Klonlamanın Düşündürdükleri ve Tanrı İnancı

Klonlamanın Düşündürdükleri ve Tanrı İnancı DİN
2,6
13.11.2013 07:41:28
A+ A-

'Kader', 'hür irade', 'tasarım', 'tapınma', 'ödül-ceza' v.b. konularda anlatmak istediklerimize direkt insanı hedef alarak değil de kendimizi de işin 'kurucu' kısmının içine sokarak düşünmek ve dindarlardan bazı soruların cevaplarını almaya çalışmak belki daha yararlı olur düşüncesiyle bu konuyu açıyorum.

İmdi, klonlanmış bir insan düşünelim. Bu kişiyi biz klonlamış olalım. (Uçuk bir örnek mi? Hayır, olabilme ihtimali var). Şimdi dindarlardan, bu klon hakkında şu soruları cevaplamalarını ve üzerine düşünmelerini rica ediyorum;

- Klonu tasarlayan kişi Tanrı değil de biz olduğumuz için, Tanrı'ya şirk koşmuş mu olduk?

- Eğer şirk koşmuşsak, tasarlama gücümüz olduğu halde bunu kullanmayacak mıyız? Kullanmamamız, bu güce sahip olduğumuz gerçeğini değiştirir mi? O halde Tanrı bunu kullanmamamızı istemekle kendi kendini mi kandırıyor?

- Klonu biz yarattığımıza göre, Tanrı'ya mı ibadet etmeli bize mi? (Bize olması lazım)

- Klonun, onu yapan bizler yerine Tanrı'ya yönelmesine -çevrenin etkisiyle Tanrı'ya yönelmiş olsun- benzer bir hatayı, insanlar da yapıyor olabilir mi? Başka gezegenlerden gelen üstün canlılar bizi yapmış ve biz onları bırakıp Tanrı diye bir şeye tapmış olabilir miyiz?

- Klon önceden programlı mıdır? Eğer öyleyse onun kaderini biz mi yazmış oluyoruz? Hür iradesi var mı?

- Eğer klon programlı ise, onu ''sınava'' tabi tutmamızın ne faydası olacak? (Programın dışına çıkamaz ki, zaten o programı da biz yazdık!)

- Eğer klonun hür iradesi olursa, onu artık kul veya hizmetçi olarak görebilir ve bize itaat etmesini bekleyebilir miyiz? Bu ahlaklı bir tutum olur mu?

- Eğer klonu sınava tabi tutarsak ve bu sınavı kazanırsa, ona vereceğimiz ödülün, içinde bir sürü huri olan bir yeşillik olması mı mantıklıdır yoksa onun da artık bizler gibi hür ve kendinden sorumlu olması mı? Yani artık karşımızda aşağı durumda olmaması gerekmez mi?

- Eğer klondan memnun değilsek ve cezalandırmayı istiyorsak, artık hür iradeli biri olduğu için, sırf dediğimizi yapmadı diye onu cezalandırmamızın ne anlamı var? Eğer dediklerimizi yapması gerekiyorduysa hür iradeyi neden verdik? Hür iradesiyle bize robotluk yapmayı kabul etmesi için mi? Bu ahlaklı bir yaklaşım mı? Ondan verdiğimiz hür iradeyi reddedip bize kul olmasını beklemek, yani hür iradeyi bir elimizle verip öbür elimizle geri almayı istemek doğru bir tutum olur mu? Kulluk yapmayı kendi iradesiyle kabul etmesini isteyeceksek, o zaman hür iradeye hiç değer vermemiş olmuyor muyuz?

- Klonu cezalandırırken, basitçe gidip onu yok etmek veya yeniden düzenleme yapmak yerine, neden sonsuza kadar ateşte yakmayı düşünüyoruz? Bunun mantığı ne?

- Hür iradeli klonumuz, hür iradeyi kazandığı andan itibaren artık bizimle aynı haklara sahip ve bizden biri olmuyor mu? (Hatırlatma: ''O vakit ikisinin de (Adem ve Havva) gözleri açıldı ve iyi ile kötüyü bilerek Tanrı gibi oldular'')

- Kendi iradesine sahip olan bir klonun emellerimize alet olmaması ve kendi başına hareket etmesi için onu bilinçlendiren, ona özgürlük kapısı açan birinin (yani içimizden vicdanlı birinin) ''Şeytan'' olarak adlandırılıp kötülenmesi doğru mudur?

- Klon açısından bakarsak, bu klon bizleri mi daha çok sevmeli yoksa o ''şeytanı'' mı?



ETİKETLER: Haber, Haberler, zaman, ödül, , örnek

YORUMLAR

İMTİHAN DA NEDİR Kİ? -

Klon insanı tasarlamak, hayal etmek niye şirk olsun? İnsan en uçuk, en olmaz şeyleri de hayal edebilecek kapasitede yaratılmış. Hiç olmayacak imkansız şeylere varlık rengi vermektir, yanlış olan. (Eğer şirk koşmuşsak, tasarlama gücümüz olduğu halde bunu kullanmayacak mıyız? Kullanmamamız, bu güce sahip olduğumuz gerçeğini değiştirir mi? O halde Tanrı bunu kullanmamamızı istemekle kendi kendini mi kandırıyor?) Parentez içersindeki cümlenizin, nasıl bir çelişki içerdiğini görmüyor muyuz? Ben yarın güneşin doğmayacağını tasarlasam, bu tasarlama gücümü kullanmayacak mıyım? Buyur kullan ama, bu işe varlık rengi vermemiz çıkmaz sokak. Tanrı bu tasarlama gücünü kullanmamamızı istemesini de nereden çıkardınız? Bana kalırsa, siz güneşin yarın doğmayacağını tasarlamanız gibi, tanrının da insana tasarlama gücü verdiği halde, bu tasarlama gücünü kullanmayacağını istemiş olamaz mı? diye de düşünüyorsunuz.. Hoca değilim ama Kuranda ‘bir’den çok ilah olsaydı, şöyle şöyle olurdu… diyen çok ayetler var. Bir şeyin mahiyetini bilmemiz ayrıdır, varlığını kabul etmemiz ayrıdır. Özgür irade bana verilmiş mi? Bu özgür irade içersinde, yarın benim ne halt edeceğimi bir başkasının bilmesi, niye ahlak dışı olsun ki? Özgür irade içersinde bana yaşam proğramı çizilmesi, özgür irademi kullanmağa engel olmuyor. İnsana düşen vazife, kim bu proğramı çizerek bana hayat verip beni ve kainatı şimdi idare ediyor, benden ne istiyor, maksadı nedir, diye düşünmek. Özgür irade-Yaratıcı proğramının mahiyetini tam bilemiyebilirim, realitede hiçbir insana zorlama yapılmıyor. Sizin bu yazınız, buna bir örnek. Zeki bir öğretmenin öğrencisinin derslerdeki tavrından dolayı, kırık not alacağını ve sınıfta kalacağını önceden söylemesi, öğrenciyi sevmediğini değil, tersine onu çok sevdiğini göstermez mi? Sayın Fırat, bu savaşlar ve kızlar ayağını geç. Sizler ve bizler kainata nasıl bakılmasının eğitimini almalıyız. Sanatsız, proğramsız, tasarımsız bir şey görebiliyor muyuz? Nereye bakarsak yaratıcının özelliklerinin yansımasını görüyoruz. Kendi kendine oluşan bir şey, bir örnek gösterebilir miyiz? Hazırladığımız test sorularında beş şıktan biri doğru, dördü yanlıştır. Kainat sınıfında ise gördüğümüz sayısız, sonsuz şıkların hepsi yaratıcısına işaret ediyor. İşaret parmağına değil, asıl işaret edilen noktaya bakmak lazım değil mi? Bize düşen vazife, nefsimizden gelen vehmimiz ve hayalimize varlık rengi vermemek. Bize verilen bir soruda, beş şıktan beşi de doğru olmasına rağmen, nefsimizin uydurduğu, gerçekte var olmayan ve hiçbir zaman da gerçekleşmeyecek olan altıncı bir şıkkı türeterek işaretlemek; yok olana varlık rengi vermek, kafamızı kuma gömmek bu olsa gerek. Size cevap yetiştirmek gibi bir zorunluluğum yok ama ben de bu konuları düşünüyorum. Saygılarımla.

0 2
Kopyacılık hoş değildir -

Bir yorumcu, yukarıdaki yazınızda, "klonlamanın ahlaka aykırı olup olmadığını" sorguladığınızı söylemiş. Oradan başlayalım. Evet klonlama ahlaka aykırıdır. Çünkü klonlama, "hem lisanssız, hem de gereksiz" bir üretimdir. Klonlamayla meydana gelen varlık, diyelim insan, tümüyle klonlayanın ürünü değildir. Zira o yalnızca, "yaratıcı kudreti" taklit etmiştir. Yani (diyelim) bir koyundan aldığı hücreyi, dişi bir koyunun içi boşaltılmış yumurta hücresine yerleştirerek döllenmeseni sağlamıştır. Yaptığı sadece budur. Halbuki bu iş, tüm canlılarca (öyle laboratuar ortamlarında yüzbinlerce dolar harcanmadan) kolaylıkla yapılabilmektedir. Kabullenmek istemesenizde buradaki asıl bilgi, yöntem ve patent Allah'a aittir. Çünkü, meydana gelen canlı yani klon, "beden hücrenin" alındığı koyunun özelliklerini taşımaktadır. Yani klon ürünün DNA'sı, klonlayan tarafından yeniden kodlanmamaktadır. Açıkçası klon da, inkar ettiğin yaratıcı kudretin, ezelde takdir buyurduğu genetik kodlara göre oluşup gelişiyor. Örneklemek gerekirse bilim adamlarının yaptığı, İtalya'da tedavülden kalkmış Fiat modelinin kalıplarını Türkiye'ye getirip Şahin, Doğan üretmeye benziyor. Yani klonlayan bir şey yapmıyor, yalnızca hazır kalıptan mal üretiyor. Sanırım anlamışsınızdır. Başlamışken, hür irade ve serbest bırakma meselesine de bir örnek verelim. Diyelim çocuğunuza, sınırsız özgürlük tanıdınız. "İstediğini yapmakta serbestsin, çünkü sen benim evladımsın" dediniz. Akşam eve geldiğinizde televizyon paramparça, camlar yerde, koltuklar ters dönmüş, tüm eşyalar yerlerde, üstelik çocuk ihtiyacını bile salondaki halının üstüne yapmış! Naparsınız? "Bravo, çok iyi yapmışsın hür iradeli çocuk (!)" mu dersiniz? Sonuç, düzen ve huzur için disiplin gereklidir. Allah insanı hür iradesiyle yaratmıştır ama hayatın, ancak belli kurallara göre yaşandığında anlam kazanacağını da hatırlatmıştır. Uyan kazanır, uymayan kaybeder. Hür irade neye yarar diyorsanız onu da söyleyeyim. Seçmeye... Allah insana müdahale etmiyor o, yaptıklarıyla kaderini kendi belirliyor. Kur'an kıyamet için, " O gün kimseye zulmedilmez. Herkes yaptığının karşılığını alır" diyor. Demek ki ceza, işlenen eylemin karşılığı oluyor.

1 1
Klonlama nedir ki yorumunu yapana -

Sanırım yazarın ne demek istediğini anlamışsın ya da senin inanç yapına ters olduğu için anlamak istemeyip önyargılı yaklaşmışsın. Konu 1 klon yaratıp kendini tanrı yerine koymak değil. Konu herşeyi bilen hür irade verdim diyip sonra kurallar koyup uymayanları cezalandıran ya da kaderi yazdığı, geçmişi geleceği, ömrün boyunca kaç kez nefes alacağını bile bilen ve bunun kararını veren ilahi güç olarak adlandırılan gücün sonra da yaptıklarınla ilgili olarak seni cezalandırıyor olabilme düşüncesinin nasıl ahlaka aykırı olmayacağını sorgulamış. Sen kainatın yaratılmasına getirmişsin olayı. milyarlarca gezegen(şuan için bilinen) kainatın size söylendiği pardon söylenmedi aslında ademoğullarını teste sokmak için yaratıldığını söylüyorsun. Ateizm dünyanın aydınlık olması için tek yoldur dinlerin getirdiği karanlığı şuan ve tarihte çok rahat görebiliyoruz. Savaşlar ya din için ya da para için yapılıyor. Küçücük kızlarla birlikteliğe din olanak sağlıyor ve bu cehaletin bitmesini büyük ölçüde din engelliyor. kadınları küçümsemesinden bahsetmiyorum bile.

3 3
KLONLAMA NEDİR Kİ? -

KLONLAMA: "Bedensel hücre çekirdeği aktarımı" yöntemiyle oluşturulmuş embriyoların gelişmesiyle ortaya çıkan canlılardır. Bu yöntemde, yetişkin bir canlıdan alınan hücre çekirdeği, hücre çekirdeği çıkarılmış bir embriyo hücresine aktarılır.'' Şayet klonlama olayı, insanda yaratılıyorsa, onun programı nasılsa öyle cereyan eder, sen hiçbir şey yaratmıyorsun. Sen bu yazıyı okuyup değerlendirirken dahi yaratılan trilyonlarca olayı, kendin mi yaratıyor zannediyorsun? Evet ise o zaman beyninde ne olup bittiğini anlat bize... Senin bir şeyi isteyip istememen (cüz'i irade), kâinattaki var olan kurallara uyman; o şeyi senin yarattığın anlamına gelmez. Bunu anlamıyorsak, bizde patolojik bir durum var. Klonlamada fiziki çok benzerlik dışında; ayrı, bağımsız bir ruhu olacağından sizin sorularınızın bir geçerliliği yoktur: Klon insana ayrı bir program vermek gibi. İnsanlar var olan kurallara göre hareket etmek zorundadır. Şunu unutmayalım: Kâinat programlar ve tasarımlar bileşkesidir. Kâinatta programlanmamış hiçbir şey gösteremezsiniz. Kafamızı kuma gömmekle, avcıdan kaçamayız; gözümüzü yummakla sadece gündüzü kendimize gece yaparız. Ateizmin aydınlık bir dünyada yeri yoktur. Stalinler, Leninler nerede şimdi? Yolculuk devam ediyor, kimse durduramıyor. Yolcu, yolunu düşünmeli, yaratılan kâinat rehberliğinde hareket etmelidir.

3 4
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.