İnanmadıkları şeyle müjdeliyorlar

İnanmadıkları şeyle müjdeliyorlar DİN
5,0
18.09.2015 01:19:25
A+ A-

Müjdeler olsun sana Teyzeciğim, oğlun peygamberlikten sonraki en yüksek mertebeye ulaştı.

Müjdeler olsun Aylan bebeğin babasına, küçücük bebeği peygamberlikten sonraki en yüksek mertebeye ulaştı.

Müjdeler olsun o şehit babasına, oğlu peygamberlikten sonraki en yüksek mertebeye ulaştı.

Müjdeler olsun esnaf kardeşime, dün Kürt diye dükkanına saldırdılar, yakıp yıktılar ama bugün oğlu peygamberlikten sonraki en yüksek mertebeye ulaştı.

Müjdeler olsun diye ne çok kişiyi müjdeliyoruz, ne çok kişiye güzel (!) haberler veriyoruz, bir de bunu utanmadan kameralar önünde yapıyoruz. Bir annenin, bir babanın kameralar önünde acı haberi almasını seyrediyoruz. Onun jest mimiklerine, yüzündeki ifadeye, gözlerindeki korkunun acıya dönüşmesini izliyoruz. Canlı olsaydı kesinlikle yüzüne bakamayacağım adamın gözlerine, böyle bir ortamı kameraya çekenler sayesinde (!) izliyorum.

Odaya devlet ciddiyetli adamların girmesiyle teyzeyi bir korku sarıyor ve daha ağızlardan kelimeler dökülmeden "oğlum" diye inliyor. Yerinden kalkmasına müsaade edilmiyor, çünkü haber verilecek, üstelik devlet büyükleri orada, onlar kalkmadan nasıl kalkabilecek. Biri ana damardan iğneyi enjekte ediyor:

Teyze, bizler Müslüman insanlarız, Allah'a inanıyoruz, Allah'tan geldik Allah'a döneceğiz. Sizin evladınız öyle bir makama yükseldi ki peygamberlikten sonraki en yüksek makam. Evladınız Allah için, vatan için, din için şehit oldu. Flaşlar patlıyor, fotoğraf çekiliyor, o anı, o yüz ifadesini kaçırmaması gerektiğini düşünen gazeteciler tarafından. Haber verildi, "Memedim" sesleri artık önemli değil, görev yerine getirildi. Ardından Kur'an ziyafeti ve kameralara takılan Yasin süresinin dokuzuncu ayeti.

Ne acı bir durum oğlunun ölüm haberini bu şekilde duymak. Ne acı bir durum zorunlu bir askerlik esnasında ölmek. Ne acı bir durum hep fakirin çocuğunun ölmesi. Ne acı bir durum evlatlarımızı feda etmeye hazır olan siyasetçilerin bizi yönetmesi. Ne acı bir durum bizleri inanmadıkları bir mertebeyle müjdelemeleri.

Şehit olmak istiyorum deyip yüzbinlerce lira değerindeki zırhlı aracına 50 koruma eşliğinde binip villasına gidenlerin şehit olamaması ne acı. Evlatlarımızı feda etmek isteyip de bedelli yavrularını askerlikten kaçırmaları ne acı. İnanmış olsalardı bu yüce makama, önce kendi evlatlarını feda ederlerdi, zırhlı araçlara binmezlerdi, koruma ordusuyla gezmezlerdi, dünya adına biriktirmezlerdi, ihaleler, şirketler hızla artmaz, müteahhitler etraflarını kuşatmazlardı.

İnansalardı gerçekleri görürlerdi ve Hakkari'de terör örgütü PKK’nın yola döşediği bombayı uzaktan kumandayla patlatması sonucu şehit düşen 29 yaşındaki polis memuru Mehmet Tuhal’ın Hatay’ın Hassa İlçesi’ndeki evine kameralarla gitmezlerdi.

İnansalardı şehit ailelerinin acılarını görürlerdi. İnansalardı o şehit evinde okunan Yasin Süresi'nin 9.ayetinin mealini kavrarlardı: Hem önlerinden hem arkalarından bir sed çekmişiz, etrafını kuşatmışız, baksalar da gör(e)mezler.