İSLAMİYETİN VE MÜSLÜMAN TOPLUMLARIN POLİTİK VE FİNAS ÇEVRELERİNCE KAPİTALİZME EKLEMLENMESİ?

DİN
0,0
29.01.2013 21:07:07
A+ A-

 

Burjuva demokratik devrimlerle 'reform' süreci içinde restore edilerek kapitalizme eklemlenen Hristiyanlık(1500-1800)geçirmiş olduğu bu evrimsel aşamalardan sonra laisizme indirgenebilmiş toplumsal yasamda etkinliğini kapitalizme bırakmış ve tarih sahnesinden çekilerek bireyin iç dünyasına donmuştur. Bir anlamda Allah korkusu sevgi kavramına bireyin özgür inanç ve seçimine verilmiştir. Ne yazık ki İslam bu sarmalı yakalayamamıştır. bu durumun bin bir türlü yüzü ve nedeni itiraz noktası olmasına rağmen, feodal bir inanç türü olan din ve tek tanrılı din ve farklı dini inançlar tarihsel gelişim sürecine ayak uydurmak konusunda ya İslam dini gibi direnmişler, kastlaşmışlar veya Hıristiyanlık gibi reform geçirerek modernleşme ile toplumsal gelişmeye ayak uydurarak uzlaşmışlar veya yok olup silinmişlerdir. Alevi inancında çok çarpıcı bir din tanımı vardır; Allah'tan korkulmaz sevilir, denilir. dini inanca yaklaşımda tanrı ile kul arasında bağ kurmada bu destur çok önemlidir. Bütün dinlerin temelinde tanrı korkusu ve bu korku ile taraftar toplayan peygamberlere itaat söz konusudur. Avrupa geçirmiş olduğu o büyük dönüşüm ve devrimler sonucu bu günkü uygarlık/medeniyet sarmalını yakalayabilmiştir. İslam dini yaptırımları oldukça fazla olan disiplini on plana çıkaran uygulamalı günah/sevap ikilemi içinde cennet/cehennem secimi sonucunda insanı ödüllendiren gerilim/korku kıskacında sürekli tansiyon yükselten gelişme ve sonuçları hala feodal değerlerle açıklayan ve sadece Kur'an yorumlarına açık olan bir inanç olması İslam dünyasını yaşanan gerçeklerden koparmış ve emperyalist/kapitalist bloğun kucağına bırakmıştır. Somut olarak yaşadığımız Ortadoğu süreci ılımlı İslam makyajları, Gülen'in ABD'ye sığınması ve AKP iktidarının İslam'ı manipülasyon girişimlerine nasıl da canla başla on yıldır bas koyduğu açıktır. Türkiye ile diğer İslam ülkelerini ayıran ve günümüzde laisizm/şeriat kutuplaşmasını zirveye taşıyan ana karakter ülkenin ulusal kurtuluş savası ile politik bir devrim yaparak batılı bir devlet yapısı seçmesi iradeyi feodaliteden alarak kapitalist ilişkilere devrederek emperyalist/kapitalist bloka eklemlenmesidir. İslami kesimin yakın zamana kadar ABD karşıtlığı kırılmış aslı düşmana yani batı hedef tahtasına tekrar oturtulmuştur. dikkat edilirse Erdoğan'ın söylemleri bu yöndedir, 'batının tekniğini alalım ahlakını almayalım!'...ve arkasından gelen 5/10 çocuk masalı ise güya batının doğum kontrol veya nüfus planlaması ile yaşlandırdığı iddiasıdır. AKP'nin iktidara taşındığı günleri anımsarsak İslam'ı kesimin liderliğinden gizli bir el(!)ile alınan Erbakan'ın yerine oturtulan Erdoğan'ın önemle üzerine basa basa söylediği su anahtar cümle, 'millî görüş gömleğini çıkardık' ifadesi İslami kesimin ABD ile kol kola olduğunun resmen ilan edilmeseydi. Demokrasi antik Yunan'dan bize miras(!)kalmasına rağmen bilim ve sosyal bilimlerle kistleşmiş Batı'dan gelen bir yönetim biçimidir. AKP ise İslam inancını kendisine başat alan din eksenli İslami ve batı ile barışık olmayan bir ideolojik yapılanma içindedir. İktidara geldiği günlerde sıkı AB'ci olan Erdoğan son iki dönem ABD yanlısı kesilmiş patriot'çu olmuştur!(!).Erdoğan önderliğinde on yıldır iktidarda olan AKP'nin ülkeye demokrasi getirmesini düşünmek bilim ve sosyal bilim yaşanan gerçeklerden habersiz olmak demektir.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.