İslam ümmeti adına...

İslam ümmeti adına... DİN
5,0
23.08.2013 16:21:15
A+ A-

Bu sana ilk mektubum Ey Nebi…! [sav].

Çok düşündüm, nasıl yazacağım, hangi kelimeleri seçeceğim, nasıl başlayacağım diye? Zira ismin Muhammed [sav], elimi titretmeye yetiyordu.

 

Belki yaşadığın asrın lisan ve beleğatına sahip olsaydık, seni anlatmak biraz daha kolay olabilirdi. Ama ben seni, hangi kifayetsiz alfabenin, hangi harflerine sığdırayım ki?

 

Ey Nebi…!

Biz senin ne doğumunu, ne yaşamını, ne vefatını gördük. Tenine dokunmadık hiç, cemalini seyredemedik, dizinde oturup sohbetinle şerefyap olamadık, nefesini koklayamadık. Asırlar geçti aradan sen gideli; sünnetlerinle, bıraktığın emanetlerinle, nur çeşmesi sözlerinle, düşlerimizdeki hayalinle, hiçbir yere sığdıramadığımız aşkınla, içimizi yakan özleminle yaşadık durduk hep..

 

Bilal gibi özledik seni, Ebu Bekir gibi sevdik. Yokluğun daha dün gibiydi. Yerini kimse dolduramadı, dolduramayacak ta, Hep özledik ve hep bekledik..

An geldi gözyaşlarımızla andık seni, Salatlarla zikrettik..

 

Ey Nebi…!

Bir Mus’ab, bir Ömer, bir Ebu Bekir, bir Sümeyye olamasak ta;

Vallahi de Billahi de seni onlar kadar,,

Çok Sevdik, Çok Sevdik, Çok Sevdik.

Ey Nebi..

Şefaatçi olacak mısın bana da batarken güneş doğudan?

Bir kağıt gibi katlandığında gökyüzü,

Ve analar düşürürken bebelerini

Etraf bulanmışken kana, cana....

Dilim lâl olmuş, gözlerim devrilmişken toprağa

Susuşlarım ilahi gibi yayılırken gök kubbede,

Yüreğimden tutup çekecek misin aydınlığa ?

Yıldızlar ateş olup düşerken pare pare,

Ve kapandığında kapıları cennetin,

Beni arafın soğuk merdivenlerinde bırakma ey Nebi...

 

Dünyada kaç parçaya bölündü bu yürek,

Ahirette, yeşermek istiyorum cennetin bahçesinde...

Kırmızı bir gonca gibi,

Yavaş yavaş açıp güzel bir gül olmak....

Ve değdirmek dikenlerimi düşmanlara!

Akla karayı seçtirmek . . .

 

Beni de seni görenlerden eyle ey Nebi...

İsmini söylerken bile titriyor yüreğimin telleri,

Muhammed Mustafa (s.a.v) ...

 

Sen ki koca cihana hükmetmiş,

Sen ki Allah (c.c) elçisi, en sevdiği kulu!

Gül cemalini eksik etme gözlerimin önünden....

Yalnızım Ey Nebi...

Bırakma beni bu dünya denen cehenneme...

Asıl cehennem burası!

Yanıyor,

Kimseler görmüyor....

Dert deryası burası, sandalım batmak üzere...

İçi su dolmuş, delikler açıldı eskiyen tahtalarında...

 

Yüreğimde delikler açılmadan

Yetiş Ey Nebi....

Yetiş Ey Nebi....

Yetiş. . .

Ey sevgili..

Yetiş…

 

“Ey Sevgili; şimdi bir yağmur damlacığında berraklaşıp düş, kavrulan gönül çölümüze

Ey Sevgili; yoluna revan olanların safında yer almak bahtiyarlığın tarifsiz şahikasıdır

Ey Sevgili; senin rayihana muhtacız, suretine ve siretine hasrettir gönül gözlerimiz

Ey Sevgili; hasretin dayanılmaz oldu gayri, doğ ne olur güneş olup kararan göğümüze

Ey Sevgili; yaratılan cümle mevcudat senin bitimsiz aşkına Kerem olmuştur

Ey Sevgili; cismine hayran, yoluna kurban olduğum, gül yaprağına sinmiş teninin kokusu

Ey Sevgili; sensizliğin gurbetinde mahkûm duygularım; Muhammed’im, can Ahmed’im…

Ey Sevgili; sensin mevsimlerin ilkbaharı, rüzgârların kıbleden eseni, cennetin müjdecisi

Ey Sevgili; Miraç gecesi sana açılmıştı yedi kat gökler, sidretül müntehaya değmişti başın

Ey Sevgili; sürmeli gözlerinden süzülen şehla bakışlar, ateşe duvar olur ruz-i mahşerde

Ey gölgesi fecre kadar uzayan, melali aynalara yansıyan güzel, karanlığımıza hükmet!

Ey gökleri gezen seyyah, uğra bizim de iklimimize, damıt ve dağıt içimizdeki hüzünleri

Ey gönüllere köprü olan, kin köprülerini yıkan dost, dökülmesin umut ağacımızın yaprakları

Ey ilham pınarlarının eşsiz kaynağı, esirgeme can suyunu, serp çatlayan yüreğimize

Ey korkularımızı silip süpüren, sol yanımda taşıyorum alev parçasına dönüşen yokluğunu

Ey bereketli yağmurlarla gelen nur damlası, çölleşen gönül atlasımıza ruhundan can ver

Ey gönüllerin mümbit topraklarında açan yetim gül, çağlasın nehirlerin her kum tanesinde

Ey göklerdeki yıldızları devşiren nurlu elçi, ışığını gönder kapkaranlık atmosferimize

Ey varlığı yoklukta bulan sevgili, gözlerin çağırsın beni dar vakitlerde gönül hapsine

Ey tarihin gülen talihi, götür hülyalarımızı teslim eyle sözün çoğalan keremine…

Esselatü Vesselamü Aleyke ya Resûlullah! Esselatü Vesselamü Aleyke ya Habiballah”

 

A.AŞUK

 

ayhan.-ayhan@hotmail.com

 

İSTANBUL

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

keşke......neye yarar......... -

keşke yazabildiğimiz kadar hissedip yaşayabilseydik...... yaşanılan yerde az konuşulur..... kainatın en sessiz ve keskin dili yaşamın kendisidir..... en derin ormanlar en sessizdir fırtınalarda bile... sesler ve sözler hayatın kısıtlandığı yerde başlar....

0 2
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.