İSLAMİYET VE MÜSLÜMANLIK

İSLAMİYET VE MÜSLÜMANLIK DİN
0,0
21.11.2013 00:42:05
A+ A-

İslam dini yeryüzünde varolan en kutsal dindir.bütün ibadetler halkın kendisine yararlı olduğu için vardır. Ama müslümanlar yeryüzündeki en acımasız insanlar olabiliyor.islamiyet hoşgörü,saygı ve sevginin en yüce olduğu dindir. kesinlikle islamiyet bir insanı cezalandırmak adına öldürmeyi kabul etmez.ama kendilerine müslümanım diyenler sadece ırkları farklı olduğu için acımadan insanların kafalarını kesebiliyorlar.hatta ciğerlerini söküp yiyebiliyorlar. Kürdlerin eşleri helaldir diye fetva verebiliyorlar.Rojava aslında müslümanlığın ve insanlıgın dönüm noktasıdır.. Rojava'da (suriye kürdistanı) yolda yürüyen kürt kadınları el kaideciler tarafından tecavüze uğruyorlar. NASIL MI? ellerini kadının başının üstüne koyup allahu ekber diyorlar ve sözde imam nikahı kıyıyorlar.tecavüz edip tekrar ellerini başının üstüne koyuyor ve boşanıyor!...islam dininde böyle birşey görmedim,duymadım ..yeryüzünde onlarca din var onlarca inanç var ve dört kitap var bunların hiçbirinde böyle adice bir yaklaşım yoktur .böyle adice bir katliam yoktur.  peygamberimiz gayrimüslimlere bile çok saygılı olmuştur . kendisine müslümanım diyen insan bir müslümanı barbarca katletmeyi göze alıyor.. şimdi biraz da peygamberimizin gayri müslimlere karşı olan ilişkilerinden ve paygamberimizin güzel ahlakından konuşalım ..

Hz. Peygamber'in Gayri Müslimlerle İlişkilerinde bizzat uyguladığı ve uyulmasını bildirdiği bir takım Temel İlkeler vardır. Bunların bir kaçını şöylece sıralamak mümkündür: 

a)Ahlâk: Hz. Peygamber'in gerek Mekke'de gerekse Medine'de gayrimüslimlerle ilişkilerinde dikkat çeken en temel özelliklerden birisi, insanlarla ilişkilerinde üstün ahlâkî özelliklerinden hiçbir zaman taviz vermemesidir. Kur'an'ın da belirttiği gibi o, her zaman "en güzel bir ahlâk" üzere olmuş; insanlara bunun en güzel örneğini sergilemiştir. "Muhammedu'l-Emin" olmak, inansın ya da inanmasın bütün insanlara karşı verdiği en temel imajlardan birisidir. Gayrimüslimler, hiçbir zaman onu yalancılıkla, sözüne ve tavırlarına güvenilmezlikle suçlamamışlardır. Nitekim risaletin ilk dönemlerinde bir gün Safa tepesine çıkarak bütün Mekkelilere açıktan İslamiyet'i tebliğ etmeye karar verdi ve orada toplananlara şunları söyledi: "Ey Kureyşliler, size şu dağın arkasında bir düşman birliği var desem inanır mısınız?" "Evet, senin yalan söylediğini hiç görmedik." cevabını alınca, konuşmasına şöyle devam etti: "Öyleyse ben büyük bir azaba uğrayacağınızı size haber veriyorum. Allah, bana en yakın akrabamı uyarmamı emretti. Allah'tan başka ilah yoktur demediğiniz sürece size ne bu dünyada ne de ahirette bir faydam dokunur." (Belâzurî, I. 120).

Sabır: Hz. Peygamber .gayrimüslimlere İslam'ı tebliğ ederken bitmek tükenmek bilmeyen bir sabır içerisinde olmuştur. İnsanlarla bıkıp usanmadan tekrar tekrar konuşmuş, onlara dinin özü olan tevhid akidesini anlatmıştır. Boş polemiklerden ve cedelleşmelerden uzak bir şekilde samimi bir ilişki içerisinde olmuştur. Yine Kur'an'ın altını çizdiği gibi insanlara hep iyi davranmış, iyi sözlü olmuş, kaba ve yersiz tutum ve tavırlardan kaçınmıştır. Nitekim tebliğ amaçlı olarak aralarında bulunduğu bazı toplulukların kendisine yönelik kaba tavırları karşısında bile öfkesini dizginlemiş ve onlar için yalnızca Allah'tan hidayet dilemiştir.

c)Yapıcılık: Hz. Peygamber, dini insanlara tebliğ ederken hiçbir zaman zorlayıcı olmamıştır. "Dinde zorlama yoktur" (Bakara 256) ilkesi çerçevesinde hiçbir zaman insanları tebliğ ettiği mesajları kabul etme konusunda zorlamamış; bu konuda şiddete başvurmamıştır. İnsanlara inanç konusunda şiddeti önerenlere ya da bunu tasvip edenlere bunun yanlış olduğunu bildirmiştir. Hz. Peygamber inansın ya da inanmasın insanlarla insanî ilişkiler bağlamında hep yapıcı olmuştur. Özellikle Medine döneminde bir arada yaşadığı Yahudiler ve Arap müşriklerle, onlar Müslümanlara düşmanlık yapmadıkça ve arada bulunan antlaşmalara ihanet etmedikçe olumlu ilişkiler içinde olmuştur.

d)Temel hak ve özgürlüklere riayet: Bu açıdan Hz. Peygamber, hitap ettiği insanların farklılıklarını değil,  insan olma özelliklerini öncelikle dikkate almıştır. Yani etrafındakilere insan oldukları ve herkes gibi bir can taşıdıkları gerçeğinden hareketle davranmıştır. Bu konuda Müslüman olsun olmasın insanlar arasında bir ayrım da yapmamıştır. Mesela bir defasında Medine'de Müslümanlarla birlikte otururken önlerinden geçen bir cenaze önünde ayağa kalkmıştır. Onun bu tutumu karşısında "Ey Peygamber, o ölen bir Müslüman değildi" denilmesi üzere "o da bir can taşımıyor muydu?" diyerek insanlar arasındaki en temel asgari müşterek olan "insan olma" niteliğinin önemini vurgulamıştır. 
Müslümanlarla bir arada yaşayan gayrimüslimlerin can, mal, ırz ve din özgürlüklerini garanti altına almış; bunlara büyük önem vermiştir.

 

peygamberimizin bu kadar güzel ahlakı varken kendilerine müslüman adı veren bazı zatlar bu güzel islamı kirlettmek adına her yolu deniyorlar.. kafa kesen kafirler                    SERHAT ARI



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.