Kötülüğün derinliğine bir yolculuk

DİN
1,0
23.09.2013 12:38:11
A+ A-

Ahlak anlayışımızın kutsal kitaplar sayesinde oluşturulduğunu söyleyebilir miyiz? Ahlaki iyi ve kötü davranışlar; insanların karşılıklı etkileşimi sayesinde ortaya çıkar.

İfade özgürlüğüne inanırız ve tartışmalarımızda hemfikir olmadığımızda bile bu değeri koruruz. Vergilerimizi öderiz; aldatmayız öldürmeyiz; bize yapılmasını istemediğimiz şeyi başkalarına yapmayız.

Bu yararlı kuralların bazılarına kutsal kitaplardaki kötü öykülerin içinde gizlenmiş olabilir; bu doğrular hiç kimsenin benimsemeyeceği olayların içinde olsa bile İyi ilkeleri kötülerden ayırt edecek kıstaslar yoktur.

Bütün kutsal kitaplarda değişik versiyonlarla ortaya konmuş olan İbrahim'in öyküsüyle başlayalım.(üç büyük tek Tanrılı dinin kurucu babasıdır) "

"Uzun yaşantısının başlarında Mısır'a karısıyla gider ama Mısır Firavununa; karısını kardeşi olarak tanıtır. Çünkü karısı olarak tanıtsa hayatının tehlikeye gireceğini düşünür. Karısı firavunun haremine girer ibrahim 'de bu dostluktan yaralanarak zengin olur; Mısır'ı kıtlıktan kurtarır.

Fakat Tanrı bu yakınlaşmadan memnun olmadığı için Firavun ve ülkesine kötülük gönderir. Buradaki olay kaypaklığın bir göstergesi değil midir?

(yaradılış12:18 )

Bizim kutsal kitabımızda ise İbrahim'in olayı daha büyük ahlaksızlığı dile getirir; Tanrı İbrahim'e oğlu İsmail'i yakarak kurban etmesini emreder.

İbrahim odun tedarik eder ve İsmail 'in gözlerini ve ellerini bağlar; tam ateşe verirken melek çıkagelir Tanrının şaka yaptığını; inancını sınamak için ayarttığını söyler. Tabii çağdaş ilahiyatçılar bunun gerçek olay olarak görülmemesini söylerler.

Peki bunlardan nasıl ders çıkarmalıyız; ahlaki ders çıkarılabilir mi?

Tanrı insanı kaypaklığa, kadını kendini korumak adına başkasına satmaya, veya İsmail olayında ki gibi çocuğa orantısız güç kullanmaya nasıl teşvik eder? İbrahim'in uygun olmayan davranışına kızarak Firavun ve ülkesinin tümüne cezayı neden reva görür?

Bu olaylardan nasıl ahlaki ilke çıkarabiliriz?

Bu durumda ahlaki kurallarımızın kaynağı olarak, dini öyküler ve Peygamberlerin yaşam öyküleri referans olarak  alınamaz gibi görünüyor; ama ilahiyatçılar bu öykülerin sembolik olduğunu söylemelerine rağmen halk bunları sembollerden uzak bir şekilde olduğu gibi değerlendirmektedir.

Nuh tufanı da her kutsal kitapta işlenmiştir. (Bu da bütün kutsal kitapların birbirinden etkilendiğinin göstergesidir.)

Tanrı yoldan çıkmış halkı cezalandırmak için her varlıktan bir çift alıp Nuh'un gemisine bindirir.

Bu öyküden etkilenen insanlar her doğal felaket sonucunu; "Tanrı insanlar yoldan çıktığı için oluşturulduğunu" düşünürler.

Asla depremin veya kasırgaların doğa olayı değil de yoldan çıkan bir kaç insan yüzünden tüm bölgenin cezalandırılması olarak kabul ederler.

Buradan nasıl bir sonuca ulaşabiliriz?

Demek ki kutsal kitaplardaki öyküler insanları doğru değerlendirmeler yapmalarına veya ahlaki iyiyi bulmalarına yardımcı olmuyor.

Ayrıca olay burada kalmıyor; insanların kötü davranış olarak kabul ettiği olayları dinsel inanç gereği, iyi davranış olarak görüp yapılabilir davranış sınıfında görmesi çok daha vahim...

İsrailli Psikolog George Tamarin'in bir deneyini burada açıklamak, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Tamarin vaad edilmiş topraklarla ilgili Joshua kitabındaki Jericho savaşını yedi sekiz yaşındaki deney grubuna okur.

Kitapta şu yazar: Josuha insanlara şöyle dedi; Bağırın; çünkü Tanrı bu şehri size verdi. Her şeyi yıkın, yok edin. Sadece kıymetli madenleri Tanrının evinin hazinesine koyun.

Bu deneyde masum çocukların tümü, bu olayın kötü olmadığını belirtmişler.

"Sadece biri Jericho'daki evleri yıkmamalıydılar, İsraillilere kazanç sağlayabilirdi" diyerek karşı çıkmıştı.

Bu deney daha sonra kutsal öykü içeriği aynen tutularak olay Çin'de geçiyor gibi aktarılmış, herkes bu yıkıma karşı çıkmış.

.Amerikan fizikçi Steven Weinberg  de şöyle der; din olsa da olmasa da iyi şeyler yapan veya kötü şeyler yapan insanlar hep olmuştur.

Ancak iyi insanların kötülük yapması için din gereklidir. Çünkü din adına yapılan soykırımlar ve idamlar normal karşılanmıştır.

Kosova'dan Filistin'e Hindistan'a kadar inatçı düşmanlıklarda dinin etkisi siyasi olaylardan daha etkili olmuştur.

Hindistan'da bir milyondan fazla kişi Hindu ve Müslümanlar arasındaki dinsel çatışmalar sırasında katledilmiştir.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

İsmail Hakkı Cengiz -

İlginç bir bakış açısı... İsmail Peygamber'in yakılamasıyla ilgili emri ilk defa yazınızda okudum. Yaygın bilgi "kurban edilmesi" emri şeklinde! Şimdiki bilgi seviyesinde dine ihtiyaç yok gibi görünse de; dinin işlevini "cahiliye" toplumlarını düşünerek tartışmak lâzım. O vakitler, medenileşmek için elzemdi. Bununla beraber; " Ancak iyi insanların kötülük yapması için din gereklidir. Çünkü din adına yapılan soykırımlar ve idamlar normal karşılanmıştır." yargınıza katılırım. Tabii her iyi insan kötülük yapmak için dini kullanmıyor. Dini kullanan da gerçekten "iyi insan mıydı?" suali de tatışılabilir! Selâmlar...

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.