KADİR’İ ARAMAK

KADİR’İ ARAMAK DİN
4,2
30.07.2013 04:04:55
A+ A-

Bu köşenin okuyucularının açıkça bilmelerine rağmen yine de tekrar edip duruyorum. Bir toplumda evrenselliğin yerine klasik din anlayışı hakim kılınmak isteniyorsa ve bu gerçekleşiyorsa, o toplumun algılama yeteniği, varoluş gayesi ortadan kalkar.

Ben bunu hep dile getirmeye çalışıyorum.

Bu ay çok önemli. Ramazan ayı. Bu ayın özel olmasını sağlayan astrolojik etkiler, kozmik tesirler tüm yılın her günün, her anın özel ve feyzli olduğunun farkındalığı ile yaşamamış beyinlere bir imkan veriyor. Bu imkan, bu rahmet, bireylere orucun, namazın ve tüm diğer tavsiyelerin klasik anlamda değerlendirilmesinin ötesinde, daha bilinçli, daha farkındalıklı yaşamak için bir kapı açıyor. Beyinlerin hakikatlerinin getirisi olan şuur seyrinin yaşanması için kolaylaşması için bir fırsat veriyor. Ancak belirttiğim üzere, bu hakikatinin getirisini yaşamak isteyen beyinlere sadece ramazan ayı özel değil, her ay, her gün, ve her AN özel.

Bu noktadan yola çıkarsak eğer, klasik anlamda kadir gecesini tek bir güne sığdıran beyinler için kadir günü ve anı, bir güne bir aya sıkışmış oluyor. Acaba gerçekten de iş böyle mi? Yoksa, Ramazan ayı için kısaca anlatamak istediğim, bu kadir anı için de geçerli mi?...  

Kendine özgü bilimsel bir kimlikle İslami olayları anlatan, bu yolda yazdığı sayısız eserleri ile kendini kabul ettiren Üstad Ahmed Hulûsi'nin kaleme aldığı "Tanrının gökten inen Kadir'i" isimli yazısı, Kadir günü ve anı için anlatmak istediklerimi çok net, çok güzel bir şekilde ifade etmekte. İşte ben de siz değerleri okurlara uygun bir fikir ortamı oluşmasına etken olabileceği düşüncesi ile bu yazıyı noktasına, virgülüne dokunmadan görüşlerinize sunmak istedim.

Gözlem ve yorum size aittir!

TANRI'NIN GÖKTEN İNEN KADİR'İ

Tanrı kavramına dayalı dinsel anlayışta, şöyle bir gece hayal edilir ki adına "Kadir Gecesi" derler...

Ulu tanrı, yeryüzündeki seçme kulları için bir nimet hazırlamıştır!.. Kimler kendine çok tapınıyorsa, onları mükâfatlandırmak için. O büyük nimete de "KADİR" demiştir...

Bu nimeti getiren(!) melekler, müslümanların yaşadığı yöreye bir kutsal kandil gecesi inerler; çünkü güneş ışığı görürlerse bozulurlar, tıpkı ışık görmüş C vitamini gibi!..

İşte o "gün görmez Kadir"(!), bin aylık, yani seksen üç sene sürecek tapınmadan çok daha hayırlı bir şey(!)dir!

Her sene Ramazan ayının 27'sinde, Ulu tanrının buyruğu ile melekler yanlarına ruhu da alarak kanatlarını çırpa çırpa, hızlı bir koşu ile binlerce yıllık mesafeyi kat ederek Dünya üzerine inerler ve gece olan bölgedeki tapınan kulları başlarlar araştırmaya, ev ev!

 

Elbette o sırada Dünya'nın aydınlık bölgesinde yaşayanlara bir şey yok!

Eğer bulurlarsa bir samimi tapınan ellerindeki şartnameye göre, hemen rablerine sorarlar, "buna verelim mi KADİR'i?" diye... Tanrı da izin verirse, hemen o kula "KADİR" verilir. Bu hane hane arama veya o "Kadir"in dağıtılması işlemi gün doğana kadar böyle devam eder...

Kaç kişiye o gece "Kadir" verilir, bilinmez! "Kadir" verilenlerde ne değişir, bu da bilinmez!.. Güneşi gören melekler ve ruh, hemen ulu tanrı yanındaki yuvalarına dönerler gün ışımasıyla!

Bu arada mümin kullar da câmi câmi dolaşıp, onlara, bu câmilerden birinde kadir ikramı rastlaması şansını değerlendirler!

Allâh Rasûlü Muhammed Mustafa (aleyhisselâm) merkezli "DİN" anlayışına göre "KADR" gecesi anlatımının deşifresi, yorumlanması ise ehlullâh indînde şöyledir:"İnnâ enzelnaHU fiy LeyletilKadr" (97.Kadr: 1)

"Kur'ân" ismiyle işaret edilen "sırlar bütününü" ve "özündeki hakikati" (enzalna HÛ) kişinin, kendi varlığının "yok"luğunu (LEYL) yaşadığı anda, şuurunda açığa çıkardık. "Kur'ân ve insan ikiz kardeştir" uyarısı hatırlanmalı...

"Ve mâ edrake mâ LeyletülKadr" (97.Kadr: 2)

Bu hakikatin, sırrın (KADR), ne olduğunu bilir misin?

"LeyletülKadri hayrün min elfi şehr" (97.Kadr: 3)

KADR sürecinin yaşandığı "yok"luk karanlığı (gecesi), bin ayda (80 küsur yıllık insan ömrü sürecinden) yaşanabileceklerden daha hayırlıdır.

"Tenezzelül Melâiketü ver Rûhu fiyha Biizni Rabbihim min külli emr; Selâmun, hiye hattâ matle'ılfecr" (97.Kadr: 4-5)

Melekler (melekî kuvveler-kanatlar bu kuvvelerin 2-3-4 yönlü olması) ve Ruh (varlığındaki hüviyetin "HÛ" hakikatin anlamı), kişinin rabbinin (Esmâ terkibinin?varlığını oluşturan Allâh isimlerininin bileşiminin) izni (kapsamı-kapasitesi) kadarıyla, şuurunda açığa çıkar; böylece o anda, kendi "yok"luğu hissi yanı sıra, mutlak var olan "ALLÂH"ı hissedip yaşar! Her hükümden "Selâm"ette olarak!

Bu hâl; tâ ki, tekrar varlık, beşeriyet hissi ve fikri ağır basana (FECRE dönene) kadar devam eder.

Bu imkânı, yılın her gecesinde, yani, ismi "ALLÂH" olan indînde "yok"luğunuzu hissedebildiğiniz her süreçte, araştırın!... "Kadr gecesini yılın her gecesinde arayın" uyarısı...

"Ramazan'da arayın" uyarısı... Gerçek anlamıyla yaşanan oruç ile, kendinde beşeriyetten arınma ve hakikatini hissetme çabalarını verdiğiniz süreçte, bu hâli yakalamaya çalışın!

"Ramazan'ın son günlerinde arayın" uyarısı... Orucun taklidî değil tahkikî yaşanması sonucu; manevî arınmanın son evrelerinde bunu araştırın!

 

Şimdi, "KADR Sûresi"nde işaret yollu benzetmelerle anlatılanlardan algıladığımızı topluca ifade etmeye çalışayım:

İnsanın bir ömür boyu yaşadıklarından çok daha hayırlı olan bir an (KADR anı) vardır ki; bu anlık şuursal sıçrama veya açılım süresi içinde hakikatine ait bilgi, kendisine bir tenezzül, yani "özünden bilincine" doğru açığa çıkar! Bu "HÛ" hüviyeti hakikatidir!

Bu hakikat, "İnsan, Kurân'ın sırrı; Kur'ân, insanın sırrıdır" prensibince, insanın derûnundan gelen bir şekilde açığa çıkar!

Ne zaman?

Kişi, ben neyim, kimim sorgulamasıyla yola çıkıp, Allâh Rasûlü Muhammed (aleyhisselâm)'a iman edip, O'nun getirdiklerini anlamaya ve tanrı kavramından arınıp, ismi "ALLÂH" olanı en azıyla "İhlâs" Sûresi'nde bildirilen kadarıyla algıladıktan sonra... "ALLÂH" özel ismiyle isimlenmiş indînde, kendi birimsel varlığından, yani gün aydınlığından, "yok"luğunu fark etme karanlığına düştüğünde; tüm varlık nazarında varlıklarını yitirdiklerinde...

Hakikati olan ALLÂH isimlerinin özelliklerinin kendi varlığını oluşturduğunu hissettiği ve yaşadığı bir anda, RUH, yani bu Esmâ'nın anlamı ile, melekler, yani bu isimlerin kuvvelerinin her an kendisinde açığa çıkmakta olduğunu fark edip algılar!.. Bunu bir anda hissediş ve yaşayışı "KADR" hâlidir.

O an ne kendi kalır, ne de varlıktan bir zerre!..

"...li menil Mülkül yevm* Lillâhil Vâhidil Kahhâr"

"...'Yaşanan süreçte (Allâh'a göre 'AN' vardır, tek bir süreç) Mülk kiminmiş?'... 'Vâhid, Kahhâr olan (Tek ve mutlak hükmü zaman mekân kavramsız olarak yerine gelen) Allâh'ındır!'" (40.Mu'min: 16)

Gerçeğine şehâdet eder! "Eşhedü..."yü "OKU"r!.. Seyreden Kendi olur!

Bu hâl, onda kendini tekrar beşeriyet boyutunda buluşuna (fecre) kadar sürer. Böylece varlığının hakikatini yaşamış olarak ehli hakikat arasında tahkik ehli olarak yerini alır ve artık Kur'ân sırlarını "OKU"maya başlayarak ölümü (boyut değişimini) bekler ve yaradılış amacına uygun şekilde "KUL"luğuna devam eder.

Bunu niye yazdık?..

"Tanrının Buyruk Kitabı" diye nitelenen "Kitap"ın, bize göre çok çok farklı "bir SIRLAR KİTABI" anlamı ifade ettiğini; "OKU"nması öğrenilmedikçe, nelerden mahrum kalınacağı bilgisini sizlerle paylaşmak istediğim için yazdım...

Bu bir örnek... Başta "Mİ'RÂC" olmak üzere, böyle daha nice örnekler var deşifre edilmesi zorunlu, o yüce ALLÂH Kelâmı Kitap'ta!..

Ne yazık ki büyük çoğunluğumuzun ruhunun dahi haberi bile yok bunlardan belki!!! Kur'ân-ı Kerîm'i hâlâ tanrının buyruk ve tarih kitabı(!) sanıyoruz...

 

Bu değerlendirmede haklı olabilirim, yanılmış olabilirim! Ne var ki, böyle okuduk ehlullâh eserlerinde...

Haklı isek; bu anlayışı değerlendiremeyenler, daha başka nelerden mahrum kalmakta olduklarını kendileri düşünsünler!

Hatalıysak; o yukarılarda bir yerde oturup, melekler ve ruhu yılda bir kere yeryüzüne gece karanlığında yollayan tanrı elinde hâlimiz harap demektir!..

 

AHMED HULÛSİ

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Kıymetli bir makale... -

İşte kast ettiğim Allah-Tanrı farkına değinen ve kafamızı karıştıram KADİR Gecesi- Melekler ile ilgili muhteviyatı ehlince anlaşılan; kıymetli bir makale... Üstelik Kadir Gecesi'nin neden belli olmadığının hikmetini de çözeceksiniz sanırım. Ve tanrının buyruk kitabından, Allah'ın sonsuz- sınırsız ilmine açılmanın tadını alacaksınız, umarım..simayy/

0 0
Ruh açığa çıktığı için: AF! -

Sizi twetterden de takip etmeye çalışıyorum. Yazıyı yeniden okuma gereği duydum. Çünkü şöyle bir söz paylaşmıştınız: ''KADİR GECESİ RUH AÇIĞA ÇIKTIĞI İÇİN GÜNAHLARIN AFFI SÖZ KONUSUDUR DİYEBİLİRİZ'' Bence önemli bir paylaşım. Bu sebeble paylaşmak istedim. Selam ve sevgiyle

1 0
Kur’an-ı Kerim’i OKU’mayı öğrenebildiğimizde -

Kur’an-ı Kerim’i OKU’mayı öğrenebildiğimizde, mecazları deşifre edebildiğimizde belli ki SIR kalmayacak. Kalmayacak da OKUmak gözle okumak, bilgi toplamak ile olmuyor anladığım kadarıyla… O bir hal, bir içten geliş, öze dönüş. Tıpkı Hıra’da Rasulallah’a (a.s.) özünden gelen hitap gibi: OKU Kitabını. Ehline teşekkür ederiz, idrak seviyelerini yükseltmek için yaptıkları eşsiz paylaşımlar için.

0 0
Oysa bu MANEVİ ARINMANIN son evreleriymiş -

Ramazanın son gecelerinde arayın uyarısı meğer bildiğim anlamda değilmiş. Ben hep dışsal bir ipucu olsun, son gecelerde, yoğunlaşarak bulmalıyız diye düşünürdüm. Oysa bu MANEVİ ARINMANIN son evreleriymiş. .(İnanır mısınız şu an Kabe den canlı KADİR suresini okudu, Kabe baş imamı: Abdurrahmeb Es- Sudeys)Kanal 7 ‘de her akşam takip ederim de!.. Hay Allah içim bir hoş oldu. Tam da bu muhteşem yazıyı okudum, yorum yazayım dedim, güzel bir tesadüf oldu. Yoksa KADR GECESİ BU GECE Mİ? Olabilir, kim bilebilir ki? Allah inşallah bizlere idrak ettirsin diyelim.Hayırlı Geceler..

0 0
Neredeyse sabaha kadar ibadet ederim her Kadir Gecesi -

Neredeyse sabaha kadar ibadet ederim her Kadir Gecesi. Tabi ki buna devam edeceğim. Ama bu yazı sayesinde yeni bir: FARKINDALIKLA. Yazınız için ve paylaşım yaptığınız müthiş yazı için teşekkür ediyorum. Yalnız son kısımlar için biraz daha açıklayıcı bilgi vereceğiniz bir yazı da sizden bekliyorum, naçizane.

0 0
’Kadir Gecesi nedir?’ -

Ben biraz dinle ilgili bir kişiyim. (Hoş bu yazıyı okuyanlar da öyledir, neticede). Bu yüzden sık sık, çevremdekilerin suallerine muhatap kalırım. En çok da Kadir Gecesi ile ilgili sorularda zorlanırdım ne yalan söyleyeyim. ‘’Kadir Gecesi nedir?’’- ‘’ Neden bu gece gizlidir?’’- ‘’ Nasıl bulacağız?’’… İşte çıkamazdım işin içinden. Şimdi sizlere nasıl teşekkür etmeli bilmem ki? Beni kurtardınız. Yılların cevap bulamamasından, suskunluğumdan. Şimdi, artık, bu soruyu soranlara direk Üstad Ahmed Hulusi’nin bu yazısını vereceğim. Hem de okumalarını sağlayacağım inşallah. İlk kısmını; okurken kendi haliyle baş başa kalsınlar ve gülsünler diye! Hangimiz öyle duymadık, ya da yapmadık ki… Sonra, vurucu olan 2. Bölüm de ise, şöyle bir ‘’şokk!’’ Yaşasınlar.

0 0
Amanın, amanın, şu anda HABERTÜRK’te bir profesör konuşuyor! -

Amanın, amanın, şu anda HABERTÜRK’te bir profesör konuşuyor!.(Prof. Dr. İlhami Güler ) ‘’Kutsal Yolculuk’’ adlı bir programda. İftara da 2 saat var. Dinleyelim dedik.. Amanın ki, amanın. Bakın, zaten sürekli ‘’TANRI’’ deyip duruyor. Kaderi öyle ilginç anlatıyor ki. Diyor ki, Tanrının iradesi, kulun iradesine göre belli oluyor… Yok bilmem dünyaya kimin geleceğini Tanrı değil, insanlar belirliyor! Tanrı, insanların rızkını belirleMEZ!. Vallahi, adam dini- İslamı mı anlatıyor. Yoksa bir aklımızı kullanma programı mı işliyor? (Zaten sunucu bayanın da aklı karma karışık oldu) Tam anlatamasam da, izlerken acıyorum! Hem ömrünü bu yolda harca! Hem de Allah kavramının ucundan kıyısından geçeme! İnanın böyle yazıları okuyunca, kendimi ve şansımı çok seviyorum. Ya da Kaderimi.. Bu insanlar kaderi bile anlayamaz ve anlatamazken, nasıl olacak da bize KADİR’İ BULDURACAKLAR!!! O yüzden bu yazıların ve okuyucularının artmasını çook istiyorum. Ve bu kutsal ay ve şu saatte bunu duam olarak belirliyor ve içten bir: AMİNNNN diyorum

0 1
BUDUR BENİM YAZARLARIM.. BUDUR BENİM İNSANLARIM diye haykırasım geliyor İslam Alemine -

Bu toplum iyi bir toplum mu, kötü bir toplum mu? Sık sık düşünüyorum bu sıralar.Yani, biz; Türk Toplumu, Türkiye’liler? Acaba çok mu sıradanız, yoksa adete geçmiş genleriyle de kıvanç duyabilecek haklılığa da haiz, kaliteli kişiler miyiz? Bazen çok sıradan ve basit olayları, cehaletimizi, garip şiddet olaylarımızı, tuhaf mantığımızı görünce, olumsuz duygularım ağır basıyor. Ama..Ama.. İşte yukarıdaki gibi makale ve yazıları okuyunca da, budur işte’ diyorum. BUDUR BENİM YAZARLARIM.. BUDUR BENİM İNSANLARIM diye haykırasım geliyor İslam Alemine, Batıya!... Teşekkürler A.F. Yüksel ve Teşekkürler AHMED Hulusi

0 1
Mr. Spock, Kaptan Kirk -

2013 yılındayız! Daha dün gibiydi Milenyum Kutlamaları.. 2000 yılına gireceğiz diye ne kadar heyecanlıydık. Bizler , Uzay Hayallerini ‘’Uzay Yolu’’ dizisine endekslemiş bir nesiliz zira. O dizideki, Mr. Spock, Kaptan Kirk … Hey gidi hey!... , ne öyle uzay gemilerimiz oldu, ne de dünyadaki hayat yok oldu! Şimdi elimizde ‘’AKILLI TELEFON’’ lar, belki de en çok benim yaş aralıklarımdakilere şaşırtıcı geliyor ve bu nimetin farkında ve şükründeyiz. (Yaşım 45 bu arada)… Ama DİN adamlarımıza bakıyorum, özellikle İlahiyatcılarımız, acaba ne kadar yenilendiler ve yenilediler anlatımlarını. Ya da ‘’TANRI’’ anlayışlı din anlatımını bırakıp, bizlere hiç değilse ALLAH’ı anlatabildiler mi?.İşte bu yazıyı, okuduğumda: ‘’Tanrı’nın Gökten İnen Kadir’i’’; tüm bu düşünceler geçti aklımdan. Ve herhalde GELECEK NESİLLER, tıpkı bizim şu teknolojiye şükrettiğimiz gibi, şükredecekler: AHMED HULUSİ’ye. Onlar belki de yazara bizim ıskaladığımız kıymeti, önemi verecekler. VE ŞÜKREDECEKLER O’NUN ANLATTIKLARINA! Saygılarımla

0 1
Yıllardır bu geceyi elimden geldiğince değerlendirmek istedim -

Oldukça derin ve kapsamlı bir konudur Kadr Gecesi. Tartışılan, bir türlü de bir sonuca varılamayan. Kimisine göre böyle bir gece yoktur bile! Ama onların da zaten İMAN ve DİN kavramlarıyla ilgileri de yok. Gelelim ilgili ve meraklı olan bizlere. Yıllardır bu geceyi elimden geldiğince değerlendirmek istedim. Ama bu Ramazan yazıları ( özellikle az önce okuduğum DEVE mucizesi yazısı, keza bir Dedikodu yazıları) beni çok farklı bir algıyla tanıştırdı. Hani Ahmed HULUSİ yazısının sonlarındaki gibi, bir çoğumuzun RUHLARININ BİLE HABERİ YOK! Maalesef bu bilgilerden. Bu çok üzücü! Örneğin, bu yazı bu seneki KADR GECESİNDE herhangi bir popüler kanalda, bir TRT1 ya da HABERTÜRK’te vb.,neden,yayınlanmasın?. Umalım, umalım ki olsun. Hem bizler daha iyi kavrayabilelim, hem de tamamen habersizler haberdar olsun. Saygı ve sevgilerimle.

0 0
Çok güzel ironilerle anlatılmış -

Tam kelimeyle muhteşem bir yazı.. .Çok güzel ironilerle anlatılmış. Çelişkilerimiz, yanılgılarımız, ezbere yaptıklarımız tatlı bir dille ne güzel de kaleme alınmış. Hakikaten de hiç düşünmemiştim, Dünya’nın öte tarafındakilere bu arada Kadir yok tabi, demiş ya! Hele meleklerin C vitamini gibi, sanki bozulacakları.. Her satırını hayrete düşerek, konsantre bir ruh haliyle okudum. Yani şimdi, mübarek KADİR GECESİ; BENİM İÇİMDE, ŞUURUMDA mı ? Nasıl olabilir ve yaşanabilir ve nasıl olurda 1000 geceden eftal olur? Ya da bunun önemini anlatmak için mi 1000 geceden hayırlıdır denmiş.

0 0
‘’Tanrı’’nın gökten inen KADİR’i! -

‘’Tanrı’’nın gökten inen KADİR’i! Haydi bakalım; buyurun cenaze namazına! Hani böyle bir deyim vardı, eskilerden. Çok şaşırınca kullanırız. Aynen bu başlığı okuyunca, aklıma gelen sözler bu oldu! Sonra içeriği okumaya başladım. Bir Bismillah çekerek. Bakalım bu metni anlayabilecek, alt üst olan zihnimde taşları yerine oturtabilecek miyim? Bu zor elbette! Neden denirse, alın size bir itiraf: Ben de yazıdaki ilk bölümde geçen, ve cami cami KADİR’i arayanlardandım. –dım dedim. Çünkü bu sene, herhalde, bu yazıdan sonra bunu yapmam biraz ayıp kaçacak! Bu idrak bile ve bu şok, bence BENİM KADİR’İmi bulmamı sağlamıştır. Bu yüzden daha derin şükranlarımı iletiyorum, çok sağolun.

0 0
İnanın, Ramazan ayını her yıl dört gözle beklerim -

İnanın, Ramazan ayını her yıl dört gözle beklerim. Ben de bunun nedeninin ne olduğunu araştırdığımda, belirttiğiniz gibi, hem kozmik tesirleriyle, hem astrolojik etkileriyle farklı olabileceğini düşündüm. Kim bilir, bir de bu aya önem veren, samimi ve imanlı beyinlerin etkileri de buna ekleniyor. Ve bu ruhaniyet diğer 11 ayda yaşanamıyor. Gene sonlarına geldik, misafirimiz gitmek üzere. Ama umarım bizler bu aydaki oluşumları tüm senelere taşırız. Her sene daha da yenilenerek.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.