden küçük bir yaşta belirlemek mi? yoksa belirli bir yaşa geldiğinde neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendisinin karar vermesi mi daha doğru olur? Bunu sizin vicdanınıza bırakıyorum.

 

Arthur Schopenhauer’inde dediği gibi;

 "Dünya 15 yaşından küçüklere din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz." 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.