"İş devreder durur"

"İş devreder durur" DİN
5,0
15.09.2014 09:48:04
A+ A-

Bu yazıda Muhyiddin İbn Arabî'den (doğumu:1165, ölümü: 1240) sözler aktaracağım. Bu sözler ya şiirlerinde ya da anlattıklarında geçiyor. Kaynak eser ise Fütûhât-ı Mekkiyye. Ekrem Demirli büyük üstâdın Arapça olarak kaleme almış olduğu bu eserini 18 cilt halinde dilimize çevirdi. Bu yazıda aktaracağım sözler 17. ciltten. Sözlerin üstâdın şiirlerinde mi düz yazılarında mı geçtiği sayfa numaralarıyla birlikte belirtilecek. Kaynağa ilk değinmede ayrıntı verilecek, sonraki değinmelerde 'a.g.e.' ve 'sayfa no' ile yetinilecek.

Yazıya başlık yaptığım söz bir şiirinden. "İş devreder durur / hakkındaki bilgim bu benim" (Fütûhât-ı Mekkiyye 17. cilt, sayfa: 77, Muhyiddin İbn Arabî, Çeviri: Ekrem Demirli, Litera Yayıncılık, İstanbul-2012)

"Allah'ın yarattığı varlığın faydası insanlara dönerken tespih O'na döner. Bu şekilde iş sürekli olarak devam eder. Bunun yanı sıra, âlem sürekli yolcuyken (misafir) Allah ona eşlik eden ve onun 'sahibidir.' Bu itibarla âlem bizatihi bir halden başka bir hale, bir makamdan başka bir makama yolculuk ederken Hak da kendisine eşlik eder. Hakkın şen'leri vardır, nitekim ayette ' O her gün bir şen'dedir' (er-Rahman 55/29) Hak bir şen'den başka bir şen'e geçer. O'nun şen'leri ise 'yolcuların halleri' anlamına gelir. Bu haller her gün ve her zaman diliminde yeniden yaratılır." (a.g.e., sayfa: 36-37) (şe'n, sözlük anlamıyla, 'iş' demektir.)

"Allah 'Kur'an insanlar için bir tebliğdir' (İbrahim, 14/52) buyurur. Kur'an bir insan olması bakımından her insan için bir tebliğdir. 'Onunla korkutsun diye...' (İbrahim 14/52)  Kastedilen aldandığı ve tehlikede olduğu hakkında insanı uyarmaktır. Böylece tehlikeden çekinirler." (a.g.e., sayfa: 39)

"Perdeli âlim habersiz olması nedeniyle günahlardan korkarken arif müşahedesi nedeniyle kâfirlikten korkar -ki o örtmek demektir- ve şöyle der: 'keşiften sonra perde çekildi.' Allah Teâlâ'dan koruyucu bir masumiyet diliyoruz. O koruma sürekli müşahede hali demektir ve bu haldeki birinin bütün tasarrufları mubahtır." (a.g.e., sayfa:40)

"Secdeye direnenin mertebesi hemen düşer / Kâfir olmuş gibi sürekli hüsrandadır"  (Bir şiirinden) (a.g.e., sayfa:41) 

"Hz. Peygamber 'Ayakkabımın güzel, elbisemin güzel olmasını severim' diyen bir adama şöyle demiştir: 'Allah güzeldir ve güzeli sever.' Hadisi Müslim es-Sahih'inin Kitabü'l-iman bölümünde zikretmiştir. Başka bir hadiste Hz. Peygamber 'Allah kendisine karşı güzellik yapmaya en uygun kimsedir' buyurur. Bu mertebeden Allah süslenmeyi kendisine izafe etmiş, bize Allah için süslenmemizi emrederek şöyle buyurmuştur: 'Süslerinizi takınız.' (el- A'raf 7/31) Bunlar her mescitte bulunan Allah'ın süsleridir ki, kastedilen münacat vaktidir; münacat vakti olan namaz, Hz. Peygamber'in ve bütün müminlerin göz aydınlığı kılınmıştır, çünkü Allah namaz kılanın kıblesinde bulunduğu için namazda bir arzu ve özlem vardır. Bir hadiste 'O'nu görür gibi ibadet et' denilir. (a.g.e., sayfa:43)

"O nebi Allah'ın resulü ve en hayırlı insan / Ona bize getirdiği şeriatte uyarız"  (Bir şiirinden) (a.g.e., sayfa:44)

"Hz. Peygamber kendisine bu bölümde zikrettiğimiz Müslim'in es-Sahih'inde aktardığı sözleri söyleyen birine 'Allah güzeldir' demiştir. Hadisin anlamı şudur: 'Öncelikle sevmen gereken kimse Haktır. Çünkü sen güzeli sevdiğini söyledin ve Allah güzeldir! Rabbin için güzelleşirsen, O da seni sever. Güzel olabilmen ise bana uymanla mümkündür. Bana uyman senin süsündür.' " (a.g.e., sayfa:44)

"Allah'tan tebliğ getiren ancak dinleyene rahmet olmak üzere bilgi getirmiştir; dinleyici akıllı ve zeki olursa gelen vahiy onun lehineyken 'eşek' olursa aleyhinedir. Güzellik özü gereği heybet verir. Hak ise hiçbir şey karşısında heybete kapılmaz. Hiç kuşkusuz Allah'ı bilen peygamber, O'nu güzel ve heybet sahibi diye tavsif etmiştir. Heybet insana içinden geçirdiği bir takım konuşmaları terk ettirir." (a.g.e., sayfa:46)

"Tövbekâr için bağışlama ve mağfirette minnet yoktur, çünkü kulun tövbesi Allah'ın bağışlamasını talep etmiş ve gerektirmiştir. Tövbe etmeyen için mağfiret ise saf minnet ve ihsandır. Allah zorunlu mağfiret hakkında şöyle der: 'Onu takva sahiplerine ve zekât verenlere yazacağım.' (el- A'raf 7/156)  Takva sahibi ve tövbekâr olmayan ise Allah'ın rahmet ve mağfiretini O'nun mutlak ihsanından talep eder. (a.g.e., sayfa:46-47)

" Allah'a en yakın olan / Bil ki O'nun kuludur / O benim sırrımı bilir / Açıkladığımı bildiği gibi" (Bir şiirinden) (a.g.e., sayfa:51)

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.