İyi insan dindar (mı?) olur!

İyi insan dindar (mı?) olur! DİN
2,6
25.03.2013 02:53:07
A+ A-

Dün gerçekleştirilen üniversite giriş sınavlarında, ilk kez “din bilgisi” dersinden sorular yer aldı.

(Müfredatta geçen ismiyle “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” ama din bir “kültür” değildir. Bu dersin baştan aşağı değiştirilip, “Dinler Tarihi” ve “Din Felsefesi” başlıkları altında sadece ana bilim dallarının, yani tarih ve felsefenin içinde verilmesi lazım...)

(ÖSYM, din bilgisi soruları içinde, kendi çapında bir “Alevi açılımı” yapıp, bir Alevi/Bektaşi geleneğinden de bahsetmiş.)

Bu soruların içinde, özellikle cevap şıkları açısından ilgimi çeken bir tanesi vardı. “Öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, anne-babana iyi davranacaksın” gibi temel ahlak kurallarını sıralamış. Bu kurallar Tevrat’ın 10 Emri’nden, Kuran ayetlerine kadar bir çok ilahi dinin buyrukları arasında da yer alıyor. Soruda -özetle- bunun ne anlama geldiği sorulmuş... Cevap şıkları arasında “Ahlaklı bir insan olmanın şartı dindar olmaktır.” şeklinde bir cümle de var.

Tabi ki bu şık, yanlış olan cevap. Fakat benim ilgimi çeken de zaten buydu...

Gelin dün düzenlenen sınavı bir anket olarak ele alalım... Ahlaklı olmak ile inançlı olmayı, iyi bir insan olmak ile dindar olmayı eşit kabul eden, dahası iyi insan olmak için Tanrı’ya inanmanın “şart” olduğunu -bir başka deyişle, inanmayanların ahlaksız, kötü insanlar olduğunu- savunan o kadar çok insan göreceksiniz ki, şaşıracaksınız!

(Bu sınavı bir anket kabul edeceksek, çok vahim bir sonuca daha ulaşacağız; koskoca bir yıl boyunca bu sınava hazırlanıp sonra da “sıfır” puan alanların, yani kimse kusura bakmasın ama geri zekalıların sayısının 50 bin kişi kadar olduğu sonucuna...)

Üstelik bu deneyin denekleri, hemen hepsi 18-20 yaş aralığında, liseyi yeni bitirmiş, birer hakim, savcı, öğretmen, üst düzey bürokrat olmayı amaçlayan, interneti ve sosyal medyayı etkin kullanan “zehir gibi” delikanlılar, genç kızlar...

Oysa ben kendini dindar olarak nitelendiren,  bunu da herkesin gözüne gözüne sokan bir çok insandan öyle kazıklar yedim, bu gibi kişilerin öyle "falsolarına" şahit oldum ki... Eminim bu gençlerin her biri de benzer en az bir deneyim yaşamıştır, bir başkasının başına gelenlerden şahit olmuş ya da duymuştur.

Gerçekte dindarlığın, inancın “iyi” ya da “ahlaklı” bir insan olmaya pratik bir etkisi yok. Hatta belki de, sekülerleşip objektifleştikçe etik kavramlara daha çok yaklaşıyoruz.

Peki buna rağmen, dindar bir insan iyi ahlak timsali olmasını beklemenin açıklaması ne? İçimizde bir yerlerde iyiliğe, dürüstlüğe karşı büyüttüğümüz özlem mi? Umut mu?

Bize bile bile lades dedirten ne?

Gündeme dair bir-iki not

Normalde bu blogta siyaset dışı (ve üstü) şeyler yazmaya gayret ediyorum. Bunun başlıca sebebi, buraya yazdığım yazıların yıllar sonra da aynı güncellikle okunabilir kalması. Ancak kimi zaman, tam da aynı nedenle güncel gelişmelere değinmek zorunda kalıyorum. İçimdeki güdü yine ayni; “tarihe not düşülsün, yıllar sonra açılıp okunduğunda, ‘o olaylar’ için ‘o gün’ ne dediğim belli olsun.”

* Newroz ve Barış : Bu konudaki en umutlu ve en açık sözlü insanlardan biriyim. Umutluyum, çünkü bu defa gerçekten sürecin sonuna gelindiğini görüyorum. Sürece çok büyük bir baltalama yapılması olasılığı da yok gibi, her şey kontrol altında. Bu, çocuklarımın geleceği için büyük bir adım.

Açık sözlüyüm, çünkü Türkiye Devleti’nin ağzından henüz “yenildik” ifadesi çıkmadı. Yıllardır, yaşanan kanlı sürecin bir “terör eylemi” olmadığını, aksine Türkiye’nin 30 yıldır bir iç savaş, son zamanlarda bir “cephe savaşı” içerisinde olduğunu söylüyorum. Her ne kadar Abdullah Öcalan ve PKK’nın ağzından açık bir zafer ifadesi çıkmaması planlı bir otokontrol eseriyse de, hükümet kanadının bu konuda gerçekçi olup “yenilgiyi” kabullenmesini bekliyorum.

* Ergenekon mütalaası : O kadar delil sunuldu, cilt cilt kitaplarla savunma yapıldı, avukatların çene kasları iflas etti, dillerinde tüy bitti ama yine de savcının açıkladığı mütalaa, ayni savcının hazırladığı iddianamenin kopyası olmaktan öteye gidemedi.

Ergenekon konusunda hep şunu söylerim; bana kimse Doğu Perinçek’in, Mustafa Balbay’ın, Haberal’ın, Mehmet Perinçek’in suçlu olduğunu ispat edemez. Ancak ben de Veli Küçük’ün, Sedat Peker’in, Semih Tufan Gülaltay’ın masum olduğunu söyleyemem. Ergenekon, gerçekten örgütçülük oynayan bazı kişilerin arasına, muhallif masumların serpiştirilip, sapla-samanın, yaşla-kurunun karıştırıldığı bir tiyatrodur!

Ergenekon derin devletle hesaplaşmak yerine, ortalığı yangına verip esas suçluları gözden kaçırtma senaryosudur. “Ergenekon” demek, “cambaza bak!” demektir.

twitter.com/kaangkts | facebook.com/kaangkts
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Sevinç ile... -

Pek, oldukça genç bir kardeşiniz olarak; evvelâ size teşekkür etmek isterim. ilk çıktığında edindiğim "Kur'an Açısından Evrim Teorisi" kitabınızdan istifadeyle konuyla alakalı pek çok bilgi toplamama yardımcı oldunuz. Bunun Sünnî müslümanlık güdümü altında yaşayan bizler için ne kadar zor bir araştırma olduğunu bittabi kavrayabilirsiniz. Evrim'e inancın küfür, Evrim'i inkarın imân olarak öğretildiği ve hâlâ öğretilmeye devam edegelen bu devirde, kitabınız muhtasar olmasına karşın, konuya başlangıç için oldukça iyi bir temeldi. Kişisel sitenizden bütün köşe yazılarınızı, uzun süredir takip eden bir sadık okuyucu olarak, bu mevzuyla ilgili yazmanızı bekliyordum. Ahlâkı, iyiliği bir dine/ideolojiye bağlayanlar insanın en temel insanî hüviyetlerinden habersizlerdir. Barış sürecinin umutla, Ergenekon sürecinin itîdalle devam etmesi dileklerine eklenen bolca selamlarla...

0 0
İyi insan olmak çok zordur... -

İyi insanın dindar olmasına gerek var mı ? İyi insan böyle bişeye gerek duymaz.Çünki iyi insan zaten güzel insandır ve herhangi bir din ya da siyasi görüşe tabi oldugu zaman, onun iyi insanlıgı o an bitiverir...

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.