"İşte sözüm! Açıktır, kapalı değil"

"İşte sözüm! Açıktır, kapalı değil" DİN
5,0
11.12.2014 18:05:07
A+ A-

Başlık yaptığım söz Muhyiddin İbn Arabî'nin (d.1165 - v.1240) ünlü eseri Füsûsu'l-Hikem'deki bir şiirinden bir dize. (Fusûsu'l-Hikem, İbnü'l-Arabî, çeviri ve şerh: Ekrem Demirli, Kabalcı Yayınevi, İkinci Basım: Eylül 2008, s.31)

Bu eserden bazı sözler alıntılayacağım.

"Bu kitabı insanlara ulaştırırken ve diğer bütün hallerde beni Şeytan'ın musallat olmadığı kulları arasına katmasını Allah'tan niyaz ederim." (a.g.e., s.19)

"Hak, el-Evvel [llk] olmakla beraber, 'başlangıç olmak' O'nun niteliği olamaz. Bu durum nedeniyle O'na [aynı zamanda] el-Âhir [Son] denildi. (a.g.e., s. 29)

"Bütün varlık bizim niteliğimiz yapıldıktan sonra O'na döndüğü için, Hak el-Âhir [Son] oldu. Hak ilk olduğu yönden el- Âhir [Son]; son olduğu yönden el-Evvel'dir [İlk]. (a.g.e., s. 30)

"Kâmil kişinin her şeyde ve her mertebede önde olması gerekmez. [Allah ehli olan] adamların önceliğe bakışları, Allah'ı bilme konusundadır." (a.g.e., s. 49)

İlahi isimlerden kaynaklanan ikramlara gelince, bilmelisin ki, Allah'ın yaratıklarına ikramı, onlara dönük bir rahmettir. Bütün ikramlar isimlerden kaynaklanır. Bu rahmet ya saf rahmettir ya da karışık rahmettir. Saf rahmete örnek olarak, dünyada haz veren ve kıyamet günü saf olacak temiz rızıkları verebiliriz. Bu kısımdaki rahmeti er-Rahman ismi verir. Dolayısıyla o, Rahman isminden kaynaklanan bir ikramdır. İkinci kısma örnek olarak, içildikten sonra şifa veren acı ilacın içimini verebiliriz.; çünkü ilahi ikram sözü, [ilahi] isimlerin perdelerinden bir perdenin aracılığı olmadan kullanılacak bir ifade değildir." (a.g.e., s. 50)

"Allah şöyle buyurur:O'nun benzeri yoktur [42:11] ; bu ayette Allah [kendisini] tenzih etmiştir. O işiten ve görendir [42:11] ; burada ise teşbih [benzetme] yapmıştır." (a.g.e., s. 64)

"[İbadet edilenlerin] en düşüğü, kendisinde ilahlığın bulunduğu tahayyül edilen bir şeydir. İbadet edilen şeylere dair böyle bir tahayyül olmasaydı, taşa veya başka bir şeye tapılmazdı. Bu nedenle Allah şöyle buyurur: De ki: Onları isimlendirin [13:33]. Söz konusu şeylere tapan kimseler taptıkları şeyleri isimlendirmiş olsalardı, onlara 'taş', 'ağaç' ve 'yıldız' diyeceklerdi. Halbuki onlara 'Kime ibadet ettiniz?' diye sorulsa, hiç kuşkusuz, 'ilaha' derler, 'Allah'a veya 'İlah'a' demezler." (a.g.e., s.66)

"Hayret sahibi dairesel bir yolda yürür. Dairesel yolda yürüyüş, bir merkezin çevresindedir ve ondan ayrılmaz. Doğrusal yolda giden ise sapar, yöneldiği şeyin dışına çıkar; tahayyül ettiği şeyi arar, gayesi hayaline ulaşmaktır. " (a.g.e., s.67)

"Bakınız! Hz. Peygamber'e rüyasında bir bardak süt verilmiş ve bu konuda şöyle demiştir: 'Parmaklarımdan taşıncaya kadar içtim, kalanını Ömer'e verdim.'  'Ey Allah'ın peygamberi! Bu rüyanın tabiri nedir?' diye sorulmuş, o da '[rüyada görülen süt] Bilgidir' demiştir." (a.g.e., s.87)

"Hakkı Haktan ve Hakta gören kimse ariftir. Hakkı haktan ve Hakta [ama] kendi gözüyle gören kişi ise arif olmayan insandır. Hakkı Haktan ve Hakta görmeyip, kendi gözüyle görmeyi bekleyen ise cahilin ta kendisidir." (a.g.e., s.118) 

 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.