Bu Din, O Din Gibi Değil !

Bu Din, O Din Gibi Değil ! DİN
4,0
26.09.2013 10:19:20
A+ A-

Ahlak, din ve inanç ne devletle ne aile ile ilişkili, tamamen akıl ve tercih ile ilgili... Çok mutaasıp ailelerden inançsız bireylerin yetişebileceği gibi, herhangibir inancı olmayan bir aileden de imanlı bireyler yetişebilir. Bu disipline edilebilecek bir şey değil.

Dindar kelimesi zaten ülkemizde başlı başına ters algılanan bir kelimeyken, bir zamanlar yapılan tinerci nesil- dindar nesil açıklaması başlı başına hata idi. Çünkü dindar olmayı gerici olarak algılayabilen vatandaşlarımız var, keşke olmasa ama var. Dinin güzelliğini öğretmeyi arzu eden kişi, islamiyetin gerekliliklerine, ahlakına gerçekten uyan kişiler olmalı ve tatlı tatlı açıklamlı, bağıra çağıra değil.

Bir olguyu ikiye bölerek(dindar-tinerci gibi)izah etmek zaten halkı bölmektir  bir anlamda. Dindarlık açıklaması yapan "dindar başbakanı" gören ve belki güzel islamiyetle şimdilik çok ilgisi olmayan gençler,dindarlık böyle birşey herhalde deyip işin özünü öğrenemeden zaten koşarak uzaklaşıyor olabilirler. Dindar değil, dinden uzaklaşan nesiller yaratıyorlar böylece, çok yazık...

Allah kalplerine merhamet ve aşk versin.

Zengin kesimde, her yıl ama her yıl  hacca-umreye  giden insanların büyük bir çoğunluğunun, bu durumunu bir başka duruma benzetirim. Hristiyanlıkta klisede günah çıkarma işlemi vardır, vicdan rahatlama yöntemidir ve bence büyük bir ironidir. Haccı aynen bu duruma çevirdiler.  (Elbette turistik bir gezi olarak görülmesi ve kabe etrafındaki gökdelenler  ise başlıbaşına iğreti bir mevzu)  Oysa hac, bir tür evrenin yansımasıdır, birliktir. Düşünün hızlı çekimde kabe etrafında dönenleri hayal edin, evren de böyledir, sürekli devinim ve döngü... ihrama giren adam oraya gelen tüm zengin fakir, zenci- beyaz her insanla bir olduğunu, statülerden, ast üst kavramlarından arındığını ilan eder, eğer bu idrakı kavrayamadıysa ve hacdan sonraki hayatında uygulamıyorsa hacı falan olmaz.  Hacca gitme amacı günah affettirmek değil, oradaki eşitliği normal hayata geçirip yaymanın provası gibidir.

Olması gerekenden fazla namaz kılınca, bilmem kaçbin dua edince cennetin anahtarına grantilerler akıllarınca... Lüks ve şatafatlı hayatlarının içinde, gözlerini bir türlü doyuramayan bol parayla birlikte, yaptıkları ritüellerle ve görüntüleriyle ne kadar da dindar görünmeye çalışırlar... 

Birisi eğer şunları yapıyorsa, kendini samimi bir müslüman saymasın: kenz yapmak, dini emellerine araç olarak görmek, onun bunun gönlünü kırmak, faiz yemek, beş vakit namaz kılıp da dolandırıcılık yapmak , arkadan  iş çevirmek, hasetlik yapmak, kul hakkı yemek, ihtiyacından artanı paylaşmayıp biriktirmek...

Müslüman geçinenlerin birçoğu aynı zamanda,kendilerine yapılmasını istemediklerini başkasına yapar. Sonra bunlar Allah'tan sakınmaz sadece korkarlar. Neden? Allah'ı sevgi-merhamet değil, zulüm-azap merkezine yerleştirirler  ve ne hikmetse çevrisene en çok yine onlar zulum eder. Sonra ise adeta günah çıkarma işlemleri yaparlar, çünkü vicdanları rahat değildir.

Kendinden emin olmayan Allahtan sakınmaz ama korkar. Oysa kendinden emin kişi, Allah'tan korkmaz sadece sakınır. Allah sevgi ve aşkın merkezidir. Eğer gerçekten seviyorsan Allahı, korkmazsın...Düşün, sevdiğin birşeyden korkar mısın?

Bir de bir kesim var ki işleri güçleri günah. Sürekli ama sürekli şu kadar dua edersen günahların affolacak, şu kadar namaz kılarsan cennete gireceksin. Cehennemi kafalarına o kadar takmışlar ki sürekli cennete gidebilmek için af diliyorlar . Oysa  vaktini yetimi öksüze yardım ederek, ezilenlerin yanında durarak, güce iktidara boyun eğmeyerek, zulmedenlere isyan ederek, islamın özünü Muhammed'in davasını anlayarak geçirse daha huzurlu olacak.

İşte bazı insanlar güzelim islamiyeti, ibadetleri yozlaştırıp özünü yakalayamıyorlar. Yeryüzündeki cenneti yaratmadan hayallerindeki cennete ulaşmaya çalışıyorlar hem de  islamı yanlış yaşayarak.

Bir kısmı da kendileri gibi düşünmeyenleri cennete dahi istemez, neden? Oraya sadece kendi gibiler girmeli, kendi gibi olmayanların orada yeri yok. 

Kimileri cenneti afedersiniz ama bir seks merkezi sanır. Ağaçların altında ağızlarına üzüm taneleri veren ve arkalarından onları yelleyen Huri ve Nurilerin olduğunu düşünürler, halleri  trajikomiktir.

Kimileri islamı bir ritüel dini sanır,

Kimileri Kuran-ı Kerimin anlamını hiç okumadan dini reddeder,

Kimi ömrü boyunca Kuran okur ama bir kez dahi mealini okumadan ruhunu teslim eder...

 Komşu hacı teyzemiz vardı, gününün büyük bir kısmını anlamadığı dilde Kuran okuyarak geçirir, sürekli hatimler indirip ölülere bağışlardı. O kadar saat başka kitaplar okusa veyahut kuran mealini okusa  inanın  prof. olurdu... ve hayatı boyunca bir kez dahi Kuranın ne dediğini okumamış. Bu hale bir çare bulmalıyız. Hatimciler boyuna okuyor ama anlamıyor, okuduğunda çok da iyi anlayıp idrak edebilecek insanlar, sırf önyargılardan dolayı Kuran okumuyor ve okumadan reddediyor.

Şunu bilelim dindar olmak kötü birşey değil, dinci olmak kötüdür. Din, özellikle islam, yeryüzünün en olgun  fikirlerinin yer aldığı, hayata bakış penceresidir, bir duruştur, bir mücadeledir, islam devrimle  gelmiştir. Muhammed cahiliye döneminde söyledikleriyle  bir devrim yaratmış ve bir çığır açmıştır...

Kuran ölü bir kitaba çevrilmiştir, oysa Allah Kuran'ı okunup anlaşılsın, idrak edilip hayata uyarlansın diye yollamıştır. Ölülere deği dirilere okunması gerekir.

Şu an dünyada islamı layığıyla yaşayan hiçbir ülke yoktur. İslamın özüne, Muhammed'in hayatta olduğu dönemdeki kadar saf ve tertemiz  haline tekrar dönüşmesi ve devrimci islamın, tüm dünyada yeşermesi ümidiyle...

 Gerçek islam bambaşkadır ve dünyayı, hayatı idrak etmiş Muhammed'in getirdiği mesajlar barış, adalet ve eşitlik için mücadele eder...

Ne demiş şair: "Nebiye atf ile binlerce yalan uydurdun, Yıktın da dini mübini yeni bir din uydurdun"

Vakit, İslamı özüne döndürmek ve büyümek için özverili olma vaktidir !

Selam ile...

Seda Subaşı

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.