Kalbimize ilişen yılanlar

Kalbimize ilişen yılanlar DİN
0,0
24.12.2015 11:20:43
A+ A-

Eyyûb Peygamberin  bedenindeki  hastalıktan ortaya çıkan yaralara karşılık , bizim içimizde manevi ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyûb'dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz.

Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açıyor.

Hazret-i Eyyûb aleyhisselâmın yaraları, kısacık dünya hayatını tehdit ediyordu. Bizim mânevî yaralarımız, pek uzun olan sonsuz hayatımızı tehdit ediyor. Eyyup peygamberin  meşhur duasına, kendisinden bin defa daha fazla muhtacız.

Özellikle, nasıl ki o peygamberin yaralarından doğan  kurtlar kalb ve lisanına ilişmişler. Öyle de, bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan ortaya çıkan vesveseler, şüpheler?neûzu billâh?mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip Allahı zikretmekten  nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar.

Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.

Meselâ, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının haberdar olmasınsan çok utandığı zaman, melâike ve ruhaniyâtın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir delil ile onları inkâr etmek arzu ediyor.

Hem meselâ, Cehennem azabını netice veren   büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidâtını işittikçe tövbe ile ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin yokluğunu arzu ettiğinden, küçük bir delil ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor.

Hem meselâ, farz namazını kılmayan ve vazife-i ubudiyeti yerine getirmeyen bir adamın, küçük bir âmirinden küçük bir vazifesizlik yüzünden aldığı uyarıdan müteessir olan o adam, Sultan-ı Ezel ve Ebedin sürekli tekrar edilen emirlerine karşı farzında yaptığı bir tembellik, büyük bir sıkıntı veriyor.

Ve o sıkıntıdan arzu ediyor ve mânen diyor ki, keşke o ibadet vazifesi bulunmasaydı! Ve bu arzudan, bir mânevî İlahi düşmanlık hissi ortay çıkararak  bir inkâr arzusu uyanır.

Bir şüphe, Allah'ın varlığına  dair kalbe gelse, kesin bir delilmiş gibi ona yapışmaya meyleder; büyük bir helâket kapısı ona açılır.

O bahtsız bilmiyor ki, inkâr vasıtasıyla, gayet cüz'î bir sıkıntı vazife-i ubudiyetten gelmeye karşılık, inkârda milyonlarla o sıkıntıdan daha müthiş mânevî sıkıntılara kendini hedef eder. Sineğin ısırmasından kaçıp yılanın ısırmasını kabul eder.

Ve hâkezâ, bu üç misale kıyas edilsin ki, "Kazandıkları günahlar, kalblerini kaplayıp karartmıştır." Mutaffifîn Sûresi, 83:14. ayetinin sırrı anlaşılsın.

Rabbimiz bizleri günahlarından çabuk istiğfar eden ve tövbesi kabul edilen kullarından eylesin...Amin

Kaynak:

Bediüzzaman Said Nursi;Lemalar;İkinci Lema;Birinci Nükte

bulentbicer01@hotmail.com



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.