İnsan kendinden çok Allah’ı severse....

İnsan kendinden çok Allah’ı severse.... DİN
0,0
14.10.2013 20:41:44
A+ A-

Gerçek samimiyet işte bu şekilde ortaya çıkıyor, samimi inanan insan kendisinden çok, herşeyden çok, herkesten çok Allah'ı seviyor, daima Allah'ın rızası, hoşnut olması ön planda oluyor. Derin bir samimiyette nefis diye bir şey kalmıyor.  Allah'ı çok seven bir insanda sorgulama, "neden böyle, neden şöyle" gibi ardı arkası kesilmeyen sorular hiç olmuyor. Samimiyetle inanan Müslüman Allah'ı o kadar büyük bir aşkla seviyor ki, O'nun belirlediği her şeyi güzel görüyor, ibadetler güzel, kendisi için yazılan kader güzel, kaderinde belirlenen imtihanlar güzel. Dünyada Allah için çektiği zorluklar, çileler çok güzel. Bunların hepsinden razı oluyor. Tek dileği var, o da cennette Allah'a kavuşmak, o günü hasretle bekliyor. Böylesine derin sevgiyi peygamberler çok güzel yaşıyorlar, Allah'ın varlığını tüm benliklerinde hissediyorlar. O'nun gücünü, kudretini, yakınlığını, dostluğunu her an fark ediyorlar.

Söylediğim gibi böylesine bir samimiyette sorgu sual olmuyor. Allah'ın beğendiğini kul da beğeniyor. Eğer Allah günde 100 rekat kılın dese o samimi kul bunu hiç sorgulamadan yapar. 1 ay değil 6 ay oruç tutun dese bunu da yapar. Sadece bir iki şey dışında diğer yiyecekler haram dese onlara asla yaklaşmaz. Samimi bir insan Allah'ın söylediği, emrettiği her şeyi yapar. Allah tarafından bildirilen bütün bu ibadetleri çok güzel görür, çünkü Allah kulları için bunu beğenmiş ve emretmiştir. İşte samimiyet burada ortaya çıkıyor. Gerçekten inanan sorgulamıyor, Kuran'dan öğreniyor, peygamberleri dinliyor, anlıyor, aklediyor ve samimiyetle hemen uygulamaya geçiyor.

Peygamberler yine bu konuda çok örnekler. Onlar daima Allah'ın kendilerine indirdiği hükümlerine sıkı sıkıya bağlanıyorlar, asla taviz vermiyorlar. Allah'ın sevgisi, dostluğu, yakınığı herşeyden önce geliyor onlar için. Tüm kavim karşılarında olsa bile hiç umurlarında bile olmuyor. Mesela Hz. Nuh Allah'ın vahyi ile tek başına gemi yapıyor, Allah aşkıyla yapıyor ve bunu çok da güzel görüyor. Hz. Yusuf'da "zindan bana daha sevimlidir" diyor, çünkü Allah'ın sevgisini ve rızasını asla kaybetmek istemiyor. Peygamberlerin hepsi böyle, Allah'a karşı çok içten ve samimiler, kendi canlarından çok Rablerini seviyorlar, O'na çok düşkünler. Allah'a olan sevgileri o kadar güçlü ki bu yüzden de sarsılmaz bir imani güce sahip oluyorlar.

Münafıklara ve inkar edenlere baktığımızda ise samimiyetin tam tersi olan riyakarlığı, yalancılığı, içten pazarlıklı olmayı görüyoruz. Bunlar ise daima sorguluyorlar. Neden bu ibadetleri yapıyoruz, neden bu kadar süre oruç tutuyoruz, neden tebliğ yapıyoruz, nedenlerin ve niçinlerin arkası kesilmek bilmiyor. Çünkü münafık herşeyden, herkesten çok kendisini seviyor. Asla ibadet etmek, Allah'ın önünde secdeye eğilmek istemiyor. İbadet etmeyi, emredilen hükümleri yapmayı kendisine yakıştırmıyor. İstemediği içinde sürekli bahaneler getirerek soru üstüne soru yöneltiyor. Allah'ın söylediklerini yapmamak için elinden gelen herşeyi yapıyor, tıpkı şeytan gibi son derece isyankar, samimiyetsiz ve günaha düşkün oluyor.

İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)

Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün. (Nisa Suresi, 61)

Kaynakwww.allahicinyasamaknasildir.blogspot.com/



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.