İslam Dininde Reform, Kemalizm, Hristiyanlık

İslam Dininde Reform, Kemalizm, Hristiyanlık DİN
5,0
27.04.2014 10:46:25
A+ A-

Hristiyanlık devlete (Roma) karşı bir din olarak ortaya çıktı. Mensupları yakıldı, aslanlara yedirildi vb. Tam devleti ele geçirir gibi olduklarında ise devlet çöktü. Yani Hristiyanlık siyasi otoriteyi doğrudan eline alamadı. Dolaylı yoldan aldı (papalık). İslam ise direkt devlet olarak ortaya çıktı. Arapların devleti = İslam oldu. Peygamber ve halifeler devlet başkanı oldular. Yani İslam siyasi otoriteyi yönetmedi bizzat kendisi oldu.

İkinci fark ise Papalık müessesesi oldu. Bu otorite İslam'da yoktu. Halifelik makamı devlet başkanlarının dini meşruiyet elde etmek için kendilerine verdiği sıfata dönüştü. Ayrıca halifenin gücü yönettiği toprakla sınırlıydı. Halifelik sıfatı ekstra bir güç vermedi yöneticiye. Esasen başlangıçtaki İslam devleti aynen devam etseydi halife papadan da güçlü olacaktı ama gerek mezhepler, gerekse de birleşik bir İslam devletinin olmaması halifelik makamını tabiri caizse ayağa düşürdü.

Dinler bronz çağından kalmadır. Günümüze uymadığı gibi çıktıkları zamanlara da uymazlar. Toplumu geriye götürürler ve orada tutmaya çalışırlar. Ama nereye kadar? Kapitalistleşen Avrupa'da Katoliklik yetersiz kaldı ve ona alternatif kapitalizmin dini olan Protestanlık ortaya çıktı. Bugün ise dünyanın en zengin ve demokratik ülkeleri Protestan ülkelerdir. Buna istisna Fransa olabilir ki bunu geçen gün konuşmuştuk. (http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/gecmisten-gelecege-turkiye-57917). Ayrıca Fransa demokratikleşene kadar çekmediği çile kalmamıştır. Protestan devletlerin itici gücü Katolikliği de değiştirdi. Bu değişim İslam'a göre kolaydı çünkü dediğim gibi otorite vardır ayrıca İncil Allah'ın değişmez sözleri değildir bir nevi vahiy kitabıdır. Kuran kadar katı değildir. O sebeplerle zamanla Protestanlar kadar iyi olmasa da Katolik devletler de gelişti ve demokrasi daha da önemlisi demokrasinin olmazsa olmazı laiklik bu ülkelerde kök saldı.

Gelelim İslam'a. İslam toplumları kapitalistleşemediler. Bunun bir sürü sebebi var. Kapitalistleşemedikleri gibi İslam'ı reformize de edemediler. Reform olmamasının sebeplerini yukarıda saymıştım. Peki ne oldu? Olan şu İslam devletleri batıdan sürekli dayak yediler. Gerek ekonomik olarak dolaylı yoldan, gerekse de askeri olarak direkt olarak. O zaman da Batı'nın ilmini alalım dayaktan kurtulalım diye eğitime öncelik verdiler. Eğitim alan kitle ise aydınları oluşturdu. Bu aydınlar ise genelde subaydı zira yöneticilerin en önem verdiği konu askeriyedeki başarısızlıktı. Askeriye derken aklınıza sadece top, tüfek gelmesin. Tıp (yaralıların tedavisi), veterinerlik (atların bakımı), mühendislik (ordu için köprü yapmak vb) alanlar da askeriye sayesinde modernleşti. İşte bu aydın sınıf devletin yok olacağını görüp İslam ülkelerinde devrimler yaptı. Yöneticiler çoğu zaman destek oldular ama kaçınılmaz son olarak çoğu devrildi. Zamanın ruhu da diyebilirsiniz, devrimci güçlerin dinamiğine yenilme de diyebilirsiniz. Sonuç değişmez. Devrim asil yöneticilerin sonu oldu.

Kemalist devrimin tarihsel alt yapısı budur. Aynı şey Baas için de geçerlidir. Nasır da bu tip bir aydındır vb. İslam dünyası bu tip hareketlerle doludur. En ilkel, en geri ülkeler hariç (Arabistan, Kuveyt vb). Kemalizmin mantığı şudur: Avrupa bilimde, yönetimde, sanatta vb aldı başını gitti bizim onlara yetişmemiz lazım. Yoksa aç kalıp yok olacağız. Tamam Osmanlı da bu gerçeği gördü. Ama onlar ıslahatçıydı, taklit ettiler. Bizim işimiz taklitle değil devrimle. Batıyı taklit etmemeliyiz batılı olmalıyız. Bu uğurda da süratle değişiklikler yaptılar. Diğer konuları es geçip din konusunda kemalizmin yaptıklarına bakalım. Atatürk ve ekibi dine karşı doğrudan savaşmadılar. Camileri kapatıp, kuranı yasaklayıp, imamları kesmediler vb. Peki ne yaptılar? İslam'ı reformize ettiler. İslam'ı değiştirdiler. Yeni bir Müslüman tipi yarattılar. Türk tipi Müslüman diyebiliriz. Kemalizmin istediği Müslüman her şeyden önce Türk olmalıydı. Araplıktan kurtulması için kuran, hadisler, ezan Türkçe'ye çevrildi. Yetmedi İslam vicdana sıkıştırıldı. Devletten kovuldu. Ama yok edilmedi veya fikri alt yapısı çökertilmedi. İslam'ın bireyi 7/24 kontrol eden yapısı görmezden gelindi din vicdanlara hapsedildi. Din = iyi olmak, dürüst olmak, yalan söylememek gibi genel ahlak kurallarıdır dendi. Baş örtüsü, kadınların ikinci sınıf olması, çocuk evlilikleri, çok eşlilik, namaz kılmanın mecburi olması, sarıkla dolaşmak gibi Sünni inancın olmazsa olmaz şartları görmezden gelindi. Yetmedi suç kabul edildi. Bireye devletin istediği kadar Müslüman olabilirsin dendi. Bunun sonucunda ise nasıl Katoliklikten Protestanlık çıktıysa Sünni mezhebinden de Kemalizm mezhebine mensup İslam çıktı. Bu uğurda da devletin en büyük destekçisi diyanet işleri başkanlığı oldu. Devlet dini yok etmedi onu değiştirdi. Nitekim Akp'ye kadar bu değişimi kabul ettiğiniz sürece kimse size bir şey demezdi, ama ret ederseniz, sünniliği isterseniz ise baskı görürdünüz.

Bu sistemin 1920'lerde uygulanmasını hoş görüyorum ben. Çünkü devrimci güçler yani okumuş yazmış batı eğitimi almış kesim azınlıkta. Belki %1 değil. 1200 yıldır İslam'la yatıp kalkan bir millete vereceğiniz şekeri İslam adı altında bir ambalajla vermezseniz yediremezsiniz. Veya tamamen iyi niyetli dinde reform yapalım din toplumlar için gereklidir diye de düşünmüş de olabilirler. O kadarını bilemem. Ama sonuç değişmez. Bu sistemin artık modası geçmiştir. Bu sistemin devam etmesi için olmazsa olmaz diyanetin kontrolüdür. Diyanet bugün Sünni Müslümanların eline geçmiştir. Daha da önemlisi Kemalizmin yarattığı Türk tipi Müslümanlık baskıyla yaşar. İslam'ın ana kurallarını hatırlatan olmamalıdır ki bu yapay İslam yaşayabilsin. Halbuki İslam'ın ne olduğu bellidir. Nefret söylemine takılmamak için bunu burada açmayacağım (nefret söylemi nedir ne değildir ona da başka bir gün değiniriz) ama İslam'ın ne olduğunu anlamak için bugün İslamla yönetilen devletlere bakabilirsiniz. Hatta sadece İslamın yaygın olduğu devletlerin gidişatına bakmak yeterlidir.

Türk tipi Müslümanların İslam'da türban yoktur, din vicdani bir meseledir, İslam demokrasi ile bağdaşır, İslam iyi ama Arap anlayışı kötü tarzı savunmalarının ise ideolojik temeli yoktur. Dediğim gibi diğer fikirler baskı altındayken, diyanet elinizdeyken bu saçmalıkları satabilirsiniz ama günümüzde imkansızdır.

Çözüm ne peki? Çözüm İslam'a karşı aydınlanma, bilinçlenme hareketi başlatmak. Başka yolu yok. İslam devletlerinin sonu şeriattır çünkü. Şeriat nedir diye merak edenler Afganistan veya Arabistan'a baksınlar. Kemalizm aydınlanma yolunda (diğer konulardan bağımsız olarak söylüyorum) din konusunda faydalı işler yapmıştır. Sünni İslam'ı belli bir süre de olsa baskılamıştır. Yerine tuhaf ve ayakları yere basmayan İslam anlayışı koymuştur bu doğru ama Sünnilerin de katliam yapmalarına izin vermemiştir. Tabi belli bir süre için. Zaman içinde Kemalizm tipi İslam'a hizmet eden kurumlar yavaş yavaş Sünniliğin hizmetine tekrar girmişlerdir. 40'lardan sonra başlayan bu süreç 2002'den sonra hızlanmıştır. Demem o ki Atatürk'ün dine bakışı, dini yönetişi eskiden geçerliydi belki, belki de mecburiydi. Ama artık modası geçmiştir. Başta diyanet devlet ile din kurumlarının tüm organik bağları kesilmeli, devlet dinden uzak durmalıdır. Sünni İslam'ın olumsuzluklarını ise ılımlı, yapay bir İslam anlayışı uydurarak değil İslam'a karşı bilimi kullanarak engelleyebiliriz. Başka yolu yok.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.