Kan ve Ruh

Kan ve Ruh DİN
2,0
18.12.2012 00:26:15
A+ A-

Ruh bedenin hapishanesidir.

- Michael Foucault
 
 
Tüm tek tanrılı dinler, hatta mitsel kökene dayanan pagan dinlerin çoğu 'ortak ata' motifini işler. Aden (Cennet) Bahçesinde sereserpe dolaşan bu ilk insan imgesine bilim de gönülden katkıda bulunur. Zamanın belirsizliğinde bir başlangıç ve son  arzu eden bakış açısını rahatlatacak kanıtlar durmadan üretilir. İnsan ırkının çeşitliliğini aşacak, ortak ideallerin temsili, ilk günahın, ilk fedakarlığın, ilk cinsiyetin yaratıcısı bir 'baba' sürekli aranır. Cinsiyetçi yaklaşımları eleştirenler için bu Toprak Ana'dır. Tüm uygarlığımızın üzerinde yeşerdiği, bütün savaşların uğruna verildiği, gidiş yönümüzü başlangıçta belirleyen sonra evlatlarına yenik düşecek kadar zayıflayan, can çekişen yaşam alanımız...
 

İnsanın bilinen tarihi boyunca karnını doyurmak için geliştirdiği ekonomik etkinlikler yaşam biçimini-konaklama türünü, nerede kalacağını, kimi eş seçeceğini, komşularını, bulunduğu yerin büyüklüğünü, dostunu, düşmanını- belirledi. Göbeklitepe'de bulunan tapınakların kitleler üzerinde bir ruh oluşturup kentleşmenin ve yerleşik yaşamın oluşmasını sağladığı ileri sürülse de gizil güçlere sahip bir kaya, görkemli bir 7 katlı kule, seçilmiş kavmin buluştuğu havra, İsa'nın kanı ve etiyle kutsadığı bir kilise ya da ilahi gücün son sözlerinin söylendiği bir cami etrafında hiçbir zaman bir  kent kurulmadı. Şehrin ruhu her zaman sonradan oluştu. Bilinen en eski şehirlerde birkaç kez kimlik değiştirdi. O kentin sokakları başka başka kanlarla sulandı.
 

Tanrıların ve peygamberlerin kimliği de hep zamanın ruhunu yansıttı. Çok bilmiş, çok satan araştırmacılar insan geninin uzaylılarca mutasyona uğratıldığını iddia edip mitsel öykülerde anlatılan kahramanların 'ziyaretçiler' olduğundan dem vursa da, bu para eden 'büyülü gerçekçilik' ancak dost sohbetlerinde biraz ilgi toplamaya hevesli, günlük yaşamın tekdüzeliğinden kurtulmak arzusundaki maceracılara hitap etti.
 

 Kuşkusuz o görkemli anıtlar, devasa mezarlar, heybetli tapınaklar insan aklının ve emeğinin ürünü. Belli bir ideolojiyi yansıtıyorlar ve hükümranlar bir döneme damgalarını vurduklarını göstermek için, güçlerini pekiştirmek adına insanların ve şehrin ruhunu değiştirebiliyorlar. Ayasofya'nın karşısına bir cami inşa etmek zaman ve para kaybı değildir. Bir dönemin kapandığının ve yenisinin iyice yerleştiğinin en belirgin işaretidir. Çamlıca tepesine dikilecek olanı da bu açıdan övülmeli ya da eleştirilmelidir.
 

Tarım toplumunun ilk aşamasında doğan güçlerini yansıtan ilahların çağı yaşandı. Ve her şehir koruyucu tanrısını edindikten sonra onun adına zenginlikleri paylaşamadığı diğer kentlilerin halkıyla kavgaya tutuştu. Bir tiranın idealleri hizasında birleşen şehirler bir üst kimlik edinip çoğu kez bütünleştirici tanrılarının hizmetine girdi. Ve seçilmiş kavmin üyeleri tüm dünyanın hizmetlerinde olacağını ilan ettiğinde tek tanrılı dinler çağı başlamıştı. Şüphesiz İbraniler bu savlarında yalnız değildi. Her ilk çağ imparatoru kendini dünyanın hakimi ilan ediyordu. Ancak onların tanrıları tarih sahnesinden silinip gitti, isimleri belirli bir kesim tarafından bilinir ve anılır oldu. Hiçbiri Ortadoğu'da yükselen 'Rab' kadar inanılan ve etlkili olan ilahi güç kadar dünya tarihinde belirleyici olmadı.
Yine de Musevilik evrensel bir din değildi. Ruhun kan üzerinden hayat bulduğuna inanılıyordu. Belli bir kavmin sonsuzluğa dek bahşedilmiş kazanımlarını içeriyordu.Belki hiçbir din mensubunun görmediği nefreti ve sürgünü bu yüzden Museviler yaşadı. Tapınakları iki kez yakıldı ve yeryüzüne dağılmak zorunda kaldılar. O vaad edilmiş toprakalarına ulaşabilme ümidiyle kuşaklar boyu yaşadılar. Kendi ruhlarını inkar eden kandaşlarını bile koruyup kimi zaman imtiyazlı malikanelerde, kimi zaman sıkıştırıldıkları gettolarında o kutsal nefesi içlerinde hissettiler.
Kan ve ruhu başarıyla harmanlayıp hem varolabilmek hem de dünyayı değiştirmek için çabaladılar.


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.